Atina, 28 Haziran 2026 — İsrail hükümeti, oy birliğiyle aldığı tarihi bir kararla Ermeni Soykırımı'nı resmen tanıdı. Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar'ın önerisiyle Kabine tarafından onaylanan kararın yasalaşması için Meclis (Knesset) onayı gerekiyor. Bu adım, İsrail'in on yıllardır sürdürdüğü ihtiyatlı politikada köklü bir değişimi ifade ediyor.
Karar metninde, Osmanlı İmparatorluğu'nun I. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında 1915-1923 yılları arasında gerçekleştirdiği sistematik katliamlar, zorunlu ölüm yürüyüşleri, infazlar ve açlık sonucu 1,5 milyona yakın Ermeni'nin öldürüldüğü belirtiliyor. Tarihçiler bu olayları 20. yüzyılın ilk soykırımı olarak değerlendiriyor. Ayrıca aynı dönemde Pontuslu ve Anadolulu Rumlar ile Süryani Hristiyan topluluklarına yönelik benzer katliamlara da dikkat çekiliyor. Bu olayların, imparatorluktaki Hristiyan nüfusu yok etmeyi amaçlayan kültürel mirasın tahribatı, zorla çalıştırma ve toplu sürgünleri içerdiği vurgulanıyor.
Türkiye, bu olayların soykırım olarak nitelendirilmesini reddetmeye devam ederken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İsrail'in kararına sert tepki gösterdi. Erdoğan, İsrail'in Gazze'deki 'soykırımı' suçlamalarını yineleyerek Türkiye'yi mazlumların savunucusu olarak konumlandırdı. İsrail Dışişleri Bakanlığı ise daha önce Erdoğan'ı siyasi muhaliflere zulmetmek, gazetecileri hapsetmek, Kürtleri hedef almak, Kuzey Kıbrıs'ı işgal etmek ve cihatçı grupları desteklemekle suçlamıştı.
Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, tanımayı 'ahlaki ve tarihi bir görev' olarak nitelendirerek, 'Doğru olanı yapmak için asla geç değildir' dedi. Sa'ar, İsrail liderlerinin daha önce de Ermenilere yönelik şiddeti soykırım olarak tanımladığını ancak bugüne kadar Knesset'te resmî bir oylama yapılmadığını belirtti. Kararla birlikte İsrail, aralarında ABD, Suriye ve Lübnan'ın da bulunduğu 32 ülkeye katılmış oldu.
İsrail, bu konuda uzun süre resmi tanımadan kaçınmıştı; bunun başlıca nedenlerinden biri Türkiye ile ilişkileri korumaktı. Ancak Erdoğan yönetiminde ilişkiler hızla bozuldu; Erdoğan'ın Hamas'a destek vermesi, ikili ticaretin büyük ölçüde kesilmesi ve İsrail karşıtı söylemin yoğunlaşması, İsrail'in bu adımını hem ahlaki bir duruş hem de diplomatik bir sinyal olarak öne çıkarıyor. İsrail, Gazze, Lübnan ve İran'daki savaşların da etkisiyle Ankara ile bağların daha da gerildiği bir dönemde bu kararı aldı.
Karar, Ermeni, Rum ve Süryani diaspora toplulukları tarafından tarihsel gerçek ve adalet yolunda önemli bir adım olarak memnuniyetle karşılandı. Öte yandan İsrail, Birleşmiş Milletler ve Türkiye başta olmak üzere birçok kesimden gelen Gazze'de soykırım yaptığı suçlamalarıyla karşı karşıya. İsrail, bu suçlamaları reddediyor. Geçtiğimiz hafta Birleşmiş Milletler tarafından atanan bağımsız uzmanlar, İsrail'i Gazze'de çocukları kasten vurmakla suçlayan bir rapor yayımlamış, İsrail raporu 'iftira dolu bir aldatmaca' olarak nitelendirmişti. Gazze Sağlık Bakanlığı'na göre Gazze'de hayatını kaybedenlerin sayısı 73 binin üzerinde; bunların yaklaşık yarısını kadın ve çocuklar oluşturuyor. İsrail, sivilleri hedef almadığını ve Hamas'ın sivilleri kalkan olarak kullandığını savunuyor.