Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail'in Ermeni Soykırımı'nı resmen tanımasının ardından Türkiye'nin tarih kayıtlarına yönelik suçlamaları reddederek yeni bir tartışma başlattı.
Bu adıma yanıt veren Erdoğan şu açıklamayı yaptı:
"Elleri Gazze'de 73 bin masum insanın, çoğu kadın ve çocuk, kanına bulanmış bir suç şebekesinin ülkemize yönelttiği iftiralara en ufak bir önem vermiyoruz. Tarihimizde soykırım, katliam, zulüm veya sömürgecilik yoktur."
Erdoğan'ın bu sözleri, İsrail'i askeri operasyonlarından dikkati başka yöne çekmeye çalışmakla suçladığı bir konuşmada geldi. Türkiye'yi eleştirenlerin önce kendi eylemlerine bakması gerektiğini savunan Erdoğan, Türkiye'nin politikalarının çatışma değil, "milletin ortak değerleri" üzerine kurulu olduğunu söyledi.
Bu açıklamalar, tarihçiler, insan hakları savunucuları ile Yunan, Ermeni ve Süryani diasporası üyelerinden tepki çekti. Onlara göre Ankara, Ermeni Soykırımı, Rum Soykırımı ve Süryani Soykırımı'na ilişkin ezici tarihsel kanıtları görmezden gelmeye devam ediyor.
Eleştirmenler ayrıca Türkiye'nin 1974 işgalinin ardından Kıbrıs'ın kuzeyindeki askeri varlığına dikkat çekiyor. Bu sorun, on yıllardır süren BM öncülüğündeki müzakerelere rağmen çözüme kavuşmadı. Kıbrıs Cumhuriyeti ve uluslararası toplumun tamamı bu bölgeyi Türk işgali altındaki toprak olarak görüyor.
Aynı konuşmada Erdoğan, Türkiye'nin büyüyen stratejik hedefleri kapsamında genişleyen uzay programını da tanıttı ve muhalefet partilerini ülkedeki Alevi toplumunu siyasi amaçlarla sömürmeye çalışmakla suçladı.
Erdoğan'ın bu sözleri, Türkiye'nin tarihsel mirası ve dış politikası üzerindeki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Eleştirmenler, Ankara'nın diğer ülkelerin eylemlerini kınarken kendi geçmişine ilişkin suçlamaları reddetmeye ve uzun süredir devam eden uluslararası anlaşmazlıkların konusu olan pozisyonları sürdürmeye devam ettiğini belirtiyor.