Yunanistan iş imkânı yaratıyor, turist çekiyor ve ekonomik büyüme kaydediyor. Ancak London School of Economics'in yaptığı kapsamlı bir araştırma, ülkenin temel üretim kapasitesinin hâlâ zayıf olduğu uyarısında bulunuyor. Araştırmaya göre verimlilik düşüyor, reel ücretler geriliyor ve istihdam giderek daha düşük katma değerli sektörlerde yoğunlaşıyor.
Ekim 2025'te London School of Economics bünyesindeki Helenik Gözlemevi tarafından yayımlanan «The Café Economy: Structural Transformation in Greece in the Wake of Austerity and Reforms» (Kafe Ekonomisi: Tasarruf Tedbirleri ve Reformlar Sonrasında Yunanistan'da Yapısal Dönüşüm) başlıklı çalışma, konaklama ve yiyecek-içecek hizmetleri gibi faaliyetlere giderek daha fazla dayanan bir ekonomik modeli anlatıyor.
Araştırmacılara göre Yunanistan'da çalışan başına işgücü verimliliği 2009 ile 2023 arasında yüzde 16,13 geriledi. Tüketici fiyat enflasyonuna göre düzeltilmiş ortalama reel ücretler ise aynı dönemde yüzde 34,02 azaldı.
Bulgular, ülkenin ekonomik toparlanmasının daha iyi ücretli işlere, daha güçlü işletmelere ve sürdürülebilir uzun vadeli büyümeye dönüşüp dönüşmediği sorusunu gündeme getiriyor.
Yunanistan'da iş artıyor, ama kişi başına üretim azalıyor
Araştırmacılar Michalis Nikiforos, Vlasis Missos, Christos Pierros ve Nikolaos Rodosakis, Yunanistan ekonomisinin finansal kriz ve sonrasındaki yıllarda uygulanan tasarruf tedbirleriyle nasıl değiştiğini inceledi.
Analizlerine göre ekonomi genelinde reel brüt katma değer 2009 ile 2023 arasında yüzde 12,52 azalırken, toplam istihdam yüzde 4,30 arttı.
Bunun sonucunda çalışan başına verimlilik yüzde 16,13 geriledi. Çalışılan saat başına üretime göre ölçüldüğünde düşüş yüzde 11,87 oldu.
Araştırmaya göre verimlilik 2024'te bile 2009 seviyesinin yaklaşık yüzde 16 altında kaldı. Bu durum, ekonomik faaliyetteki toparlanmanın uzun vadeli gerilemeyi henüz tersine çevirmediğine işaret ediyor.
Araştırmacılara göre sorun, yaratılan iş sayısının ötesine uzanıyor. Asıl mesele, bu işlerin daha yüksek ücret, yatırım ve yaşam standardını destekleyecek kadar ek ekonomik değer üretip üretmediği.
Konaklama sektörü yeni işlerin yüzde 43'ünü karşılıyor
Konaklama ve yiyecek-içecek hizmetleri, istihdamın önemli bir kaynağı haline geldi. Ancak çalışma, işe alınan işçi sayısı ile üretilen ek değer arasında belirgin bir uçurum olduğunu ortaya koyuyor.
2009 ile 2023 arasında bu sektörde istihdam yüzde 86,96 artarken, reel katma değer yalnızca yüzde 10,93 büyüdü.
Çalışmaya göre bunun sonucunda çalışan başına verimlilik yüzde 40,67 azaldı.
Sektör, krizden çıkış sürecinde ülkenin iş yaratmasında da önemli bir paya sahip oldu.
2013 ile 2023 arasında ekonomi genelinde yaklaşık 740.000 yeni iş oluştu. Bunların yaklaşık 320.000'i, yani yüzde 43'ü konaklama ve yiyecek-içecek hizmetlerinde yaratıldı.
Araştırmacılar sorunun kafe, restoran ya da otellerin varlığı olmadığını vurguluyor. Onlara göre asıl sorun, düşük verimlilikli faaliyetlerde giderek artan istihdam yoğunlaşmasının, ekonominin daha verimli alanlarındaki genişlemeyle yeterince dengelenmemesi.
Hesaplamalarına göre konaklama ve yiyecek-içecek hizmetleri, 2009 ile 2023 arasındaki toplam yüzde 16,13'lük verimlilik düşüşünün yaklaşık 5,2 puanını oluşturdu.
Yaşam standartları baskı altındayken reel ücretler düşüyor
Çalışma, işçilerin satın alma gücünde sert bir gerilemeye de dikkat çekiyor.
Tüketici fiyat endeksiyle düzeltildiğinde ekonomi genelinde ortalama reel ücretler 2009 ile 2023 arasında yüzde 34,02 azaldı. Katma değer deflatörü adı verilen farklı bir ölçüte göre ise düşüş yüzde 25,67 oldu.
Etki, konaklama ve yiyecek-içecek hizmetlerinde özellikle ağır oldu. Bu sektörde tüketici fiyat endeksine göre reel ücretler yüzde 58,62 geriledi.
Araştırmacılara göre düşük işçilik maliyetleri, beklenen verimlilik artışını sağlamadı.
Bunun yerine, sıkıştırılmış ücretlerin işletmeleri teknolojiye ve işçilerin daha fazla değer üretmesini sağlayacak diğer iyileştirmelere yatırım yapmaktan caydırabileceğini öne sürüyorlar.
Bu durum, düşük ücret ve zayıf verimliliğin birbirini beslediği bir döngü yaratıyor ve sürdürülebilir ücret artışının önünü kapatıyor.
Verimlilik sorunları turizmin ötesine uzanıyor
Çalışmada konaklama önemli bir yer tutsa da araştırmacılar, Yunanistan'ın verimlilik sorunlarının ekonominin büyük bölümünü etkilediğini tespit etti.
İncelenen 20 ana ekonomik sektörden 16'sında 2009 ile 2023 arasında verimlilik düştü. 14 sektörde düşüş yüzde 10'u aştı.
Ulaştırma ve depolamada çalışan başına verimlilik yüzde 49,53 azalırken, enerji sektöründe düşüş yüzde 38,06 oldu. Profesyonel ve bilimsel hizmetlerde yüzde 27,56'lık bir azalma yaşandı; bilgi ve iletişimde ise düşüş yüzde 25,21 oldu.
İmalat sanayi kayda değer bir istisna oldu. Çalışan başına verimlilik yüzde 2,17 arttı. Ancak aynı dönemde imalatın reel katma değeri yüzde 7,02 geriledi, istihdam ise yüzde 8,99 azaldı.
İnşaat sektörü de sert bir daralma yaşadı; reel katma değer yüzde 51,58 düştü.
Bulgular, Yunanistan'ın ekonomik zorluklarının yalnızca turizme bağımlılığıyla açıklanamayacağını gösteriyor. Araştırmacılar, daha fazla ekonomik değer üretebilecek üretken sektörlerin geliştirilmesinde daha geniş bir sorunun bulunduğuna işaret ediyor.
Daha fazla düşük vasıflı ve yarı zamanlı iş
Çalışma, istihdamın değişen niteliğine ilişkin endişeleri de gündeme getiriyor.
2009 ile 2023 arasında ekonomi genelinde yüksek vasıflı işler yüzde 17,97 azalırken, düşük vasıflı pozisyonlar yüzde 4,68 arttı.
Konaklama ve yiyecek-içecek hizmetlerinde yüksek vasıflı istihdam yüzde 28,87 düşerken, düşük vasıflı istihdam yüzde 41,77 yükseldi.
Sektörde yarı zamanlı çalışma yüzde 81,74 arttı. Tam zamanlı iş bulamadığı için yarı zamanlı çalışmak zorunda kalanların sayısı ise yüzde 78,18 yükseldi.
Araştırmacılar, Yunanistan'daki işgücünün eğitim düzeyi ile yaratılan iş türleri arasında büyüyen bir uyumsuzluğa dikkat çekiyor.
İşgücünün eğitim düzeyi iyileşmiş olsa da ekonomi, uzmanlık gerektiren pozisyonlara kıyasla orantısız biçimde daha fazla düşük vasıflı iş üretti.
Bu durum mezunların fırsatlarını sınırlayabilir ve işletmelerin daha yüksek değerli faaliyetlere geçişini zorlaştırabilir.
Reformlar beklenen verimlilik kazanımlarını sağlayamadı
Araştırmacılar ayrıca finansal krizin ardından gelen yıllarda Yunanistan'ın tasarruf tedbirlerini ve yapısal reformlarını da inceledi.
2009 ile 2017 arasında reel kamu harcamaları yaklaşık yüzde 30 azalırken, toplam kamu gelirleri gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık 10 puan arttı. Çalışmaya göre bu artışın yaklaşık altı puanı dolaylı vergilerden kaynaklandı.
2012'de Yunanistan asgari ücreti yüzde 22, asgari altı ücreti ise yüzde 32 kesti.
Çalışmada, üç OECD rekabet politikası araç setindeki önerilerin yüzde 90'ından fazlasının Temmuz 2019 itibarıyla uygulandığı belirtiliyor. Kapsamlı reform programına rağmen öngörülen verimlilik iyileşmeleri gerçekleşmedi.
Araştırmacılar, 1995 ile 2024 yıllarını kapsayan bir ekonometrik model kullanarak azalan talep ve düşen reel ücretlerin verimlilik yavaşlamasına önemli ölçüde katkı sağladığını tahmin ediyor.
Bulguları, işçilik maliyetlerini düşürmenin tek başına bir ekonomiyi daha rekabetçi kılmaya yeteceği varsayımını sorguluyor.
Çalışma ayrıca temel sektörlerde süregelen pazar yoğunlaşmasına dikkat çekiyor. 2021'de en büyük üç ticari banka bankacılık varlıklarının yüzde 93'ünü elinde tuttu; aynı yıl üç şirket de Yunanistan'ın elektriğinin yüzde 95'ini üretti.
Araştırmacılar, resmi piyasa serbestleşmesi yapılmış olsa bile pazar yoğunlaşmasının rekabeti sınırlayabileceğini savunuyor.
Turizm hâlâ hayati önemde, ama bağımlılık risk taşıyor
Çalışma, turizmin Yunanistan ekonomisine büyük katkısını kabul ediyor; özellikle döviz kazancı ve istihdam açısından.
2009 ile 2023 arasında seyahat hizmetlerinin yarattığı fazla, GSYH'nin beş puanı kadar iyileşti. Bu gelişme, cari açıktaki toplam azalmanın yaklaşık yarısına katkı sağladı.
Ancak araştırmacılar, düşük verimlilikli faaliyetlere aşırı bağımlılığın ekonomiyi çeşitli risklere açık bırakabileceği konusunda uyarıyor. Bu riskler arasında mevsimsel istihdam, çevresel baskılar, aşırı turizm ve kısa dönemli kiralamaların yaygınlaşmasıyla yükselen konut maliyetleri yer alıyor.
Bir de önemli bir ayrım yapıyorlar: Konaklama ve yiyecek-içecek hizmetleri, turizm sektörünün tamamıyla eş anlamlı değil. Bu nedenle sektöre özgü bulguların turizmle ilgili tüm faaliyetlere otomatik olarak uygulanmaması gerektiğini belirtiyorlar.
Araştırmacılara göre asıl zorluk, turizmin ekonomik katkısını koruyarak daha geniş bir üretken sektör yelpazesi geliştirmek.
Asıl zorluk daha iyi işler yaratmak
Araştırmacıların temel sonucu, Yunanistan'ın daha güçlü bir ekonomik gelecek için istihdam artışından fazlasına ihtiyaç duyduğu.
Talebi güçlendirecek, üretken yatırımı teşvik edecek, teknolojiyi geliştirecek ve daha fazla katma değer yaratabilecek sektörleri genişletecek önlemleri savunuyorlar.
Bu tür değişiklikler yapılmazsa ülke, istihdamın arttığı ama verimliliğin ve reel ücretlerin toparlanmakta zorlandığı bir modele bağımlı kalma riskiyle karşı karşıya.
Çalışmaya göre finansal krizin üzerinden on beş yıl geçtikten sonra Yunanistan'ın asıl sorunu artık sadece ekonomisini büyütmek değil, bu büyümenin nasıl üretildiğini değiştirmek.