Icerige atla
Kültür ⭐ 85/100

Antik Yunan mezarlığındaki zincirli erkeklerin yerli halktan olduğu ortaya çıktı

Antik Yunan mezarlığındaki zincirli erkeklerin yerli halktan olduğu ortaya çıktı
Dil okuluna gel, çalışarak ödediğin parayı geri kazan! Nasıl? →

Atina'nın hemen güneyinde, tarihsel Attika bölgesinde yer alan Phaleron mezarlığı, Yunanistan'da bugüne kadar keşfedilen en büyük antik mezarlıklardan biri. 2016 yılında sit alanında “Esplanada” adı verilen üç toplu mezar bulundu. Bu mezarlarda, çoğu metal prangalarla bağlanmış halde, üç sıra halinde gömülü 79 yetişkin erkek yer alıyor.

Bu sıra dışı gömülme biçiminin nedeni hala gizemini korusa da, Arizona State Üniversitesi İnsan Evrimi ve Sosyal Değişim Okulu'ndan araştırmacılar, Esplanada'da yatan kişilerin geçmişine ışık tutacak önemli bulgular elde etti. Araştırmacılar, bu kişilerin hikayesini gün yüzüne çıkararak tarihin önemli bir dönemine ait detayları bir araya getirdi.

Yakın zamanda yayımlanan bir çalışma, araştırmacıların Esplanada'daki 66 kişi ve Phaleron mezarlığındaki 97 kişinin yerleşim geçmişini nasıl incelediğini ortaya koyuyor. Bulgular, Esplanada'da gömülü olan kişilerin ve Phaleron'daki diğer bireylerin, daha önceki araştırmaların tartıştığı gibi yabancılar değil, büyük ölçüde Attika bölgesinin yerli halkı olduğunu gösteriyor.

Çalışmanın başyazarı ve okulda doktora sonrası araştırmacı olan Julianne Stamer, “Bölge dışından gelenlerin bu kadar az olması bizi şaşırttı” diyor. Stamer, “Phaleron halkı, Atina'da Yunan dünyası genelinde hem insan hem de mal hareketliliğinin arttığı, bağlantıların güçlendiği bir dönemde yaşıyordu. Phaleron'un kendisi de Pers Savaşı'ndan önce antik Atina'nın limanıydı” diye ekliyor.

Esplanada'daki toplu mezarlara gömülen kişilerle, Phaleron'daki standart mezarlarda yatanlar arasındaki farklara odaklanan önceki çalışmaların aksine, bu yeni bulgular iki grup arasındaki benzerliklere dikkat çekiyor. Her iki grubun da muhtemelen aynı topluluğun parçası olduğu anlaşılıyor.

Stamer konuya ilişkin olarak, “Esplanada'da gömülü olanlara ölüm anında çok sert davranılmış olsa da, bu durum yabancı işgalcilere karşı bir tepki gibi görünmüyor. Aksine, öfke aynı yerden gelen insanlara yöneltilmiş” ifadelerini kullanıyor.

Araştırmacılar, bireylerin geçmişine dair bilgi edinmek için arkeolojik kayıtlarda yerleşim geçmişini ortaya çıkarmak amacıyla tarihsel olarak kullanılan “radyojenik stronsiyum analizi” yönteminden faydandı. Uzmanlar, özellikle kişilerin ikametgah yerini belirlemek için diş minelerini inceledi.

Stamer, “İnsan diş minesi yaşam boyunca yenilenmez. Erken çocukluktaki haliyle kimyasal olarak aynı kalır. Temelde erken yaşamınızın bir kaydını tutar” açıklamasını yapıyor ve ekliyor: “Bu durumda, erken çocukluktaki ikametgahınızı jeolojik olarak kaydeder. Dişlerimizin ve kemiklerimizin yapı taşları olan kalsiyum, bazen stronsiyum ile yer değiştirir; bu vücudun yaptığı çok normal ve küçük bir hatadır. Bu stronsiyum, üzerinde yaşadığımız topraklarla izotopik olarak benzerdir ve dişlerimizde yakalanıp kaydedilir.”

Radyojenik stronsiyum analizi sayesinde araştırmacılar, yerel jeolojinin kayıtlarını kişilerin diş mineleriyle karşılaştırabildi. Diş minesinin yerel jeolojiyle eşleşmemesi, kişinin çocukluğundan sonra bir şekilde bölgeye göç etmiş olabileceğini gösteriyordu. Ancak Esplanada'daki 66 kişi ve Phaleron mezarlığındaki 97 kişi için bu durum geçerli değildi; bu da onların yerli halk olduğunu kanıtlıyordu.

Esplanada'da gömülü olanlara yönelik sosyal şiddete dair elde edilen bu bağlamsal bilgilerin yanı sıra, bulgular aynı zamanda antik Yunanistan'daki arkaik dönemde Attika'ya göçün sınırlı olabileceği fikrini biyoarkeolojik olarak da destekliyor.

İleriye dönük olarak araştırma ekibi, Phaleron'da gömülü olan kişilerin kimliklerini daha derinlemesine araştırmayı planlıyor. Çalışmaları, biyoarkeolojik araştırmaların ortak insan tarihini daha iyi anlamamıza nasıl yardımcı olabileceğini gözler önüne seriyor.

Stamer, “Bu araştırma, Esplanada'daki kalıntıların yabancı olmadığını kanıtlasa da, bu insanların tam olarak kim olduğunu veya neden böyle gömüldüklerini bize söylemiyor. Çalışma aynı zamanda Phaleron'daki diğer insanların kim olduğu ve Attika bölgesiyle bağlantılarının ne olduğu hakkında daha fazla bilgi veriyor. Phaleron Biyoarkeoloji Projesi ekibimiz, Phaleron halkının hayattayken kim olduğunu araştırmak için birçok başka biyoarkeolojik teknik kullanıyor” diyor.

“Yunanistan, Phaleron'daki Esplanada Toplu Mezarlarının Yerleşim Tarihini Araştırmak” başlıklı çalışma, Journal of Archaeological Science: Reports dergisinde yayımlandı. Çalışmanın yazarları arasında Arizona State Üniversitesi'nden dekan yardımcısı ve profesör Kelly Knudson ile aynı kolejden Regents Profesörü Jane Buikstra da yer alıyor.

Bu araştırma, Arizona State Üniversitesi'nin METAL Core laboratuvarındaki Gwyneth Gordon, Trevor Martin ve Tyler Goepfert'in yanı sıra uzman ekip ve ekipmanlar tarafından desteklendi.

Uzun dönem Malta'da, üniversite destekli okullarda dilini geliştir. Kayıt bilgisi →
Paylaş: