ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, X hesabından yaptığı paylaşımlar serisinde Atina ziyaretine ve Yunanistan-ABD ilişkilerini güçlendirmenin önemine değindi. Rubio, iki ülke arasındaki işbirliğinin savunma, güvenlik ve enerji alanlarında daha da derinleşeceği mesajını verdi.
Başbakan Kiryakos Miçotakis ve Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis ile görüşmelerinin ardından ve 6. ABD-Yunanistan Stratejik Diyaloğu'nun tamamlanmasıyla birlikte ABD'li bakan, Atina'daki günlerini değerlendirdi. Rubio, Yunanistan'ı “ilham kaynağı” olarak niteledi ve iki ülkenin ortak güvenlik, güç ve refahını ilerletmeye devam edeceğini vurguladı.
ABD'nin baş diplomatı, Akropolis ve Partenon'un çarpıcı görüntülerinin ve temaslarından kesitlerin yer aldığı etkileyici paylaşımlarla Atina ziyaretini özetledi. Rubio, Batı'nın “düşmanlarını” da Fidel Castro, Nikolas Maduro ve Josef Stalin figürleriyle kişileştirdi.
Yüksek düzey ABD'li diplomat, Yunanistan ve Yunan uygarlığına hayranlığını yalnızca Pnyx'teki simgeleşmiş konuşmasıyla değil, paylaşımlarıyla da ortaya koydu. Bu paylaşımlar yalnızca Yunan ve Amerikalı değil, savunmaya değer olduğunu söylediği Batı ve Batı uygarlığına yönelikti.
Rubio, Yunan mevkidaşı Yorgos Yerapetritis ile görüşmesinin görüntülerini paylaştı; ABD büyükelçiliğindeki dua töreninden bir bölümü de ekledi. Videoyu Yunan polisinin DIAS ekibinin konvoyuna eşlik ettiği görüntülerle ve Pnyx'teki konuşmasından kesitlerle çerçeveledi.
Bir başka paylaşımda ise Rubio, Pnyx'teki konuşması için adeta bir tanıtım filmi hazırladı. Videoyu Akropolis'in simgeleşmiş görüntülerinin yanı sıra uzay keşfi, Amerika'nın keşfi ve İkinci Dünya Savaşı'nda Müttefik zaferi gibi Batı'nın başlıca başarılarıyla eşleştirirken; ABD ve Avrupa'nın çeşitli yerlerindeki protesto ve çatışma görüntülerine de yer vererek Batı'nın gerileyişine dikkat çekti.
Miçotakis ile çarşamba akşamı gerçekleştirdiği görüşmeye değinen Rubio, “ABD ile Yunanistan'ın enerji işbirliğini nasıl geliştirebileceklerini, savunma ve kolluk kuvvetleri alanındaki işbirliğini nasıl genişletebileceklerini ve NATO içinde adil yük paylaşımını nasıl güçlendirebileceklerini ele aldıklarını” söyledi. Rubio, buna “Önce Amerika, müttefiklerimizle daha güçlü” sözlerini ekledi.
Rubio, X'teki paylaşımında şu ifadelere yer verdi: “Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile görüşerek ABD ile Yunanistan'ın enerji işbirliğini artırma, savunma ve kolluk kuvvetleri işbirliğini genişletme ve NATO'daki yük paylaşımını güçlendirme yollarını ele aldık. Önce Amerika, müttefiklerimizle daha güçlü.”
İkili ilişkilere ilişkin olarak ise ABD-Yunanistan işbirliğinin her iki ülkeye de yarar sağlamayı sürdürdüğünü vurgulayan Rubio, “Atina'da zorlukları ele aldık, ortak güvenlik ve refahımızı ilerlettik” dedi.
6. Stratejik Diyalog'a ilişkin olarak Rubio, X'te, Yunanistan ile ABD'nin iki ülke arasındaki savunma ve güvenlik işbirliğini derinleştiren yeni anlaşmalarda ilerleme kaydettiğini yazdı. Rubio, “Amerika bağımsızlığının 250. yılını kutlarken, demokrasinin beşiği Yunanistan ilham kaynağı olmayı sürdürüyor. Birlikte ortak güvenlik, gücümüz ve refahımızı ilerletmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Pnyx'teki konuşması vesilesiyle Batı'nın bir yol ayrımında olduğunu ve önümüzdeki on yılda verilecek kararların gelecek yüzyılı şekillendireceğini yineleyen ABD'li bakan, X'te şunları yazdı: “Çarşamba günü Atina'da, Akropolis'in görkemli sütunlarına bakan Pnyx tepesine gittim. Orada basit bir mesaj verdim: Batı bir yol ayrımında. Önümüzdeki on yılda vereceğimiz kararlar gelecek yüzyılı şekillendirecek.”
ABD'nin Yunanistan-Kıbrıs hattına bağlılığı, Türkiye ve F-35'ler
Öte yandan, üst düzey bir diplomatik kaynak, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Atina ziyareti sırasında Yunanistan-Kıbrıs elektrik bağlantısı Büyük Deniz Bağlayıcısı'na (GSI) yönelik sözlerinin ardından, “üçüncü ülkelerin ‘hassasiyetleri’nin hak doğurmadığı” yönünde net bir mesaj gönderdi.
ABD'li bakan, enerji bağlantı projelerine değinirken GSI'ı “işaret ederek” şunları kaydetti: “Bu projeler, bölgedeki diğer ülkelerin hassasiyetleri nedeniyle zorlaşıyor.” Bu ifadeye yanıt istenen üst düzey diplomatik kaynak, “Hassasiyet hak anlamına gelmez” diyerek noktayı koydu.
Bu sözler, üçüncü ülkelerin elektrik bağlantısına yönelik tepkilerinin ya da “hassasiyetlerinin” hak doğuramayacağını ya da uluslararası hukuktan doğan hakları kısıtlayamayacağını yansıttığı için özel bir önem taşıyor.
ABD'nin projeye ilişkin tutumuna gelince, üst düzey diplomatik kaynak, Rubio'nun enerji bağlantı projelerine yönelik ABD taahhüdü konusundaki tekrarlanan açıklamalarına atıfta bulundu.
ABD'nin GSI'a bağlılığı ve “özel diplomasi”
Daha önce de belirtildiği üzere Washington'un projeden yana tavrı net; ABD-Yunanistan ilişkisi ve ittifakı ise bu taahhüdün ifade edildiği çerçeveyi oluşturuyor.
ABD Dışişleri Bakanı'nın “özel diplomasi” ifadesine değinen aynı kaynak, bazı konuların niteliği gereği kamuoyuyla paylaşılamayacağını, zira bunların hassas bilgiler ile dış politika ve güvenlik değerlendirmelerini ilgilendirdiğini kaydetti.
Enerji bağlantısıyla ilgili bir sorun çıkması halinde ABD'nin ve Dışişleri Bakanlığı'nın ne yapacağının kamuoyuyla paylaşılamayacağı vurgulandı; böyle bir durumda diplomasi devreye gireceği belirtildi. GSI'daki çalışmaların yeniden başlamasına gelince, bunun Yunan hükümetine ya da herhangi bir Yunan kuruluşuna bağlı olmadığı netleştirildi. İlgili şirketin talebini iletmesinin ardından Yunan tarafı, uluslararası hukuka uygun biçimde öngörülen prosedürler ve gerekli izinlerle ilerlemeye hazırdır.
ABD'nin GSI'a bağlılığı ve “özel diplomasi”
Marco Rubio'nun Atina ziyaretine ilişkin değerlendirme oldukça olumluydu; üst düzey diplomatik kaynak, ziyaretin iki düzlemde işlediğini belirtti: Bir yandan ABD-Yunanistan ilişkilerinin yüksek düzeyini teyit etti, diğer yandan tarafların bir dizi kritik uluslararası konudaki ortak anlayışını öne çıkardı.
İki hükümet arasında, özellikle dışişleri bakanlıkları arasında istikrarlı bir iletişim kanalı oluşturulduğu vurgulandı. ABD Dışişleri Bakanı ile geliştirilen kişisel ilişkiye de özel atıfta bulunuldu; ilişkinin karşılıklı saygı ve takdir üzerine kurulu olduğu kaydedildi.
Rubio'nun ziyareti bağımsız (tek başına) bir ziyaret olarak tanımlandı; ABD Dışişleri Bakanı'nın Yunanistan'da iki gece geçirdiği belirtildi.
Görüşmeler iki ana eksende yoğunlaştı: ikili ilişkiler ve uluslararası gelişmeler. İkinci bölümde geniş Orta Doğu ve Kuzey Afrika, Ukrayna, uluslararası güvenlik ve denizcilik özgürlüğü ile diğer gerginlik bölgeleri kapsamlı biçimde ele alındı.
Gündemde özellikle Lübnan, Suriye, Libya, Gazze, Batı Şeria ve İran'daki gelişmeler yer aldı.
Üst düzey diplomatik kaynak, Marco Rubio'nun Doğu Akdeniz konularını derinlemesine bildiğini vurgulayarak bunun, görüşmenin “sıfırdan” başlamak zorunda kalmamasını sağladığını ifade etti.
F-35'ler: Türkiye önündeki yasal engel
Türkiye'nin F-35 programına dönme olasılığına da kapsamlı biçimde değinildi.
Üst düzey diplomatik kaynak, ABD'de Türkiye'ye F-35 satışını engelleyen bir yasal çerçevenin bulunduğunu belirtti ve CAATSA yaptırımları ile Rus S-400'ler meselesine özel atıfta bulundu.
Kaynak, Türkiye'nin 2019'a kadar F-35 programında ortak üretim ortağı olduğunu, ardından programdan çıkarıldığını hatırlattı.
Yunan tarafı, Atina'nın üçüncü bir ülkenin savunma teçhizatı ve müşterileriyle ilişkilerine ilişkin kararlarını belirleyemeyeceğini vurguladı. Bununla birlikte ABD'deki mevcut hukuki çerçevenin açık ve net olduğu, yok sayılamayacak bir faktör oluşturduğu ifade edildi. Bu arada Yunanistan, kendi uzun vadeli savunma planlamasına devam ediyor; F-16'ların modernizasyonu ve F-35 tedariki bu planın başlıca unsurlarını oluşturuyor.
Enerji merkezi olarak Yunanistan
Görüşmelerin önemli bir bölümü enerji alanına ayrıldı; aynı kaynağa göre Yunanistan ile ABD, enerji güzergâhlarının mümkün olduğunca çeşitlendirilmesi gerektiği konusunda ortak bir anlayışa sahip.
Atina, enerji güvenliğini ve bağımsızlığını güçlendirmek amacıyla boru hatlarını ve enerji bağlantılarını içeren projeleri destekliyor.
Bu bağlantılar sayesinde Yunanistan'ın Orta ve Doğu Avrupa için özel öneme sahip bir enerji merkezi haline geldiği vurgulandı. Güneydoğu Avrupa ve Doğu Akdeniz'deki konumunun daha da güçlendirilmesi yönünde de açık bir taahhüt bulunuyor.
Kıbrıs: Amaç öz müzakereleri yeniden başlatmak
Kıbrıs sorunu da ABD Dışişleri Bakanı ile yapılan görüşmenin parçasıydı.
Üst düzey diplomatik kaynak, Kıbrıs sorununun BM Genel Sekreteri'nin gündemine öncelikli olarak dönmesini sağlamak için Yunan hükümetinin önemli bir çaba harcadığını vurguladı.
Atina'nın başlıca hedefi, öz müzakerelerin yeniden başlaması olmayı sürdürüyor; Birleşmiş Milletler'in yeni Genel Sekreteri'nin seçimi sürecine de özel önem veriliyor.
Belirtildiği üzere, Yunanistan için yeni Genel Sekreter'in Kıbrıs sorununu temel öncelikleri arasında sayması büyük önem taşıyor.
Yeni BM Genel Sekreteri'nin seçim sürecine ilişkin olarak üst düzey diplomatik kaynak, Güvenlik Konseyi'nde en az dokuz oyun gerektiğini ve daimî üyelerin hiçbirisinin veto kullanamayacağını hatırlattı. Kaynağa göre, şimdiye kadar yürütülen gayriresmî süreçler, belirli adaylıklar etrafında uzlaşma olasılıklarını ortaya koymaya başlıyor.
Denizcilik özgürlüğü ve Hürmüz Boğazı
Son olarak, Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler ve daha geniş anlamda uluslararası deniz yollarının güvenliği bağlamında denizcilik özgürlüğüne özel vurgu yapıldı.
Üst düzey diplomatik kaynak, ticaret ve denizciliğin özgürlüğünün yalnızca Yunanistan'ı ya da ABD'yi ilgilendiren bir konu olmadığını, tüm küresel tedarik zincirini ilgilendirdiğini vurguladı.
Deniz yollarında yaşanabilecek herhangi bir aksamanın, dünyanın her yerinde enerji arzına, tedarikine ve fiyatlarına ciddi sonuçları olabilir.
Hürmüz Boğazı'na özel önem verildi; çünkü serbest geçişe getirilecek herhangi bir kısıtlamanın, dünyanın diğer bölgeleri için emsal oluşturabileceği belirtildi.
Deniz yollarının, özellikle Deniz Hukuku'nun yönettiği uluslararası boğazların kontrol ve kısıtlama alanlarına dönüştürülmesi halinde, uluslararası istikrar açısından sonuçlar son derece ağır olabilir.
Yunanistan için bu konu, hem Yunan ticaret filosunun büyüklüğü hem de denizcilik özgürlüğüne ilişkin ilkesel boyutu nedeniyle özel önem taşıyor.
Son olarak, ABD'nin bugüne kadar bölgedeki herhangi bir yeni görev için Yunanistan'dan katılım talep etmediği netleştirildi.
Yunan tarafı ise yardım sağlama konusunda olumlu olduğunu, bunun altyapı kullanımını da içerebileceğini açıkça belirtti; ancak bu iki temel koşula bağlı: barışçıl koşulların geçerli olması ve ilgili tarafların rızasının bulunması, böylece Yunan personelin güvenliğinin de sağlanması.