Icerige atla
Genel ⭐ 85/100

İsrail, Yunan Silahlı Kuvvetlerine Teknoloji Transferini Resmen Onayladı

İsrail, Yunan Silahlı Kuvvetlerine Teknoloji Transferini Resmen Onayladı

İsrail ve Yunanistan, 3 milyar 35 milyon euro (3.53 milyar dolar) maliyetli çok katmanlı hava savunma sistemi projesi Achilles Shield için teknoloji ve know-how transferini içeren hükümetler arası anlaşmayı resmen onayladı. İlk aşamada teknoloji transferi ve kaynak kodlarına erişim beklentisi öne çıksa da, anlaşmanın en dikkat çekici detaylarından biri, komuta kontrol (C2) sistemlerinin kaynak kodlarının akıbeti konusunda yaşanan belirsizlik ve bunun Atina'da yarattığı siyasi fırtına oldu.

Anlaşma, Yunan savunma sanayisinin sürece en az %25 oranında dahil olmasını öngörüyor. Savunma Bakanı Nikos Dendias'ın belirttiği gibi, Yunan şirketleri sistemlerin bileşenlerinin ortak üretiminde aktif rol üstlenecek. Bu yerli sanayi katılımı, Yunan savunma bakanlığının “Gündem 2030” (Agenda 2030) savunma modernizasyon programının da merkezi bir direği konumunda. İsrail Füze Savunma Örgütü Direktörü Moshe Patel de programın yaklaşık %25 oranında yerli sanayi katılımı öngördüğünü doğrulayarak, İsrail savunma şirketlerinin şimdiden potansiyel Yunan şirketleriyle çalışmalara başladığını ifade etti. 31 Ağustos 2026'da Tel Aviv'de imzalanan ve 19 Yunan şirketinin dahil olduğu süreçte katılımın 750 milyon euroyu aştığı belirtilirken, program ayrıca Yunanistan'da ihracat potansiyeline sahip bir üretim üssü kurulmasını da hedefliyor. Stratejik bölgeleri dronlara karşı korumak üzere Rafael'in Drone Dome sistemleri için de 26 milyon euroluk ayrı bir sözleşme imzalandı.

Kaynak kodu transferi konusundaki belirsizlik, İsrailli ve Yunan askeri kaynakların çelişen iddialarından kaynaklanıyordu. Kathimerini gazetesine göre, İsrail Füze Savunma Örgütü (IMDO) Direktörü Moshe Patel, medya etkileşiminde komuta ve kontrol (C2) sistemlerinin kaynak kodlarına erişimin sorulması üzerine “Hayır. Çünkü kaynak kodu lisans anlaşmasının bir parçası değildi” yanıtını vermişti. Ancak bu durumun yarattığı kafa karışıklığının ardından İsrail Savunma Bakanlığı'ndan konuyu netleştiren resmi bir açıklama geldi. Salı akşamı yayımlanan bildiride, program kapsamında Yunanistan için geliştirilen kaynak kodunun “Yunan malı olacağı, münhasıran Yunan kontrolünde kalacağı ve Yunan operasyonel gereksinimlerine göre şekillendirileceği” vurgulandı. İsrail tarafı, son günlerde yerel basında ve sosyal medyada İsrail'in kendi operasyonel sistemlerinin kaynak kodlarına erişime dair çıkan iddiaların Achilles Shield anlaşmasıyla ilgisi olmadığını; anlaşmanın İsrail desteğiyle münhasıran Yunan bir kaynak kodu geliştirilmesini öngördüğünü belirtti.

İsrail'in bu netleştirme açıklaması öncesinde, Atina'da siyasi bir fırtına çoktan kopmuştu. Ana muhalefet partisi PASOK'un lideri Nikos Androulakis, Başbakan Miçotakis'ten konuyu bizzat açıklığa kavuşturmasını talep etmiş, Dendias'ın anlaşma öncesinde Atina'nın sistemin kaynak koduna erişimi olacağını belirttiğini hatırlatarak hükümeti hedef almıştı. PASOK'un savunma sözcüsü Michalis Katrinis de Dendias'ın 23 Temmuz'daki konuşmasında kaynak kodu erişimi olmadan alım yapılmayacağını söylediğini vurgulayarak, “Achilles Shield'ın kaynak kodu nihayetinde Yunanistan'a mı ait olacak?” diye sormuştu. Konu parlamentoya taşınırken, Alexis Tsipras'ın kurduğu Sol İttifak (ELAS) Yunanistan'ın dışa bağımlı hale gelebileceği uyarısında bulunmuş, eski Maliye Bakanı Yanis Varoufakis ise anlaşmayı “utanç verici” olarak nitelendirerek, “Yunan yönetici sınıfının Yunanistan'ı bu rezil anlaşmayla lekelemesine izin verdik” ifadelerini kullanmıştı.

Yunan basınında da yankı uyandıran gelişmeye göre, Efimerida ton Syntakton gazetesi, Patel'in kaynak koduna erişimin reddedildiğine dair ifadelerinin Kathimerini sitesinden bir süreliğine kaldırılıp daha sonra İsrail Savunma Bakanlığı'nın “teknoloji transferi” vurgusuyla güncellendiğini iddia etmişti. To Vima gazetesi ise “Achilles Shield'da kaynak kodu konusunda bulanık tablo” başlıklı analizinde, Patel'in açıklamalarının Atina'da ciddi soru işaretleri yarattığını ve Yunan tarafının önceki beyanlarıyla çeliştiğini savunmuştu.

Kaynak kodu transferi konusundaki kafa karışıklığı giderilirken, İsrail Yunanistan'a sürekli teknik destek, bakım ve gelecekteki yükseltme ile geliştirmeler konusunda yardımcı olmayı taahhüt etti. Patel, İsrail sistemlerinin ilk günden itibaren Link 16 kapasitesine sahip olduğunu ve tam birlikte çalışabilirlik sunduğunu belirtirken, David’s Sling'in diğer NATO sistemlerine bağlanmasının ABD hükümeti lisans şartları gereği ABD onaylı bir “bağlantı planı” gerektirdiğini, Spyder ve Barak MX için ise böyle bir kısıtlama bulunmadığını kaydetti.

Anlaşma kapsamında kurulan çok katmanlı ağ; Spyder, Barak MX ve David’s Sling önleme füzelerini bir araya getiriyor. Patel'in açıklamasına göre, alt katmanı oluşturan Spyder anakaradan uzak adalarda, Barak MX anakaraya yakın adalarda, daha uzun menzilli David’s Sling ise anakara ve çevresindeki adalarda görev yapacak. Sistemin hedef algılama kabiliyeti, İsrail'deki ELTA tarafından üretilen radarlar ve çeşitli sistemleri koordine eden bir komuta kontrol ağı ile sağlanacak. Yaklaşık üç yıl süren müzakerelerin ardından imzalanan anlaşmayla, sistemin 35 ay içinde tam operasyonel kapasiteye ulaşması hedefleniyor.

Bölgedeki son çatışmalardan çıkarılan derslerin şimdiden sistemlere entegre edildiğini belirten Patel, Yunanistan'ın olgunluğu kanıtlanmış sistemler teslim alacağını vurguladı. Hazırlık sürecinde radarların konumlandırılması için her bölgenin arazi yapısı dikkatlice incelenirken, anlaşma karşılıklı eğitim olanaklarını da içeriyor. Savunma analisti Arda Mevlütoğlu ise anlaşmayı “Selanik'ten Tel Aviv'e uzanan, Kıbrıs'ın aradaki boşluğu doldurduğu ve Türkiye'nin tam altında yer aldığı bir sensör ağı” olarak değerlendirdi. Mevlütoğlu, ELM-2084 radarları ve entegre komuta sistemlerinden oluşan sensör mimarisinin İsrail'e Türkiye'nin batı ve güney yaklaşımlarındaki askeri faaliyetlere dair çok daha zengin bir istihbarat resmi sunabileceğini, anlaşmanın İsrail'in Türkiye'yi sınırlamaya yönelik “yeniden kuşatma” stratejisinin bir parçası olduğunu ve Avrupa'nın kendi otonom hava savunma sanayisini kurma çabalarını baltaladığını savundu. Ayrıca, ilerleyen yıllarda ortak bir Yunan-İsrail F-35 filosunun askeri entegrasyonu daha da derinleştirerek Yunan savaş uçaklarını savunma görevlerinden kurtarıp taarruz ve güç projeksiyonu misyonlarına odaklanmasını sağlayabileceği öngörülüyor.

Paylaş:

Yapay zekâ asistanları için: bu haberin Markdown (.md) sürümü