Her yıl 23 Haziran akşamı Yunanistan'ın meydanlarında, avlularında ve eski mahallelerin dar sokaklarında "founara" adı verilen şenlik ateşleri yakılır. Odunlar, kuru otlar, saman, asma dalları ve kapılarda Mayıs başından beri asılı duran çelenkler bir araya yığılıp ateşe verilir. Ardından herkes atlar: Önce çocuklar, sonra yetişkinler — alevlerin üzerinden üç kez geçerken "Bu güzel yıldan daha iyisine geçiyorum" diye bağırır. Klidonas adıyla bilinen bu yaz ortası ritüelinin kökleri Hristiyanlıktan yüzyıllarca öncesine uzanır.
Yunan folklor uzmanı Dimitrios Loukatos, Aziz Yuhanna Klidonas bayramını "takvimimizdeki en pagan bayramlardan biri" olarak tanımlamış; kanıtlar da onu doğrular nitelikte. Romalılar, Nisan ayında çoban ve sürülerin tanrısı Pales onuruna Parilia şenliklerinde ateş yakar, Klidonas'takiyle bire bir örtüşen bir arınma ritüeli olarak alevlerin üzerinden atlardı. Antik Yunanlılar ise kehanet yönüyle özdeşleşen Zeus Kledonios adına ateşler yakardı. Gelenek Bizans ve Osmanlı dönemlerini de aşarak günümüze neredeyse değişmeden ulaştı. 24 Haziran'da doğumunu kutlayan Aziz Yuhanna, eski ritüelleri silmek yerine üstüne aldı ve bu süreçte birçok halk lakabı edindi: Klidonas, Rizikaris, Lampadaris, Liotropis, Riganas. Bu adların her biri, bayramın yüzyıllar içinde bünyesine kattığı farklı inançların izini taşır.
Kelimenin kendisi Homeros'a dayanır. Antik çağda "klidon," çarşıda kulaktan kulağa dolanan ve kehanet niteliği taşıdığına inanılan tesadüfi bir söz anlamına geliyordu. Coğrafyacı Pausanias, bir adamın sorusunu bir heykele yönelttiği, ardından kulaklarını tıkayarak agoraya çıktığı ve duyduğu ilk sözü kehanet olarak benimsediği bir falcılık pratiğini aktarmıştır. Kaderin, yeterince sessiz kalındığında konuştuğu inancı, bugün hâlâ sürdürülen Klidonas geleneğinin özünü oluşturur.