Yunan yetkililer, 18 Temmuz'da Atina'nın Kypseli semtinde 7 Evelpidon Caddesi'ndeki terk edilmiş bir binada bavul içinde bulunan kadın cesedinin kimliğini tespit etti. Bavul, bölgedeki bir evsiz kişi tarafından fark edildi. Bu gelişme, halen devam eden soruşturmada elde edilen ilk büyük bulgu oldu.
Yetkililere Washington'daki Interpol ofisinden gönderilen resmi bir belgeye göre kurban, Şubat 1988 doğumlu bir İngiliz vatandaşı. Yunan basınına yansıyan bilgilere göre kurbanın tam adı Elizabeth-Jane Ross olarak belirlendi. Yetkililer, kurbanın bir İngiliz vatandaşı olduğunu doğrularken, ailesine bilgi verildiğini de ekledi. İngiltere'nin Yunanistan Büyükelçiliği konu hakkında bilgilendirildiğini ancak daha fazla yorum yapmadı.
Yunan basınına göre gözlerden kaçmayan bir diğer detay ise kadının cesedinin bir çöp torbası içinde ve beze sarılı halde bulunması. Kadının kızıl saçlı olduğu ve saçını topuz yaptığı, siyah bir tişört ve şort giydiği, dövme ya da belirgin iz taşımadığı belirtildi. Kurbanın İskoçya doğumlu olduğu da gelen bilgiler arasında.
Kimlik tespiti, Yunan Polisi Cinayet Bürosu için bir dönüm noktası oldu. Yunan veri tabanlarındaki ilk aramalar sonuç vermemiş, kadının kim olduğu uzun süredir belirlenemiyordu. Cesedin bulunmasından 11 gün sonra, 27 Temmuz Pazartesi günü Interpol Washington, kurbanın 38 yaşında, baş harfleri E.R. olan bir İngiliz kadın olduğunu Yunan yetkililere bildirdi.
Cesedin bulunmasının hemen ardından ekipler kurbandan parmak izi aldı ancak bu bilgilere Yunan polis veri tabanlarında rastlanmadı. Yapılan ilk incelemede kadının yaklaşık 1,65 metre boyunda olduğu, giyinik olduğu ve vücudunda belirgin bir yaralanma izi bulunmadığı belirlendi. Ölümünün, cesedin bulunmasından yaklaşık beş ila yedi gün önce gerçekleştiği tahmin ediliyor. Otopsi sonuçlarına göre kavga veya yaralanma belirtisi olmadığı ifade edildi. Ölüm nedeni henüz açıklanmadı. Yunanistan'da İngiliz turist ölümlerine sık rastlandığını ancak bu tür olayların çok nadir olduğunu belirten yetkililer, olaya 'cezai bir eylem' olarak yaklaştıklarını ifade etti. Polis sözcüsü Konstantina Dimoglidou, Skai TV'ye yaptığı açıklamada, "Cesedin bulunma şekli nedeniyle olay cezai bir eylem olarak ele alınıyor" dedi.
Yetkililer ayrıca kayıp yakınlarının polise başvurarak örnek vermesi üzerine kayıp kişi vakalarıyla DNA karşılaştırması da yaptı. Ancak bu karşılaştırmalardan da bir sonuç alınamadı. ABD'li yetkililer ise DNA analizine dayanarak kimlik tespiti için gerekli kanıtları sağladı.
Elde edilen ipuçları kurbanın Yunan olmayabileceğini gösterince ekipler aramalarını uluslararası çapta genişletti. İskoçya Polisi (Police Scotland), Yunan yetkililerle irtibat halinde olduklarını doğrularken, İngiltere Dışişleri, Milletler Topluluğu ve Kalkınma Ofisi (FCDO) de konsolosluk desteği sağladıklarını ve yerel makamlarla temasta olduklarını açıkladı.
Dikkat çeken bir ayrıntı ise kadının üzerinde bulunan ve bir Fransız üniversitesinin adını taşıyan şort oldu. Bunun üzerine polis, yabancı polis teşkilatları ve Interpol ile bilgi paylaşmak için uluslararası iş birliği kanallarını devreye soktu.
Soruşturma kapsamında, İngiliz kadının Yunanistan'a Kıbrıs üzerinden geldiği ve yolculuğuna ABD'den başladığı belirlendi. Yetkililer, kadının ülkeye yalnız mı yoksa bir grupla mı geldiğini araştırıyor. Havayolu şirketlerinden de bu konuda bilgi istenirken, araştırmacılar kadının Yunanistan'a yolculuğunu yeniden yapılandırmaya ve yalnız seyahat edip etmediğini belirlemeye çalışıyor. Yetkililer, güvenlik kamerası görüntülerini inceleyerek kurbanın ölümünden önceki hareketlerini izlemeye çalıştı. Yunan ve Kıbrıs polis ekiplerinin, cesedi bırakarak kaçan kişinin yakalanması için iş birliği yürüttüğü bildirildi. Yunanistan ve Kıbrıs'taki yetkililer uçuş kayıtlarını ve otel rezervasyonlarını tararken, Yunan yetkililer İngiliz araştırmacıların da soruşturmaya katılması ihtimalini dışlamadı.