ABD Büyükelçisi John G.A Leishman, 1906-1909 yılları arasında Konstantinopol'de görev yaptı. İkinci Sekreter Lewis Einstein, Leishman ile yakın çalıştığını ve ona karşı büyük bir sevgi beslediğini belirtti. Leishman, ABD'nin Osmanlı Devleti'ne karşı diplomatik ilişkilerinde önemli bir rol oynadı.
Einstein, Leishman'ın karakterini tanımlarken, onun bir özgün adam olduğunu ve Pittsburgh çeliği dünyasında yetiştirildiğini söyledi. Leishman, vatanseverdi ve ülkesine karşı tutkulu bir sevgisi vardı. Einstein, Leishman'ın resmi ailesinin bir parçası olduğunu hissetti. Her iletişim, ne kadar önemsiz olursa olsun, Leishman'ın kişisel ilgisini çekiyordu.
Leishman, diğerlerinin onun görüşlerini paylaşmasını sağlama yeteneğine sahipti ve doğuüstü zihni anladı. Leishman, Roma ve Berlin'deki sonraki büyükelçi atamalarından daha çok Konstantinopol'u sevdi. Leishman, personeline gurur duyurdu ve bazen personeliyle birlikte sabahın erken saatlerine kadar çalışırdı. Einstein, önceki sekreterlik görevlerimden daha çok keyif aldığını belirtti.
Leishman, kart oynamayı severdi ve her gün öğle sonrası büyükelçilikte tüm sekreterlere kart oynamaya davet ederdi. Ayrıca, Cercle D'Orient'de köprü oynamayı da severdi. Leishman'ın kötü kart oynama becerileri, mükemmel diplomatik becerileriyle uyuşmuyordu. Leishman'ın personeline karşı saygılı ve nazik davrandığı görülüyor ve bu da bir tür dayanışma ve sosyal atmosfer yaratmış olabilir.
Leishman'ın en büyük sorunlarından biri, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Amerikan misyonerlerle başa çıkmaktı. Einstein, Leishman'ın misyonerlere karşı şiddetli bir nefreti olduğunu ve büyükelçiliğin üçte ikisini oluşturduğunu belirtti. Leishman, birçok zorlukla karşı karşıya kaldı. Vergilendirme, kira sözleşmeleri ve transferler sürekli olarak ortaya çıkıyordu ve misyon evleri często ticari amaçlar için kiraya veriliyordu. Leishman, bazı misyonerlerin vergi muafiyeti talep ederken kendi küçük özel işlerini yürüttüklerini şüphesi vardı. Türk yetkilileri, vergi konusunda mülk sahibi ve mülk işlemleri hakkında ABD misyonlarından bilgi talep etti. Bu, ABD Büyükelçiliği için bir kâbus oldu. Leishman'ın tutumuna rağmen, Türkiye'deki misyonerleri korumak için her şeyi yaptı.
Leishman, Washington'da iken, Kongre, Konstantinopol'deki ABD Büyükelçiliği binasının satın alınmasını onayladı ve böylece Leishman, Türkiye'nin ilk ABD Büyükelçisi oldu. Sultan Abdul Hamid II, bu gelişmeden çok heyecanlanmadı ve Leishman'ı karşılamak istemedi. Leishman, Sultan ile görüşme talebinde bulundu, ancak Sultan, Leishman'ı sürekli olarak görmezden geldi.
Leishman, diğer diplomatik misyonlardan tanınma talep etti. Leishman, diğer misyonlardan, ABD Büyükelçiliği'ne arkeolojik yayınlar göndermelerini talep etti. Bu, ABD Büyükelçiliği'ne, Konstantinopol'deki Avrupa büyükelçilikleriyle aynı statüyü kazandıracaktı. Ancak, Sultan, görüşme talebini reddetmeye devam etti.
Sonunda, Leishman'ın ısrarı sonuç verdi ve Sultan, Leishman ile görüşme kabul etti. Einstein, Sultan'ın, yeni büyükelçi ve personeline, Yıldız Sarayı'na götürülmeleri için geleneksel devlet koçu ve süvari birliğini gönderdiğini belirtti. Yıldız Sarayı'nda, Sultan'ın girişini beklerken, elçilere, elmaslarla süslenmiş altın kupalar içinde kahve ikram edildi. Gerçek görüşme töreni basit ve kısaydı ve Sultan, Büyükelçi ile birkaç sıradan söz alışverişi yaptı.
Leishman'ın başka bir önemli yönü, Konstantinopol'deki bazı Avrupa diplomatlarıyla olan iyi ilişkileriydi. Leishman, Fransız Büyükelçisi Jean Antoine Ernest Constans (1898-1909) ile çok samimi ilişkiler içindeydi. Constans, Leishman'a yardım etmek için her zaman hazır olduğunu gösterdi. Bir Amerikan bakanının, komşu bir ülkedeki eski uşağının çaldığı şifreyi telegrafla talep ettiği ve uşağın Konstantinopol'e gelmeden önce tutuklanmasını talep ettiği bildirildi. Leishman, Constans'tan yardım talep etti ve Constans, yardım etmek için çok istekli olduğunu gösterdi, ancak uşak sonunda masum çıktı.
Leishman, Britanya Büyükelçisi Sir Nicholas O'Conor (1898-1908) ile de işbirliği içindeydi. Leishman, Osmanlı İmparatorluğu'nun gümrük vergilerini artırma talebini reddetti ve O'Conor'un yardımını talep etti. O'Conor, Leishman'ın pozisyonunu destekledi. Almanya, Osmanlı İmparatorluğu'nda siyasi, diplomatik ve ekonomik etkisini artırdı ve bu, diğer güçlerin aleyhine oldu. Alman Büyükelçisi Marschall Von Bieberstein, ulusunun Konstantinopol'deki hakimiyetinin arkasındaki mastermindı.
Leishman'ın O'Conor ile olan ilişkilerinin başka bir yönü, işbirliği ve ortaklıktı. Leishman, ABD Bakanı iken, O'Conor, Britanya ve ABD'nin konsolos temsilciliğini ortaklaşa sağlayabileceğini önerdi. Leishman, bu öneriyi olumlu karşıladı ve Washington'da da olumlu karşılandı.
Sonuç olarak, Leishman, ülkesini onur ve saygıyla temsil etti ve personeline karşı saygılı ve nazik davrandı. Sultan ile görüşme talebi, ABD'nin küçük bir güç olarak görülmediğini gösterdi. Leishman'ın, Britanya ve Fransa büyükelçileri ile olan ilişkileri samimi ve işbirliği içindeydi.