Yunan gazeteci Elias Demetracopoulos, Yunanlar veya Yunan-Amerikalılar arasında pek bilinen bir isim olmayabilir, ancak 20. yüzyıl siyasi tarihinin en büyüleyici figürlerinden biriydi.
Elias Demetracopoulos, 2008 yılında cuntaya karşı mücadelesi nedeniyle Washington'daki Yunan Büyükelçiliği'nde onurlandırıldı. Kaynak: AMNAYazar James H. Barron, yakın zamanda yayımlanan The Greek Connection: The Life of Elias Demetracopoulos adlı kitabının girişinde, Demetracopoulos'un gözden kaçmış olabileceğini ancak hayatının bir destan gibi okunduğunu söylüyor.
İşgal altındaki Yunanistan'da on iki yaşında bir çocukken, genç Atinalı Nazilere karşı kahramanca direniş hareketlerine katıldı. Bu eylemleri nedeniyle hapsedildi ve işkence gördü.
Hayatı mucizevi bir şekilde kurtulduktan sonra araştırmacı gazeteci oldu ve Yunanistan'ın çalkantılı siyasetini ile ABD'nin bölgedeki artan etkisini haberleştirdi. Zeki ve habere doymaz bir muhabir olan Demetracopoulos, kısa sürede her iki hükümetteki güçlü isimlere erişim sağladı.
1950'den 1958'e kadar Kathimerini gazetesinin siyasi editörlüğünü yaptı. 1951'de Makedonya ve Selanik muhabiri oldu. Ayrıca Ethnos'un siyasi editörlüğünü üstlendi ve İngilizce yayımlanan Athens Daily Post'un kurucuları arasında yer aldı. Kuzey Amerika Gazete Birliği ve New York Herald Tribune için muhabirlik yaptı.
Yunan gazeteci ABD'ye kaçıyor
1967'de Yunan askeri diktatörlüğü iktidara geldiğinde, Yunan gazeteci kıl payı Washington DC'ye kaçtı. Burada, ABD hükümetiyle ters düşerken bir yandan da anavatanında demokrasinin yeniden tesisi için mücadele etti.
Yazar, rahatsız edici gerçeklerin peşinde yorulmak bilmeyen bir adamın hikayesini ortaya çıkarıyor. Demetracopoulos, yalnızca kendi hükümetiyle değil, Truman, Eisenhower, Kennedy, Johnson, Nixon, Ford, Carter ve Reagan yönetimleriyle de karşı karşıya geldi. CIA, FBI ve Dışişleri Bakanlığı'nın gözetim ve tacizine maruz kaldı. ABD'li yetkililerin göz yummuş olabileceği Yunan kaçırma ve suikast planlarının hedefi oldu.
Demetracopoulos'un en büyük haberi, Atina'daki rejimin 1968 seçimleri öncesinde Yunan-Amerikalı iş adamı Tom Pappas aracılığıyla Richard Nixon'ın kampanyasına 549 bin dolar aktardığını ortaya çıkarmasıydı. Ancak bu haber hemen bir etki yaratmadı.