Zoë Armstrong, ultrason raporunda endometriosis bulgularını görünce annesini arayıp gözyaşlarına boğulmuş. Yıllarca acı çekip doktor doktor dolaştıktan sonra nihayet aradığı cevabı bulmuş.
“Kağıt üzerinde görmek, 'Ben deli değilmişim' demek gibiydi” diyen 31 yaşındaki Armstrong, “Vücudumda hissettiklerimin farkındaydım” sözleriyle o anı anlatıyor.
Armstrong’ın yaşadığı maalesef pek çok kadının ortak kaderi. Amerikan Obstetrisyenler ve Jinekologlar Koleji'nin verilerine göre, hastalar endometriosis teşhisi alana kadar semptomlar başladıktan sonra tam on yıl veya daha fazla bekleyebiliyor. Rahim içi dokusuna benzer bir dokunun vücudun farklı bölgelerinde büyümesine yol açan bu ağrılı rahatsızlık, dünya genelinde her 10 kadından birini etkisi altına alıyor.
Farklı ülkelerde kullanılmaya başlanan yeni testler bu teşhis gecikmesini ortadan kaldırmayı hedefliyor. Hem doktorlarda hem de hastalarda büyük umutlar yeşerten bu testler, henüz ABD'de kullanıma sunulmadı. Üstelik bazı uzmanlar, bu yeni yöntemlerin faydalı birer araç olacağı konusunda hemfikir olsa da, tek başlarına tam bir çözüm sunamayacaklarını vurguluyor.
Endometriosis hastası Zoë Armstrong, 14 Ağustos 2026 Cuma günü New York'ta fizyoterapist Emma Codman eşliğinde pelvik taban fizyoterapisi seansı sırasında dinleniyor. (AP Photo/Shelby Lum)
Endometriosis Hayatı Kabusa Çevirebiliyor
Araştırmalar, endometriosisin kronik bir enflamatuar hastalık türü olduğunu gösteriyor. Kesin nedeni henüz tam olarak aydınlatılamasa da uzmanlar genetik yatkınlığın önemli bir rol oynadığını belirtiyor.
Belirtiler, hastalığın ne kadar yayıldığına ve dokunun vücudun neresinde bulunduğuna göre değişiklik gösteriyor. Genellikle mesane, bağırsak veya yumurtalıklar gibi organlarda tespit edilse de nadir durumlarda leğen kemiği dışında da görülebiliyor. Şişkinlik, yorgunluk ve kısırlık gibi şikayetlere yol açabilen hastalığın en yaygın ve en zorlayıcı belirtisi ise adet dönemlerinde, cinsel ilişki sırasında ve bağırsak hareketlerinde şiddetli bir şekilde hissedilen ağrı.
New York'taki Mount Sinai West Hastanesi'nden Dr. Drorit Or, “Hastanın okula veya işe gitmesini engelleyen, günlerce yatağa bağımlı hale getiren, insanı tamamen tüketen bir ağrıya neden olabiliyor” diye konuşuyor.
Armstrong’ın hastalığa dair ilk belirtileri 11 yaşında ortaya çıkmış; sol tarafına saplanan bıçak gibi ağrılar onu defalarca okul hemşiresinin kapısına düşürmüştü. Yetişkinliğinde ise şiddetli ağrıların yanı sıra mide bulantısı, yoğun kanamalı adet dönemleri, şiddetli akne ve patlayan yumurtalık kistleriyle de mücadele etmek zorunda kaldı.
Birkaç yıl önce evlendikten kısa bir süre sonra ise yaşadığı ağrıyı, “İçimde küçük bir eskrimci varmış da saatlerce durmaksızın beni dürtüyormuş gibi” sözleriyle tarif ediyor.
Teşhisin Bu Kadar Uzun Sürmesinin Pek Çok Nedeni Var
Armstrong, nihayet 29 yaşında, kendisi de aynı hastalığı taşıyan bir doktor tarafından doğru teşhisi alabildi.
Çekilen ultrasonda, sıvı dolu bir kist olan endometrioma tespit edildi. Bu tıbbi terimi internetten arattığında annesiyle birlikte gözyaşlarına boğuldu. Hemşire kendisine sözlü olarak teşhisi söylediğinde de, ameliyatla durum kesinleştiğinde de yine ağladı.
Uzmanlara göre teşhis sürecinin bu kadar uzamasının en büyük nedenlerinden biri, hem hastaların hem de doktorların adet ağrısını 'normal' kabul etmeye yatkın olması. Cleveland Clinic'ten Dr. Megan Billow, belirtilerin diğer rahatsızlıklarla da örtüşebildiğini ve her sağlık çalışanının endometriosis konusunda yeterli bilgiye veya uzmanlığa sahip olmadığını vurguluyor.
Dr. Or, hastaların bu süreci hızlandırmak için atabileceği en faydalı adımın, ağrının ne zaman ortaya çıktığını, tam olarak nerede hissedildiğini ve şiddetini not ettikleri bir ağrı günlüğü tutmak olduğunu öneriyor.
“Doktorun karşısına çıktığınızda tüm verilerle hazırlıklı olursunuz” diyen Or, “Doğrudan 'Sizce bende endometriosis olabilir mi?' diye sorabilirsiniz” tavsiyesinde bulunuyor.

Endometriosis hastası Zoë Armstrong, 14 Ağustos 2026 Cuma günü New York'ta pelvik taban fizyoterapisi seansı sırasında dinleniyor. (AP Photo/Shelby Lum)
ABD Dışında Yeni Endometriosis Testleri Kullanıma Giriyor
Farklı ülkelerde yeni tanı testleri kullanıma sunulurken, ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) bu testlere henüz onay vermiş değil.
Bunlardan biri, karın bölgesine yerleştirilen sensör pedleri sayesinde bağırsaktaki elektriksel sinyalleri ölçerek endometriosisi tespit eden ve sonuçları hekime ileten EndoSure adlı yarım saatlik bir test. Diğeri ise tükürük örneğini analiz ederek hastalığın varlığına işaret edebilecek mikroRNA'ları inceleyen ve hastalara iki ila üç hafta içinde sonuç veren Endotest.
Birleşik Krallık'ta ulusal sağlık politikalarına yön veren bir enstitü, yakın zamanda her iki testin de nasıl çalıştığına dair daha fazla kanıt toplanana kadar Ulusal Sağlık Hizmeti tarafından üç yıl süreyle kullanılması gerektiğini öneren taslak bir kılavuz yayımladı. Buradaki temel amaç, birinci basamak sağlık hizmetlerinde teşhis sürecini hızlandırmak.
Maryland merkezli EndoSure'un kurucusu Dr. Mark Noor, şirketin FDA'ya başvurusunu tamamladığını ve testin, doktorların teşhis koymasına yardımcı olacak bir tanı aracı olarak onaylanması sürecinde olduğunu belirtti.
Öte yandan Fransız şirketi Ziwig, Endotest'i FDA onayı aranmaksızın, belirli sertifikalı laboratuvarlar aracılığıyla doğrudan kullanıma sunan farklı bir yasal yol üzerinden ABD'deki hastalarla buluşturmak için son hazırlıklarını yapıyor. Ziwig'den Dr. Andrew Spiers, bu tanı testinin sadece bir başlangıç noktası olduğunu, doktor endometriosis varlığını kesinleştirdikten sonra eğer daha önce yapılmamışsa detaylı görüntüleme yöntemlerine geçileceğini ifade ediyor.
Dr. Spiers, “Bu testin, hastanın tanı sürecinde kullanacağı tek araç olduğunu söyleyemem” diyor.
ABD'li doktorlar, bu yeni testlerin mevcut tanı araçlarının yerini almayacağı ancak sürece çok fayda sağlayacağı konusunda hemfikir. Ancak bu testlerin çözemeyeceği tek bir şey var: Adet ağrısını 'normal' kabul etme alışkanlığının yarattığı kalıcı sorunu ortadan kaldırmak.
Endometriosis İçin Farklı Tedavi Yöntemleri Mevcut
Doğru teşhisin ardından kadınlar, doktorlarıyla birlikte kendilerine uygun tedavi planlarını oluşturma şansına kavuşuyor.
Endometriosis kaynaklı ağrıların tedavisinde ibuprofen gibi ağrı kesiciler ve hastalığa özel reçeteli ilaçlar kullanılıyor. Hormon tedavileri arasında doğum kontrol hapları, progestin tedavisi ve adet kanamasını geçici olarak durduran ilaçlar yer alırken; bazı ağır vakalarda histerektomi (rahim alınması) dahil çeşitli cerrahi müdahaleler de uygulanabiliyor.
Armstrong, endometriosis lezyonlarını ve yapışıklıkları (skar dokusu) temizlemek için eksizyon ameliyatı oldu. Günümüzde hala pelvik taban fizyoterapisi ve diğer rahatsızlıkları için haftada yaklaşık üç farklı doktora gittiğini belirtiyor. Ayrıca Endometriosis Vakfı iş birliğiyle New York çevresindeki ortaokul ve liseleri ziyaret ederek öğrencilere bilinçlendirme çalışmaları yapıyor.
“Öğrencilerin nelere dikkat etmeleri gerektiğini bilmeleri şart” diyen Armstrong, “Bu sadece endometriosis için değil, genel olarak diğer kadın sağlığı sorunları için de geçerli” diye ekliyor.
Mount Sinai Hastanesi'nden Dr. Or ise genç kadınlara, bu hastalıkla başa çıkmak için hem tıbbi destek hem de umut olduğunu hatırlatıyor.
“Ağrı içinde yaşamak zorunda değilsiniz” diyen Dr. Or, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Bu hastalığı doğru yöneterek gayet güzel ve kaliteli bir hayat sürebilirsiniz.”