Euractiv'in haberine göre Ukraynalı diplomatlar, Kiev'in Rus gemilerine açık denizde saldırıları durdurma niyetinde olmadığını net bir şekilde ifade etti.
Ukrayna, Yunan hükümetine, Lefkada yakınlarında silahlı bir deniz drone'unun tespit edilmesiyle yaşanan diplomatik olayın ardından Rus gemilerine karşı operasyonlarına devam edeceğini bildirdi. Euractiv'in çarpıcı raporuna göre bu, Yunan karasularının güvenlik statüsüne, turizm sezonunda yaşanabilecek hasarlara ve hatta ölümlere rağmen gerçekleşecek.
Raporda Atina'daki diplomatik kaynaklara atıfta bulunuluyor. Şu ana kadar Ukrayna hükümetinden bu ifadelerle resmi bir kamu açıklaması yapılmadı. Euractiv'e göre bu, Ukraynalı diplomatların kapalı diplomatik temaslar sırasında Yunan yetkililere ilettiği pozisyon.
Kiev'in tutumu şu şekilde özetleniyor:
- Kiev, meşru müdafaa hakkını gerekçe göstererek Rus gemilerine açık denizde saldırıları sürdürmeyi planlıyor.
- Atina, Lefkada yakınlarında yaklaşık 100 kilogram patlayıcı taşıyan bir deniz drone'unun tespit edilmesinin ardından somut güvenceler talep etti.
- Ukrayna olay için özür diledi ancak aynı kaynaklara göre ilgili operasyonlardan vazgeçmedi.
- Resmi olarak operasyonların uluslararası sularda yapıldığı söylense de söz konusu drone bir Yunan adasının yakınına kadar geldi.
- Atina için siyasi mesaj oldukça ağır; Yunan protestoları Ukrayna stratejisinde bir değişikliğe yol açmış görünmüyor.
100 Kilogram Patlayıcılı Drone
Diplomatik gerilimin fitilini ateşleyen olay, 7 Mayıs 2026'da Lefkada yakınlarında balıkçılar tarafından fark edilen Ukrayna yapımı insansız bir su üstü aracıydı. Yetkili makamlara göre drone, tahminlere göre uzaktan kumandasını kaybettikten sonra Yunan karasularına sürüklendi. İçinde yaklaşık 100 kilogram patlayıcı bulundu ve kontrollü bir patlamayla etkisiz hale getirildi.
Milli Savunma Bakanı Nikos Dendias, Atina'nın mekanizmanın Ukrayna menşeli olduğundan şüphe duymadığını belirtti. Dendias, "Ukrayna tarafı bize esaslı bir özür borçlu ve böyle bir olayın daha geniş bölgede tekrarlanmayacağına dair mutlak güvence vermeli" dedi.
Euractiv'in aktardığı diplomatik kaynaklara göre drone'un hedefinin Akdeniz'deki bir Rus tankeri olduğu iddia ediliyor. Ancak geminin kimliği, rotası veya diğer operasyonel verileri kamuoyuyla paylaşılmadı. Rapora göre asıl sorun, drone'un hedefine ulaşamaması, kontrolünü kaybetmesi ve Yunanistan'ın en önemli turistik adalarından birinin yakınına sürüklenmesiydi. Farklı bir rota izleseydi bir yolcu gemisi, kruvaziyer, özel tekne veya ticari gemiyle çarpışabilirdi.
Görünüşte Özür, Operasyonlardan Vazgeçme Yok
Ukrayna, olay nedeniyle Yunanistan'dan resmen özür diledi ve uluslararası hukuka bağlı kaldığını, benzer olaylardan kaçınmak istediğini belirtti. Ancak Euractiv'e göre Ukraynalı diplomatlar, Kiev'in Rus gemilerine açık denizde saldırıları durdurma niyetinde olmadığını açıkça ifade etti. Ukrayna tarafı, bireysel ve kolektif meşru müdafaa hakkını tanıyan Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesine atıfta bulunuyor. Dolayısıyla özür, yalnızca drone'un kontrolünün kaybedilmesi ve Yunan kıyılarına sürüklenmesiyle ilgiliydi, deniz operasyonlarının fiilen yürütülmesiyle ilgili değildi.

Atina Neden İstediği Güvenceleri Alamadı?
Yunan hükümeti yalnızca açıklama ve özür değil, aynı zamanda Akdeniz'in yeni bir askeri operasyon alanına dönüştürülmeyeceğine dair güvence talep etti. Ancak rapora göre Kiev'in yanıtı, Yunan endişelerini dikkate aldığı ancak askeri stratejisini değiştirme niyetinde olmadığı yönündeydi.
Yunanistan İçin Zarar
Ukrayna tipik olarak operasyonların açık denizlerde yapıldığını, Yunan karasularında olmadığını belirtiyor. Ancak önceki olay, kontrolünü kaybeden bir drone'un deniz sınırlarına saygı gösteremeyeceğini gösterdi. Sonuç olarak bu tür operasyonlar şunları etkileyebilir:
- Yunan karasuları,
- uluslararası deniz ticaret yolları,
- yolcu ve turist taşımacılığı,
- Yunan adalarının çevre güvenliği,
- ülkenin ekonomik çıkarları.
Makaleye göre Atina için bu, Ukrayna'nın meşru müdafaa hakkıyla ilgili teorik bir tartışma değil, Avrupa'nın en önemli turizm ve denizcilik bölgelerinden birinin güvenliğini doğrudan ilgilendiren bir konu.
Ukrayna'nın İkili Anlaşmaya Atfı
Kiev'in ayrıca 1996 tarihli Yunanistan-Ukrayna Dostluk ve İşbirliği Antlaşması'nı gerekçe gösterdiği bildiriliyor. Bu antlaşma, uluslararası barış ve güvenliğin tehdit altında olabileceği durumlarda istişareleri öngörüyor. Ukrayna'nın argümanına göre Atina, ikili istişareler tamamlanmadan olaya aşırı kamuoyu yansıttı. Ancak rapor, bu tutumun temel soruyu yanıtlamadığına dikkat çekiyor: Neden silahlı bir Ukrayna drone'u, Yunan makamlarına önceden haber verilmeksizin Yunan karasularına girdi?
Her Rus Gemisi Meşru Askeri Hedef mi?
BM Şartı'nın 51. maddesi meşru müdafaa hakkını tanısa da bu, her Rus ticari gemisinin otomatik olarak meşru askeri hedef olduğu anlamına gelmiyor. Uluslararası insancıl hukuka göre, bir sivil gemi ancak askeri operasyonlara önemli ölçüde katkıda bulunuyorsa ve imhası belirli bir askeri avantaj sağlıyorsa meşru hedef olabilir. Ayrıca, üçüncü bir ülkenin bayrağını taşıyan, sivil mürettebatı olan veya yoğun uluslararası deniz yollarında seyreden tankerler söz konusu olduğunda ek hukuki sorunlar ortaya çıkıyor. Ukrayna, ayrım, orantılılık ve sivil denizciliğin korunması ilkelerine saygı göstermekle yükümlü.
Yunanistan'a Siyasi Mesaj
Raporun değerlendirmesine göre Kiev'in tutumu, Atina'nın Akdeniz'deki Ukrayna operasyonlarını belirleme konusundaki etki hakkını tanımayı reddetmesi olarak algılanıyor. Yunanistan diplomatik girişimlerde bulunabilir, açıklama talep edebilir ve memnuniyetsizliğini kamuoyuna ifade edebilir. Ancak Euractiv'in aktardığı bilgilere göre Ukrayna, öncelikle kendi askeri öncelikleri doğrultusunda hareket etmeye istekli görünüyor. Rapor, Yunanistan'ın Ukrayna'ya siyasi, askeri ve insani destek sağladığı göz önüne alındığında bu gelişmenin özel bir önem taşıdığının altını çiziyor. Olayın siyasi özü şu: Atina, silahlı Ukrayna drone'larının Yunan adalarına bir daha tehdit oluşturmaması için güvence istedi, ancak Ukrayna tarafı Rus gemilerine karşı operasyonların devam edeceği sinyalini verdi. Resmi olarak açık deniz operasyonlarından bahsediliyor, ancak önceki olay, insansız bir aracın kontrolünü kaybettiğinde uluslararası ve karasuları arasındaki sınırların pratikte ayırt edilemez hale gelebileceğini gösterdi. Yunan hükümeti somut güvenceler almadan yalnızca diplomatik açıklamalarla yetinirse, Kiev Yunan protestolarının önemli sonuçları olmadığını algılayabilir; bu da ulusal çıkarların sözde bir "müttefike" kabul edilemez bir şekilde terk edilmesi anlamına gelir.