Geçtiğimiz hafta Avrupa'nın çeşitli noktalarında yaşanan havalimanı kaosunun ardından Yunanistan, kendi yolunu çizme kararı aldı. Atina yönetimi, İngiliz pasaportu sahiplerine AB'nin biyometrik giriş-çıkış sistemini (EES) uygulamaktan vazgeçti.
Hatırlanacağı gibi, 10 Nisan'dan itibaren tüm Schengen bölgesi sınırlarında İngiliz pasaportu sahipleri için AB giriş-çıkış sisteminin tam olarak uygulanması gerekiyordu. Bu sistem kapsamında ilk kayıtta parmak izi ve yüz taraması alınması, sonraki sınır geçişlerinde ise bu biyometrik verilerden birinin (çoğunlukla yüz) kullanılması öngörülüyordu.
Kurallar Avustralyalı, Kanadalı ve Venezuelalılar dahil tüm "üçüncü ülke vatandaşları" için geçerliydi. Ancak Avrupa'ya seyahat eden İngilizlerin sayısı diğer tüm ülkelerin toplamından fazla.
Yunanistan Ulusal Turizm Örgütü'nün İngiltere direktörü Eleni Skarveli, cuma günü geç saatlerde yaptığı açıklamada, İngiliz pasaportu sahiplerinin artık Yunan sınır kapılarında biyometrik kayıttan muaf olduğunu duyurdu. Skarveli, bu hamlenin "Yunanistan'a daha sorunsuz ve verimli bir varış deneyimi sağlamayı" amaçladığını söyledi.
Skarveli, bu tek taraflı adımın "bekleme sürelerini önemli ölçüde azaltmasının ve havalimanlarındaki sıkışıklığı gidermesinin beklendiğini" belirtti. Özellikle geçtiğimiz pazar günü Milano Linate Havalimanı'nda yaşanan ve 100'den fazla easyJet yolcusunun Manchester uçağını kaçırmasına neden olan çıkış pasaport kontrolündeki felaket boyutundaki gecikmeler, bu kararın ne kadar kritik olduğunu gösteriyor.
Peki şimdi ne olacak? Skarveli'ye göre pratikte bu, EES uygulamasından önceki giriş sürecinin değişmeden devam edeceği anlamına geliyor. Yani sınır görevlisi pasaporta kısa bir göz atacak, ardından usulen bir damga vuracak ve kibar bir gülümsemeyle yolcuya eşlik edecek. Bu işlem en fazla 15 saniye sürerken, giriş-çıkış sisteminde bu süre beş kat daha uzun.
Brüksel'e karşı alınan bu kararın her yerinde pragmatistlerin parmak izleri var. Yunanistan'ın İngiliz turistlere gösterdiği sıcak karşılama sadece yabancı sevgisinden ibaret değil; aynı zamanda ekonomik bir zorunluluk. Milano gibi bir kuzey İtalya şehri, EES karmaşası yüzünden bazı İngiliz ziyaretçileri kaybetse bile bunu fark etmeyebilir, ancak Yunanistan bu tür sorunlardan kaçınmak istiyor.
AB, her Schengen sınırını yüzde 100 biyometrik hale getirme ve "ıslak damga" uygulamasına son verme hedefi için belirlediği tarihten hemen önce, bazı noktaların giriş-çıkış sistemi için son teslim tarihine yetişemeyeceğini kabul etmişti. İngiltere'deki üç "yan yana" sınır kontrol noktasında (Dover, Folkestone ve Londra St Pancras) pahalı EES cihazları hâlâ Fransız sınır polisinin BT sistemine bağlanmış değil.
Görünen o ki Atina'daki yetkililer şöyle düşündü: "Başkaları uymuyorken neden biz İngiliz ziyaretçileri kuralına göre uygulayarak kızdıralım?" Yunanistan'ın EES hafifletmesi için bir bitiş tarihi belirtilmedi, ancak bu sürenin AB'nin yeni son tarihinin ötesine, belki de Paros adasındaki sakin Naoussa limanındaki son taverna sahibi kış için kapılarını kapatana kadar uzaması muhtemel. Yunanistan, Akdeniz'deki rakiplerine karşı bir adım öne geçmiş durumda; diğerlerinin de aynı yolu izlemesi bekleniyor.