ABD ile İran, savaşı kalıcı biçimde sona erdirmek için müzakere masasında 60 günden az zamanlarının kaldığını biliyor; ne var ki bu ay imzalanan geçici anlaşmanın yorumu konusunda bile iki taraf hâlâ birbirinden ayrışıyor.
Tarafların bir sonraki ne zaman buluşacağı bile belirsiz. Kıdemli İranlı müzakereci Kazem Garibabadi, Pazartesi günü X hesabından yaptığı paylaşımda "Durum hassas ve karmaşık" dedi.
Görüşmeler, acil soruların yalnızca birini oluşturuyor. Diğerleri arasında Hürmüz Boğazı meselesi öne çıkıyor: ABD boğazın açık olduğunu söylerken İran denetim hakkını bırakmak istemiyor. Bu anlaşmazlık, her iki tarafın da günlerce sürdürdüğü ve Pazartesi itibarıyla durma noktasına geldiği görünen karşılıklı askeri saldırılara yol açtı.
Çatışmanın henüz çözüme kavuşmadığını gösteren temel sorunlara — Lübnan'daki süregelen savaş dahil — iki tarafın tutumlarıyla birlikte bakıyoruz.
Yeni görüşmeler bekleniyor, bir noktada
ABD NE DİYOR:
Cumhurbaşkanı Donald Trump, Pazartesi günü sosyal medyadan şunu paylaştı: "İRAN TOPLANTI İSTEDİ. YARIN DOHA'DA GERÇEKLEŞECEK!"
İRAN NE DİYOR:
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bağai ise Pazartesi günü "Önümüzdeki günlerde hiçbir düzeyde ABD tarafıyla müzakere toplantısı planlanmadığını" açıkladı.
PERDE ARKASINDA NELER OLUYOR:
ABD ile İran'ın, İran'ın tartışmalı nükleer programı da dahil olmak üzere kalıcı bir barış anlaşmasına varması için Ağustos ortası civarında bir son tarih bulunuyor.
Üst düzey müzakerecilerin masaya dönmesinden önce, alt düzey diplomatları kapsayan teknik görüşmelerin yapılması gerekiyor. Arabulucular süreci hızlandırmak istiyor; Katar'la birlikte kilit arabulucu konumundaki Pakistan, görüşmelerin Salı günü yeniden başlayacağını duyurdu.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Pazartesi günü Fox News'e verdiği demeçte, özel temsilci Steve Witkoff ile Trump'ın damadı Jared Kushner'ın İranlılarla görüşmek üzere Katar'a gittiğini ve teknik müzakerelerin kenar toplantılar şeklinde yürütüleceğini söyledi.
Öte yandan İran devlet medyası daha sonra Bağai'den şu açıklamayı aktardı: Bir uzman heyeti bu hafta Katar'a gidecek, ancak herhangi bir ABD görüşmesi planlanmıyor.
Masada ele alınacak pek çok konu var: Hürmüz Boğazı'na ilişkin düzenlemeler, İran'a yönelik yaptırım muafiyetleri ve İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoğunun geleceği bunların başında geliyor.
Ancak anlaşma, ileri müzakereler başlamadan önce çatışmanın durması gerektiğini şart koşuyor. Hafta sonu yaşanan karşılıklı ateş açma olaylarının ardından İran, Pazar günü görüşmeleri "tamamen durdurabileceğini" açıkladı. Pazartesi günü her iki taraf da saldırılarını duraksattı; Tahran ise bu sessizliğin sürup sürmeyeceğini gözlemliyor olabilir.
Hürmüz Boğazı teorik olarak gemiciliğe açık
ABD NE DİYOR:
Geçici anlaşmaya göre Hürmüz Boğazı açık durumda.
İRAN NE DİYOR:
İran, boğazı yönetme hakkını elinde tutmakta ısrar ediyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi, Pazar günü şu uyarıyı yaptı: "İran İslam Cumhuriyeti'nin şu anda yürüttüğü düzenlemelerden bağımsız yeni bir yapı oluşturma girişimi, yalnızca yeni komplikasyonlara yol açar, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını geciktirir ve gerilimi tırmandırır."
PERDE ARKASINDA NELER OLUYOR:
Savaş öncesinde dünya petrol ve doğal gaz ticaretinin beşte birinin geçtiği bu su yolunda İran, çatışma sürecinde güçlü bir koz keşfetti.
Geçici anlaşma, İran'ın boğazdan geçen ticari gemi trafiğini derhal kolaylaştırmasını öngörüyor; İran'ın Umman ve diğer Körfez ülkeleriyle birlikte serbest geçişi güvence altına alan uluslararası hukuk çerçevesinde su yolunu yönetmesine izin veriliyor.
İran ise gemi sahiplerinin kendi belirlediği güzergahları kullanmasını ve İran makamlarıyla koordinasyon kurmasını şart koşuyor; ABD öncülüğünde oluşturulan ve Umman kıyılarından geçen yeni güzergaha itiraz ediyor. Hafta sonundaki çatışmalar da bu anlaşmazlıktan kaynaklandı.
Trump yönetimi, iki tarafın da geri adım attığı ve gemilerin boğazdan serbestçe geçebildiği varsayımıyla hareket ediyor; kapalı kapılar ardındaki müzakereleri değerlendiren bir ABD yetkilisi bu bilgiyi Pazartesi günü anonim koşuluyla paylaştı.
Gemiler yeniden geçiş yapmaya başladı; ancak trafik henüz savaş öncesi düzeyin altında seyrediyor.
Çatışma tüm cephelerde durdu, bir anlamda
İRAN NE DİYOR:
Diğer konularda ilerleme sağlanmadan önce her yerde çatışma durmalı ve İsrail Lübnan'dan çekilmeli.
HİZBULLAH NE DİYOR:
İran destekli silahlı grup, İsrail'in Güney Lübnan'ın geniş bölgelerindeki işgaline direniyor. Hizbullah lideri Naim Kasım, Cumartesi günü İsrail'in çekilmesini Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına bağlama önerisini "son derece tehlikeli bir öneri" olarak nitelendirdi.
İSRAİL NE DİYOR:
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, "Hizbullah ve diğer terör örgütleri silahsızlandırılana ve Lübnan'dan İsrail'e yönelik tehdit tamamen ortadan kalkana kadar" İsrail kuvvetlerinin Güney Lübnan'da kalacağını açıkladı.
PERDE ARKASINDA NELER OLUYOR:
ABD'nin arabuluculuğuyla İsrail ile Lübnan hükümeti arasında ayrı görüşmeler yürütülüyor.
İran, ABD ile imzaladığı ve Lübnan'da tam ateşkes öngören geçici anlaşmanın İsrail'in çekilmesini gerektirdiğini savunuyor. Ancak ABD'nin arabuluculuğuyla Lübnan ile İsrail arasında varılan ayrı anlaşma, Hizbullah silahsızlandırılana kadar İsrail kuvvetlerinin Güney Lübnan'da kalmasına imkan tanıyor. Hizbullah bu görüşmelerin dışında tutuldu ve söz konusu anlaşmayı reddetti.
Hizbullah, İran ile ABD'nin 28 Şubat'ta İran'a saldırmasından iki gün sonra İsrail'e saldırı düzenledi; İsrail ise hem hava bombardımanı hem de kara harekâtıyla karşılık verdi.
İsrail, Hizbullah tehdidi bertaraf edilene kadar Güney Lübnan'daki varlığını sürdüreceğini açıkladı. Lübnan hükümetinin ise Hizbullah'ı zorla silahsızlandıracak kapasitesi bulunmuyor.
Hafta sonu Lübnan'da aralıklı çatışmalar yaşandı. Bu gelişme, İran'ın müzakere masasına dönüşünü geciktirebilir.