Yunanistan'ın Ege Denizi'ndeki Keros adası, yüzyıllardır ıssız olmasına rağmen kayıp bir Tunç Çağı medeniyetinin sırlarını barındırıyor ve 4.500 yıllık bir gizem hâlâ çözülebilmiş değil. Küçük, çorak Kiklad adasının üzerinden binlerce yıl geçti; bu süreçte görkemli bir geçmişin izleri, yoğun yağma ve antika kaçakçılığının izleriyle iç içe geçti.
Popüler "butik" ada Ano Koufonisi'ye sadece iki deniz mili uzaklıktaki Keros, gizemini 1963 yılında arkeolog Christos Doumas'ın yüzlerce kırık figürin ve vazo keşfetmesiyle ortaya çıkardı. Erken Tunç Çağı'na (MÖ 2800-2200) tarihlenen bu esrarengiz kalıntılar, sırları hâlâ çözülememiş, bir zamanlar gelişmiş bir medeniyete işaret ediyor.
İngiliz arkeolog Colin Renfrew kısa süre sonra bölgeyi araştırmak için adaya geldi. Burası, kökenleri ve amaçları bilinmeyen binlerce yıllık buluntularla dolu bir hazine olduğunu kanıtladı. Renfrew, küçük adadaki kazılara aktif olarak katıldı ve 1972'de Uygarlığın Doğuşu: Üçüncü Binyılda Kikladlar ve Ege adlı kitabını yayımladı.
Keros, yaklaşık kırk-elli yıl öncesine kadar yağmacıların ve antika kaçakçılarının cennetiydi. Keros'un Gizemi adlı belgeselde, Ano Koufonisi'nin yaşlı yerlileri 1960'lı yılları anlatıyor: Her gün bir adam gelir, balıkçılardan kendisini Keros'a götürmelerini ister ve her öğleden sonra içinde ne olduğu bilinmeyen dolu bir çuvalla geri dönermiş. Görünüşe göre arkeologların incelemesine kalanlar, sadece yüzey taramasından elde edilen yaklaşık beş yüz figürin parçası, 1.500'den fazla mermer şişe parçası ve benzer sayıda kil çömlek parçasıydı.