Icerige atla
Politika ⭐ 80/100

Kıbrıs'ta Güven Artırıcı Önlemler ve 'Tayvanlaşma' Tehlikesi

Kıbrıs'ta Güven Artırıcı Önlemler ve 'Tayvanlaşma' Tehlikesi
Havuz Partisi + İngilizce

Kıbrıs'taki ayrılıkçı rejimin lideri Tufan Erhurman ve yönetimi, Rum Kesimi'nin işgal altındaki bölgelerde “Tayvanlaşma” olarak nitelendirilen girişimleri engellemek için aldığı önlemlere tepki gösteriyor. Rejim yöneticileri, sözde “masum” etkinliklere getirilen kısıtlamaları bahane ederek sızlanmaya başladı.

Kıbrıs Türk lideri o kadar rahatsız oldu ki, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve Barcelona futbol kulübüne mektuplar göndererek protesto etti. Rum Kesimi'ni, Kıbrıs Türk çocuklarını ve gençlerini “uluslararası toplumla bağ kurmaktan” alıkoymakla suçladı.

Bu spesifik protesto, meşru devletin girişimleriyle iptal edilen bir müzik festivalini ve yine işgal altındaki Lefkoşa'daki sözde bir üniversitede düzenlenmesi planlanan Barcelona futbol kampını kapsıyor. Sırp bir şirket Girne Kalesi'nde bir müzik festivali organize etmeyi planlarken, ünlü İspanyol kulübü de “Kuzey Kıbrıs” olarak adlandırdığı ve tanıttığı bu sözde üniversitede futbol kampı açmayı hedefliyordu.

Erhurman, bu tür etkinliklerin Güven Artırıcı Önlemler kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ve Kıbrıs Türk tarafı Kıbrıs sorununun özüne ilişkin müzakerelere masaya oturmadan bile bu önlemlerin hayata geçirilmesi gerektiğini savunuyor.

İşgal altındaki bölgelerden, Rum Kesimi'nin, rejimin toleransı ve teşvikiyle yağmalanan Kıbrıs Rum mallarını gasp edenleri yargılamasına yönelik yapılan protestoları da hatırlamakta fayda var.

Aynı rejim, doğrudan uçuşlar talep ediyor ve Kıbrıs Türklerinin sözde izolasyonunun son bulmasını istiyor.

Ancak tüm bunlar ve çokça tartışılan Kıbrıs Türklerinin izolasyonu konusunda sorumluluk Rum Kesimi'ne değil, adanın kuzeyindeki yasa dışı işgaline devam eden Türkiye'ye aittir. Kıbrıs Türkleri bunu anlamalı ve işgalin sona erdirilmesi ile adanın yeniden birleştirilmesi çağrısında Kıbrıs Rumlarının sesine ses katmalıdır.

Rum Kesimi, kontrolü dışında bir bölgede yaşamalarına rağmen onlara Avrupa kimlik kartları ve pasaportları sağladı. Bu belgeler sayesinde Avrupa'da ve dünyada özgürce seyahat edebiliyorlar.

Ayrıca kontrol noktaları aracılığıyla Kıbrıs içinde de serbestçe dolaşabiliyorlar.

Ancak görünüşe göre Kıbrıs sorununun kapsamlı bir şekilde çözülmesindense mevcut durumun avantajlarını kullanmayı tercih ediyorlar. Son talepleri de bu durumu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Kendi ihtiyaçlarını daha iyi karşılamak ve yasa dışı olarak bu malları kullananlardan Kıbrıs Rum mallarını ucuza satın alan daha fazla turisti ve yabancı “yatırımcıyı” adaya çekmek için yeni geçiş kapıları talep ediyorlar.

Doğrudan uçuşlar, sportif ve kültürel etkinliklerin düzenlenmesini istiyorlar. Kısacası, kimsenin ve en başta da meşru Kıbrıs devletinin hesabını sormayacağı, kimsenin denetiminde olmayan bir “devlet içinde devlet” gibi hareket etmek istiyorlar.

Oysa bunlar Güven Artırıcı Önlemler değil, işgalin ve mevcut durumun “normalleştirilmesi” anlamına gelir. Bu tür adımlar çözüme katkı sağlamaz, aksine çözümü daha da uzaklaştırır. İşgal altındaki bölgelerin “Tayvanlaşması”, normal bir devlet içinde yeniden birleşme umutlarının da sonu demek olacaktır.

Üniversite Destekli Dil Okulu
Paylaş: