Yeni bir arkeolojik çalışma, antik Uruk kentinin kültürel etkisinin kuzey Mezopotamya'ya yayılmasının, güneydeki kentlerin ani bir şekilde bölgeyi ele geçirmesinden ziyade, yüzyıllar süren yerel değişimlerin sonucu olduğunu söylüyor. Araştırma Cambridge Archaeological Journal'da yayımlandı ve Türkiye'deki Kocaeli Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nden Şakir Can tarafından yürütüldü.
Can, yaklaşık MÖ 4500 ila 3000 yılları arasındaki dönemle ilgili önceki teorilerin yaygın bir hata yaptığını belirtiyor. Bu teoriler, yüzyıllara yayılan yavaş değişimlerle kısa süreli ani olayları sanki aynı zaman çizelgesinde yaşanmış gibi ele alıyordu. Can'a göre bu zaman çizelgelerinin birbirine karıştırılması, bölgede gerçekte neler olduğunu gizliyordu.
Can, bu konuyu incelemek için Fransız tarihçi Fernand Braudel'in Annales Okulu'ndan bir yöntem kullandı. Bu yöntem tarihi üç farklı hıza ayırıyor: coğrafya ve çevrenin yavaş temposu, nesiller boyunca süren sosyal değişimin orta temposu ve bir savaş ya da kentin kurulması gibi tek olayların hızlı temposu.
Bu yöntemi uygulayan Can, kuzeydeki toplulukların, güney Mezopotamya'dan gruplar gelmeden çok önce karmaşık toplumlar inşa etmeye başladığını tespit etti.
Bölgenin en büyük yerleşimlerinden biri olan Tell Brak'ta, LC 2 olarak bilinen erken bir evrede yerleşim yaklaşık 55 hektara ulaşmıştı. Çömlek, alet ve tekstil atölyelerinin yanı sıra damga mühürler ve kil mühürler gibi erken dönem kayıt tutma araçları da ortaya çıktı. Bu bulgular, organize ticaret ve yönetim yapısına işaret ediyor.