Icerige atla
Genel ⭐ 75/100

Yunanistan'da Emzirme Oranları Düşük Kalmaya Devam Ediyor

Yunanistan'da Emzirme Oranları Düşük Kalmaya Devam Ediyor
Malta Mavi Lagün'de İngilizce

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve UNICEF verilerine göre, dünya genelinde bebeklerin yaklaşık %47'si altı aya kadar sadece anne sütüyle besleniyor. Küresel hedef ise bu oranı 2030 yılına kadar %60'ın üzerine çıkarmak. Uzmanlar, emzirme tavsiyelerinin daha geniş çapta uygulanması halinde her yıl beş yaş altı çocuklarda 400 binden fazla ölümün önlenebileceğini tahmin ediyor.

Atina Bağımsız Pediatristler Derneği, Dünya Emzirme Haftası (1-7 Ağustos) kapsamında yaptığı açıklamada, emzirmenin en önemli halk sağlığı müdahalelerinden biri olduğunu ve annelerin çocuklarına verebileceği en güçlü başlangıç olduğunu vurguladı. Emzirme sadece bebekler için ideal bir besin kaynağı değil, aynı zamanda bağışıklık gelişimini, büyümeyi ve yaşam boyu sağlığı destekleyen doğal bir koruma sistemi.

Yunanistan'da ise durum oldukça farklı. Çocuk Sağlığı Enstitüsü verilerine göre, annelerin yaklaşık %94'ü doğumdan sonra emzirmeye başlıyor. Ancak sadece anne sütüyle besleme oranı bebeğin ilk aylarında hızla düşüyor. Altıncı ayın sonunda bu oranın sadece %0,8'e gerilediği belirtiliyor. Son yıllarda, özellikle Bebek Dostu Hastane Girişimi'ne katılan hastanelerde iyileşme görülse de, genel tablo hala endişe verici.

Modern bilim, anne sütünün besin kaynağının çok ötesinde olduğunu ortaya koyuyor. Anne sütü; antikorlar, bağışıklık hücreleri, büyüme faktörleri, hormonlar, enzimler, mikroRNA'lar, insan sütü oligosakkaritleri (HMO'lar) ve faydalı mikroorganizmalar içeren canlı bir biyolojik madde. Bu eşsiz kombinasyon, mama sütüyle tam olarak taklit edilemiyor. Özellikle insan sütü oligosakkaritleri, bebeği doğrudan beslemek yerine bağırsaktaki faydalı bakterileri destekleyerek sağlıklı bir mikrobiyom oluşmasına yardımcı oluyor. Bilim insanları artık bağırsak mikrobiyomunun bağışıklık sistemi gelişiminde, enfeksiyonlara karşı korunmada ve sağlıklı bağırsak fonksiyonunda kritik bir rol oynadığını kabul ediyor.

Son araştırmalar, emzirmenin bebeğin yaşamının ilk aylarında mikrobiyomun şekillenmesindeki rolüne dikkat çekiyor. Bu dönem, bağırsak-beyin ekseninin gelişimi için kritik öneme sahip. Araştırmacılar, bağırsak mikrobiyomunun bağışıklık, metabolik, hormonal ve nörolojik yollar aracılığıyla beyinle sürekli iletişim halinde olduğunu açıklıyor. Anne sütü, HMO'lar, faydalı mikroorganizmalar ve biyoaktif bileşikler sayesinde bu iki yönlü iletişimi destekleyen bir mikrobiyom ortamı yaratılmasına yardımcı oluyor. Araştırmalar devam etmekle birlikte, bilim insanları yaşamın ilk 1000 gününü bağışıklık, metabolik ve potansiyel olarak nörogelişimsel gelişim için kritik bir pencere olarak değerlendiriyor.

Anne sütüyle beslenen çocuklarda bebeklik döneminde ciddi enfeksiyonlar, gastroenterit, kulak enfeksiyonları ve hastaneye yatış riski daha düşük. Büyük ölçekli bilimsel çalışmalar, emzirmeyi ilerleyen yaşlarda çocukluk çağı obezitesi, tip 2 diyabet ve bazı alerjik durumların riskinin azalmasıyla da ilişkilendiriyor. Faydalar sadece bebeklerle sınırlı değil. Emzirme, annelerde meme ve yumurtalık kanseri riskinin yanı sıra metabolik ve kardiyovasküler sağlıkta iyileşme ile de bağlantılı. Ayrıca annenin duygusal refahını destekliyor ve anne ile bebek arasındaki bağı güçlendiriyor. Fiziksel yakınlık, göz teması, ses etkileşimi ve bebeğin sinyallerine yanıt verme, duygusal güvenlik ve gelişime katkıda bulunan önemli duyusal ve sosyal deneyimler sağlıyor.

Atina Bağımsız Pediatristler Derneği, hükümete, sağlık profesyonellerine, işverenlere ve tüm topluma, emzirmek isteyen annelere daha güçlü destek sağlanması çağrısında bulunuyor. Dernek, başarılı emzirmenin yalnızca annenin sorumluluğu olarak görülmemesi gerektiğini, bunun eğitim, kabul ve pratik destek üzerine inşa edilmiş bir ortamın sonucu olduğunu vurguluyor. Dernek açıklamasında, “Dünya Emzirme Haftası vesilesiyle, bir çocuğun sağlığının sadece doğumla başlamadığını unutmamalıyız. İlk kucaklamalarla, ilk anne sütü damlalarıyla ve her çocuğa hayatta mümkün olan en iyi başlangıcı verme konusundaki kolektif sorumluluğumuzla başlar” ifadelerine yer verildi.

Üniversite Destekli Dil Okulu
Paylaş: