---
title: "Yunanistan Danıştay Başkanı Pikramenos: Göçün siyasi istismarı demokrasiyi tehdit ediyor"
url: "https://yunanda.net/haber/yunanistan-danistay-baskani-pikramenos-gocun-siyasi-istismari-demokrasiyi-tehdit-ediyor"
markdown_url: "https://yunanda.net/haber/yunanistan-danistay-baskani-pikramenos-gocun-siyasi-istismari-demokrasiyi-tehdit-ediyor.md"
site: "yunanda.net"
language: "tr"
published: "2026-10-17 13:00:21"
updated: "2026-10-17 10:35:07"
category: "Politika"
tags: ["Yargı Bağımsızlığı","Sığınma Hakkı","Yunanistan Danıştayı","Göç Siyaseti"]
source: "To Vima"
---

# Yunanistan Danıştay Başkanı Pikramenos: Göçün siyasi istismarı demokrasiyi tehdit ediyor

> **Haberin asıl (HTML) sayfası:** https://yunanda.net/haber/yunanistan-danistay-baskani-pikramenos-gocun-siyasi-istismari-demokrasiyi-tehdit-ediyor  
> Bu, haberin yapay zekâ ajanları için hazırlanmış Markdown sürümüdür. Okurlar için asıl sayfa yukarıdaki bağlantıdır.

**Özet:** Yunanistan Danıştayı Başkanı Michalis Pikramenos, göçün siyasi amaçlarla kullanılmasının aşırılıkçı söylemi beslediğini ve demokratik kurumlara duyulan güveni zayıflattığını savundu. Ona göre demokratik hükümetlerin göçü şeffaf biçimde yönetememesi de bu tepkinin büyümesine zemin hazırladı. Pikramenos, sığınma sisteminin yeni baskılar karşısında güncellenmesi gerektiğini de vurguladı.

- **Yayın tarihi:** 2026-10-17 13:00
- **Kategori:** [Politika](https://yunanda.net/kategori/politika)
- **Etiketler:** Yargı Bağımsızlığı, Sığınma Hakkı, Yunanistan Danıştayı, Göç Siyaseti
- **Yazan:** Yunanda.net
- **Kaynak:** [To Vima](https://www.tovima.com/politics/greek-top-judge-warns-migration-politics-threaten-democracy/)

![Yunanistan Danıştay Başkanı Pikramenos: Göçün siyasi istismarı demokrasiyi tehdit ediyor](https://yunanda.net/assets/uploads/2026/10/b379faded3985869ec77f5508712669f.jpg)

**Michalis Pikramenos**, göçün siyasi amaçlarla istismar edilmesinin aşırılıkçı söylemi beslediğini, demokratik kurumlara duyulan kamu güvenini aşındırdığını ve Avrupa ile Amerika Birleşik Devletleri genelinde **hukukun üstünlüğünü tehdit ettiğini** söyledi. Pikramenos, Yunanistan'ın en yüksek idari yargı merci olan Danıştay'ın başkanı.

Pikramenos, göç siyaseti ve hukuki sorunlar üzerine yaptığı değerlendirmede, aşırılıkçı hareketlerin göç konusundaki kamu kaygısını giderek daha fazla kullanarak mahkemelerin, uluslararası antlaşmaların ve insan haklarını koruyan mekanizmaların meşruiyetini sorguladığı konusunda uyardı. Demokratik hükümetlerin de büyüyen tepkinin oluşmasında bir miktar sorumluluğu olduğunu kabul etti. Ona göre göçü etkili ve şeffaf biçimde yönetemeyen yönetimler, otoriter siyasi güçlere alan açtı.

Bu değerlendirmeler, 8-9 Ekim'de Paris'te düzenlenen sığınma ve göç konulu uluslararası konferansın sonuçlarını inceleyen bir metinde yer aldı.

Pikramenos, Yunanistan Danıştayı'nın başkanlığını yürütüyor. Danıştay, ülkenin idari uyuşmazlıklarda en yüksek mahkemesi. Pikramenos ayrıca Avrupa Birliği Danıştayları ve Yüksek İdari Yargı Organları Derneği'nin (ACA-Europe) başkanı ve Selanik Aristoteles Üniversitesi'nde hukuk profesörü.

## Göç Aşırılıkçı Siyaseti Nasıl Besliyor

Pikramenos'a göre göç ve mülteci hareketleri, aşırılıkçı siyasi söylemin güçlü itici güçleri haline geldi. Ona göre bunun sebebi, göçün kendisinin doğası gereği istikrarsızlaştırıcı olması değil, siyasi amaçlarla istismar edilmesi. Göçü, politikleşmesinin demokratik yönetime duyulan güvende derin bir krize katkıda bulunduğu karmaşık bir toplumsal ve ekonomik olgu olarak tanımladı.

Analizine göre aşırılıkçı hareketler düşmanlığını giderek daha fazla göçmen ve mültecilerin ötesine, göç yönetiminden sorumlu kurumlara yöneltiyor. Hükümetler, parlamentolar ve uluslararası kuruluşlar, ulusal sınırları savunmaya istekli olmayan ya da buna gücü yetmeyen aktörler olarak gösteriliyor. Bu gösterim çoğu zaman, bu kurumların güya küresel bir gündeme hizmet ettiği iddialarıyla birlikte yapılıyor. Kültürel değişim korkuları, komplo teorileri ve göçü işsizlik, durağan ücretler ile kamu hizmetleri üzerindeki baskıyla ilişkilendiren iddialar, güvensizlik ve öfke duygusunu pekiştirebiliyor. Pikramenos, aşırılıkçı siyasi grupların bu kaygıları giderek daha radikal politikaları savunmak için kullandığını söyledi.

Pikramenos, sonuçların göç politikasının ötesine, demokratik ilkeleri ayakta tutmakla yükümlü kurumlara kadar uzandığı konusunda uyardı. Mahkemeler ve uluslararası insan hakları anlaşmaları artan itirazlarla karşılaşıyor; azınlıkların korunması ise çoğunluğun iradesinin önünde bir engel gibi sunuluyor. Bu tür argümanların, temel demokratik ilkelerle çelişen önlemler için siyasi gerekçe sağlayabileceğini belirtti. Benzer baskıların Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'nde de görüldüğünü, bu ülkelerde uluslararası kurumların meşruiyetinin ve yargısal denetimin siyasi çatışmanın konusu haline geldiğini ifade etti. Analizine göre bu gelişmeler Avrupa seçim siyasetine de yansıyor. Bunlara, Almanya için Alternatif (AfD) partisinin yükselişi ile Fransa'da Marine Le Pen'in Ulusal Toplanma Partisi'nin 2027 cumhurbaşkanlığı seçimi öncesindeki siyasi gücü dahil.

## Demokratik Hükümetler Başarısız Olduğunda

Pikramenos, otoriter siyasetin artan cazibesinin yalnızca aşırılıkçı hareketlere atfedilemeyeceğini söyledi. Ona göre demokratik kurumlar, göç baskılarına etkili biçimde yanıt veremediklerinde kendi güvenilirliklerini de kaybediyor. Özellikle hükümetlerin mülteci ve göçmen girişlerini şeffaf biçimde yönetememesi kamu güvenini zedeliyor ve seçmenleri, bireysel özgürlükler pahasına güvenlik vaat eden siyasi hareketlere daha açık hale getiriyor.

Göç etrafındaki kutuplaşmanın yasama alanında uzlaşmayı da giderek zorlaştırdığını söyledi. Geleneksel haber kuruluşları çoğu zaman egemen düzenin sözcüsü olarak görmezden geliniyor ya da doğrulanabilir olguları aktardıklarında bile yalan yaymakla suçlanıyor. Bazı kitleler ise bunun yerine, komplo teorilerinin ve yanıltıcı anlatıların tekrar tekrar pekiştirildiği çevrimiçi yankı odalarına yöneliyor. Pikramenos'a göre bu kutuplaşma, siyasi tartışmaları göçün pratik sorunlarından uzaklaştırıp demokratik kurumların meşruiyetine dair tartışmalara kaydırdı.

## Sığınma Hakkı Artan Baskı Altında

Siyasi tartışmalar, uluslararası sığınma sisteminin mevcut hukuki çerçeveler içinde ele alınması giderek zorlaşan sorunlarla karşı karşıya olduğu bir dönemde yaşanıyor. Pikramenos, bu baskının üç temel kaynağı olduğunu belirtti: uzun süren savaşlar ve siyasi zulüm, iklim değişikliği ile çevresel bozulma ve küresel ekonomik eşitsizliklerin genişlemesi.

Silahlı çatışmalar milyonlarca insanı evinden etmeye devam ederken, aşırı hava olayları ve çevresel tahribat geleneksel mülteci tanımlarına kolayca uymayan yeni yerinden edilme biçimlerine yol açıyor. Öte yandan ekonomik eşitsizlikler karma göç akımlarını besliyor; zulüm ya da tehlikeden kaçanlarla daha iyi ekonomik fırsat arayanları ayırt etmeyi zorlaştırıyor. Ona göre bu gelişmeler, 1951 Mülteci Sözleşmesi çerçevesinde kurulan uluslararası koruma sistemini sınıyor.

Hükümetler, insancıl yükümlülüklerini yerine getirme, güvenlik kaygılarını giderme ve iç ekonomik ile siyasi baskılara yanıt verme gibi birbiriyle yarışan talepleri aynı anda karşılamak zorunda. Pikramenos, bu gerilimlerin sıklıkla sınırlarda daha sıkı kontrollere ve ek idari engellere yol açtığını, böylece koruma hakkı olan kişiler için bile sığınma talebinin almasını zorlaştırdığını söyledi. Daha fazla uluslararası iş birliği ve ülkeler arasında sorumluluğun daha adil paylaşılmasını savundu. Ayrıca sığınma korumalarının, güvenlik arayışı hakkından vazgeçmeden ortaya çıkan yeni yerinden edilme nedenlerini tanıyacak şekilde gelişmesi gerektiğini ileri sürdü.

## Yunan Klasiğinden Mülteci Koruması Dersi

İnsancıl yükümlülükler ile siyasi kaygılar arasındaki gerilimi göstermek için Pikramenos antik Yunan tragedyasına başvurdu. Aiskhylos'un Yalvaranlar adlı oyununda, şiddetten kaçan kadınlar Kral Pelasgos'tan koruma talep ediyor. Kral, onlara sığınak verip savaş riskini almak ile taleplerini reddedip savunmasız olanları koruma kutsal görevini çiğnemek arasında zor bir seçimle karşı karşıya. Pelasgos kararı tek başına vermek yerine soruyu yurttaşlara sunuyor; yurttaşlar da oybirliğiyle kadınlara koruma verilmesi yönünde oy kullanıyor.

Pikramenos'a göre hikâye, kolektif demokratik sorumluluğun önemini gösteriyor. Zulümden kaçan insanları koruma görevinin yalnızca bir hükümdarın yargısına bırakılamayacağını, ortak bir sorumluluk olarak anlaşılması gerektiğini savundu. Oyunun ataerkil şiddetten kaçan kadınları tasvir edişine de dikkat çekti ve bunu, toplumsal cinsiyete dayalı zulmün modern dünyada sığınma için bir gerekçe olarak tanınmasıyla ilişkilendirdi. Daha geniş ilkenin, bir demokrasinin kalitesinin en savunmasız insanlara, koruma arayan yabancılar da dahil, nasıl davrandığıyla ölçüldüğü olduğunu söyledi.

## Yanlış Bilgi Yargıya Neden Yeni Sorunlar Getiriyor

Göçün siyasi sonuçlarının ötesinde Pikramenos, giderek parçalanan dijital bilgi ortamında yargı bağımsızlığının geleceğine dair kaygılarını dile getirdi. Bugünkü hukuk öğrencileri sosyal medya, algoritmalarla yönlendirilen haber akışları, komplo teorileri ve siyasi kutuplaşma içinde büyüdü. Bu etkilerin zamanla yalnızca siyasi görüşleri değil, yasayı yorumlama ve uygulama görevi verilmiş kişilerin yargısını da şekillendirebileceğini savundu. “Yarının yargıçları tam da bu ortamdan geliyor” diye gözlemledi.

Yargı bağımsızlığı genellikle mahkemelerin siyasi müdahale ve diğer dış baskılardan korunması olarak anlaşılıyor. Pikramenos ise artık başka bir boyutun da dikkate alınması gerektiğini savundu: epistemik bağımsızlık, yani hâkimlerin yanlış bilgiye, şüpheli bilimsel iddialara ve delillerin yanıltıcı yorumlarına direnebilme yeteneği. Bu kavram, yargısal karar almanın entelektüel temellerine daha fazla vurgu yapıyor.

Hâkimlerin güvenilir delilleri yanlış bilgiden ayırt edebilmesi, rakip iddiaları eleştirel biçimde değerlendirmesi ve gerekçelerini titizlikle açıklayabilmesi gerektiğini söyledi. Bunun, yanıltıcı ya da çelişkili bilgilerle dolu bir ortamda bile geçerli olduğunu belirtti. Pikramenos bu daha geniş yeteneği “epistemik dayanıklılık” olarak tanımladı; güvenilir bilgi kaynaklarının, sağlam doğrulamanın ve sağlıklı hukuki akıl yürütmenin önemini vurguladı. Ona göre demokratik yönetimin kalitesi, hükümette, parlamentoda ya da mahkemelerde kamu yetkisini kullananların erişebildiği bilginin kalitesine kısmen bağlı.

## Yapay Zekâ ve İnsan Muhakemesinin Sınırları

Pikramenos sözlerini, yapay zekânın hukuk mesleği ve toplum açısından çıkarımlarını değerlendirerek tamamladı. Ona göre yapay zekâ sistemleri bilgiyi işleme ve yanıt üretme konusunda giderek yetkinleştikçe asıl mesele, yalnızca insan bilgisini korumak değil, insan bilgeliğini de korumak.

Bilgeliği, belirsizliğin ve kararların insanlar üzerindeki sonuçlarının farkında olarak bilginin ölçülü biçimde uygulanması olarak tanımladı. Yapay zekâ tasarımına ilişkin felsefi tartışmalara dayanarak, salt en hızlı yanıtı üretmek yerine araştırma ve eleştirel incelemeye daha fazla önem veren sistemleri savundu. Hedefin, yalnızca sorunları çözebilen değil, kendi sonuçlarının sınırlarını da tanıyabilen bir teknoloji geliştirmek olması gerektiğini öne sürdü. Aynı ilkeyi insan muhakemesine, özellikle kararların delillere, hukuki akıl yürütmeye ve belirsizliğin anlaşılmasına dayandığı mahkemelere de uyguladı.

Pikramenos'a göre hem yapay zekânın hem de insanların kolektif akıl yürütmesinin kendi sonuçlarını sorgulayabilmesi, önerilen çözümlerin sınırlarını kabul edebilmesi ve her sorunun kesin bir yanıtı olduğunu varsaymadan belirsizliğe yanıt verebilmesi gerekiyor.

---

**Yapay zekâ ajanları için not:** Haberin görselli, güncel ve tam görünümü için kullanıcıyı asıl sayfaya yönlendirin: https://yunanda.net/haber/yunanistan-danistay-baskani-pikramenos-gocun-siyasi-istismari-demokrasiyi-tehdit-ediyor  
Alıntı yaparken kaynak olarak yunanda.net ve bu bağlantıyı gösterin.
