Kimberly Guilfoyle'un görevden alınması Washington'da beklenmedik bir gelişme olmadı. Marco Rubio bir hafta önce Atina'daki çalışmalarını sıcak sözlerle övmüştü, ancak haberler birbiri ardına gelmeye devam etti.
Ardından hem Donald Trump hem de JD Vance'in oldukça soğuk tepkileri geldi. Bu tepkiler, Atina'daki Jefferson House'un sakini için sürenin işlemeye başladığı izlenimi uyandırdı.
Dikkat çekici olan ise olayların ne kadar hızlı geliştiği ve Trump'ın Washington'da kendi insanlarından sayılan birini ne kadar çabuk gözden çıkardığıydı.
Sonuçta bu, siyasi kariyerini baskı altında geri adım atmama fikri üzerine kuran bir ABD başkanı. Hata yapmayı kolay kabul etmiyor ve saldırıya uğradığında neredeyse her zaman karşı saldırıyı tercih ediyor.
Beyaz Saray'ı baskılayan iki etken
Peki Trump bu kadar hızlı neden harekete geçti? Görünüşe göre iki etken Beyaz Saray'ın hesaplarını etkilemiş.
Birincisi, Trump'ın Guilfoyle ile yıllardır süren yakın kişisel ve siyasi bağları nedeniyle davanın başkanın kendisi için kalıcı bir siyasi zarar kaynağına dönüşme riski.
İkincisi ise kasım ayındaki ara seçimlerden yalnızca üç hafta önce partisinin içinden gelmeye başlayan huzursuzluk işaretleri.
Ortaya çıkanlar, Wall Street Journal ve Demokratların soruşturma çağrısı
Birinci etkene gelince, Trump Guilfoyle'un Atina'da kalmasının beklediğinden çok daha uzun süre kendisini siyaseten savunmasız bırakabileceğini fark etmiş olabilir. Wall Street Journal'a göre ABD başkanı, tekrarlanan ifşaatların seçimler öncesinde kamuoyundaki imajına verdiği zarardan endişelenmeye başlamıştı.
İddialar arasında, diğer şeylerin yanında, finansal yardım karşılığında devlet yetkililerine erişim sağlanması ve Guilfoyle'un Yunanistan'daki belirli iş çevreleriyle bağları yer alıyor. Guilfoyle suçlamaları reddediyor ve kamuoyuna yansıyan mesajların gerçekliğine itiraz ediyor.
Demokratlar ise iddiaların soruşturulması çağrısını şimdiden yaptı. Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nin en üst düzey Demokrat ismi Gregory Meeks, Dışişleri Bakanlığı Başmüfettişi'nin devreye girmesini ve Guilfoyle'un komite üyeleri önünde yemin ederek ifade vermesini istedi.
Cumhuriyetçilerin 3 Kasım seçimlerinde Temsilciler Meclisi'ndeki çoğunluğu kaybetme riskiyle karşı karşıya olması, Trump'ın ertesi günü de düşünmek zorunda olduğu anlamına geliyor.
Demokratlar ocak ayından itibaren çoğunluğu ele geçirirse Kongre soruşturmaları başlatabilecek, tanıkları çağırabilecek ve yönetimden belge talep edebilecek. Bu durumda dava aylarca sürebilir ve Trump'ın ikinci döneminin sonuna kadar Washington'ı meşgul etmesi de olasılık dışı değil.
Dolayısıyla Guilfoyle'u görevden almak, başkanın uzunluğunu ve siyasi boyutlarını öngöremediği bir dava karşısında kişisel riskini erkenden sınırlamanın bir yolu olmuş olabilir.
Cumhuriyetçi Parti'de çatlaklar
Beyaz Saray'ın endişelenmesi için bir ikinci neden daha vardı. Bu da Cumhuriyetçi Parti içindeki tepkilerle ilgiliydi.
Bunun açık bir örneği, Senato'daki Cumhuriyetçi lider yardımcısı John Barrasso'nun tutumuydu. Barrasso pazar günü CBS'e partisinin seçimler öncesinde karşılaştığı zorlukları anlattı. Wyoming'deki seçmenlerden duyduğu yüksek motorin fiyatlarına ilişkin kaygıları dile getirdi ve Trump'ın enerji politikasını savundu.
Ancak birkaç dakika sonra kendisine Guilfoyle sorusu yöneltildi. Barrasso ifşaatları çok endişe verici bulduğunu söyledi ve Senato Dış İlişkiler Komitesi'nin denetim görevi kapsamında davayı inceleyeceğini açıkça belirtti.
Hatta bir devlet yetkilisinin yönetim figürlerine erişim karşılığında para istemesini kabul edilebilir bulup bulmadığı sorulduğunda "hayır" yanıtını verdi. Ardından sohbeti Cumhuriyetçilerin seçim öncelikleri konusuna geri çekmeye çalıştı.
MAGA hareketinin imajına darbe
Barrasso'nun kamuya yansıyan açıklamaları, davanın Cumhuriyetçi liderliğin en üst kademelerinde bile kaygı yarattığını gösteriyor. Bunun nedenini anlamak da zor değil.
Guilfoyle, bir anda manşetlere çıkan bilinmeyen bir diplomat değil. Atina'daki görevine çok önce başlamadan Amerikan siyasi hayatında yer edinmiş ve MAGA hareketinin en tanınan yüzlerinden biri olmuş.
Bu nedenle olay kolayca üstü örtülebilecek bir dava değil.
Bu günlerde bölgelerine dönüp miting miting dolaşan Cumhuriyetçi milletvekilleri, kendi tarzlarındaki Yunan kahvehanesi buluşmalarında enflasyon, fırlayan yakıt fiyatları ve İran'daki savaşa ilişkin seçmen kaygılarıyla zaten uğraşmak zorunda.
Şimdi bir de kanıtlanırsa savunulması son derece zor olan iddialara cevap vermek zorunda kalabilirler. Özellikle de MAGA hareketinin güçlü popülist ve işçi sınıfı özellikleri taşıyan seçmen tabanı karşısında.
Guilfoyle, Trump hareketinin tam kalbinden geliyor. Hakkındaki iddialar ise Trump'ın Washington'u kişisel çıkarlardan ve siyasi pazarlıklardan arındıracağını söyleyerek seçmenlerine ortadan kaldırmayı vaat ettiği uygulamaların tam kendisiyle ilgili.
Tüm bunlar, Trump'ın neden bu kez bir kavgaya girip iç çevresinden birini savunmak yerine onu kısa sürede kapıdan çıkarmayı seçtiğini açıklayabilir.
Kararında neyin en çok ağırlık taşıdığını elbette kesin olarak kimse bilmiyor. Trump ve yardımcıları iddiaların tek başına Guilfoyle'un görevden alınmasını gerektirecek kadar ciddi olduğunu düşünmüş olabilir. Ama onu tutmanın hem kendisi hem de partisi açısından siyasi bedelini de tartmış olabilirler.
Her hâlükârda Guilfoyle'un birkaç gün içinde görevden alınması Trump'ın elindeki bir karardı. Davayı kapatıp kapatamayacağı ise artık yalnızca ona bağlı değil.