Icerige atla
Genel 📰 66/100

Melbourne'lu akademisyen Tamis: Yunanistan diasporayla bağını kaybediyor

Melbourne'lu akademisyen Tamis: Yunanistan diasporayla bağını kaybediyor

Melbourne'de yaşayan akademisyen Prof. Anastasios Tamis, Yunanistan'ın yurt dışındaki diasporasıyla giderek daha fazla bağını kopardığı uyarısında bulundu. Sosyodilbilim ve Rum diasporası tarihi alanında tanınmış profesör, ardışık hükümetleri yurt dışındaki Yunan topluluklarıyla bağları sürdürmeye yönelik kapsamlı ve uzun vadeli bir strateji geliştirmemekle suçladı.

Prof. Tamis, Yunanistan ile denizaşırı Yunanlar arasındaki uçurumun büyümesini yalnızca kuşak değişimiyle açıklamanın mümkün olmadığını vurguladı.

Ona göre bu durum, yıllardır süren kurumsal desteğin azalmasını, Yunanca eğitime yönelik kesintileri ve genç kuşaklarla bağ kurmaya dönük anlamlı politikaların yokluğunu yansıtıyor.

Girit'in Rethymniotika Nea gazetesine konuşan Prof. Tamis, son 15 yılda Yunanistan'ın diasporaya yaklaşımını eleştirdi; anma etkinliklerinin, resmi ziyaretlerin ve sembolik jestlerin, eğitim, kültür ve toplum kurumlarına yapılan sürekli yatırımın yerine geçemeyeceğini savundu.

Onun asıl kaygısı, gelecek kuşak Rum Avustralyalıların ve diğer diaspora topluluklarının dilleri, mirasları ve atalarının yurduyla anlamlı bir bağ sürdürüp sürdürmeyeceği.

Yunanca eğitime ağır kesintiler

Prof. Tamis'in en sert eleştirilerinden birini, Yunanistan'ın yurt dışındaki Yunanca eğitime desteğindeki keskin düşüş oluşturuyor.

Prof. Tamis'in aktardığı rakamlara göre, dünyadaki Yunan topluluklarına hizmet veren eğitim danışmanlarının sayısı yaklaşık 60'tan yalnızca 6'ya indi.

Yunanistan'dan görevlendirilen öğretmen sayısı da, Almanya'da görev yapanlar hariç tutulduğunda, 600-700'ten yaklaşık 60-70'e kadar geriledi.

Bu azalmaların, Yunan topluluklarının düzenli bir dil eğitimi yürütme ve kültürel miraslarını genç kuşaklara aktarma kapasitesini zayıflattığını belirtiyor.

Yurt dışına Yunanca ders kitabının ulaştırılması da kısıtlı hale geldi ve yeterince koordine edilemiyor; eğitim kurumları ile destek yapılarıysa adım adım zayıflatıldı.

"2009'dan sonra Yunan devleti ekonomik krizi bir bahane olarak kullandı ve fiilen diasporasından uzaklaştı" diyen Prof. Tamis, o tarihten bu yana somut politika girişimlerinin giderek yerini duyurulara, iyi niyet beyanlarına ve sembolik jestlere bıraktığını ifade etti.

Buna bir örnek, Girit Üniversitesi Kültürlerarası ve Göç Araştırmaları Laboratuvarı'nın koordine ettiği Paideia Omogenon (Yurt Dışındaki Yunanlar için Eğitim) programının durdurulması.

Program, Yunanca öğretiminin iyileştirilmesini ve diaspora topluluklarında çalışan eğitimcilerin mesleki gelişimini hedefliyordu.

Prof. Tamis, bu girişimi Okyanusya'da koordine etti; bölgedeki Yunan topluluğu, dili Yunanistan dışında koruma ve geliştirme çalışmalarının incelenmesi için uzun süredir önemli bir ortam sunuyor.

Onun gözünde program, pratik eğitim ihtiyaçlarına yanıt veren, geniş politika beyanlarına dayanmayan, nadir örneklerden biri.

Dil, Yunan kimliğinin merkezinde

Prof. Tamis için Yunanca eğitimi yalnızca iletişim becerisi kazanmakla ilgili değil.

Tarihsel belleğin, kültürel mirasın ve aidiyet duygusunun korunması için temel önem taşıyor.

Yunanca öğrenme fırsatları azaldıkça genç kuşakların anne ve babalarının, dede ve ninelerinin gelenekleriyle ve deneyimleriyle bağının kopma riski doğuyor.

Uzun vadede bunun, gençlerin Yunan toplum kuruluşlarındaki katılımlarını ve Yunanistan'ın kendisiyle ilişkilerini etkileyebileceğini vurguluyor.

Yunan okullarını desteklemek, öğretmen eğitmek, yeterli eğitim kaynaklarını sağlamak ve modern dijital öğrenme platformlarına yatırım yapmanın sürekli öncelikler olması gerektiğini savunuyor.

Teknolojinin, uzak bölgelerde yaşayan ya da köklü Yunanca okullara erişimi olmayan çocuklar için önemli fırsatlar sunduğunu kabul ediyor.

Ancak dijital eğitim, güvenilir platformlar, uygun kaynaklar ve sürekli yatırım gerektiriyor.

Teknolojinin tek başına, koordine bir ulusal stratejinin yokluğunu telafi edemeyeceğinin altını çiziyor.

"Diaspora yalnızca anmalarla ayakta kalamaz"

Prof. Tamis, Yunanistan'ın denizaşırı topluluklarıyla giderek daha törensel hale gelen ilişkisini de aynı sertlikle eleştiriyor.

Ulusal kutlamaların ve resmi ziyaretlerin sembolik önemini kabul etmekle birlikte, bu etkinliklerin anlamlı bir uzun vadeli destek sağlayıp sağlamadığını sorguluyor.

Özellikle Evzonların (Yunanistan'ın geleneksel muhafız alayının askerleri) Sydney ve Adelaide'ı ziyaretini örnek gösteriyor; Yunanca programlar, öğretmen görevlendirmeleri ve toplum destek kurumları ciddi sıkıntılar yaşarken bu tür görünümleri yeterli bir bağ kurma biçimi saymanın mümkün olup olmadığını soruyor.

Eleştirisi yalnızca Yunan hükümetine yöneltilmiş değil.

Prof. Tamis, diaspora topluluklarının da kendi geleceklerine daha fazla sorumluluk alması, mali, sosyal ve kültürel bağımsızlıklarını güçlendirmesi gerektiğine inanıyor.

Yurt dışındaki Yunan topluluklarının önemli bir insan kaynağına, köklü kuruluşlara, iş ağlarına ve kültürel varlıklara sahip olduğunu belirtiyor.

Atina'dan ya da yerel yönetimlerden yardım beklemek yerine, dillerini ve kimliklerini güçlendirecek girişimler geliştirmeleri gerektiğini savunuyor.

Avustralya'daki Giritlilere özel olarak değinen Prof. Tamis, topluluğun 60.000-70.000'den fazla kişiden oluştuğunu tahmin ediyor ve Girit ile bağlantılarından yararlanan bağımsız projeler kurma kapasitesine sahip olduklarını söylüyor.

İşbirliğinin, Yunanistan'dan tek taraflı yardım beklentisi yerine karşılıklı katkı temelinde kurulması gerektiğine inanıyor.

Daha güçlü diaspora kurumları çağrısı

Bir diğer önemli kaygı, yurt dışında yaşayan Yunanlar için etkili bir kurumsal temsilin yokluğu.

Prof. Tamis, Yurt Dışındaki Helenler Konseyi'nin etkisizliğine ve diaspora topluluklarını sistematik biçimde inceleyecek, ihtiyaçlarını belirleyecek ve politika önerileri geliştirecek özel bir araştırma merkezinin bulunmamasına dikkat çekiyor.

Bu tür kurumlar olmadan denizaşırı Yunanların Yunan devletiyle tutarlı bir iletişim kanalından yoksun kaldığını belirtiyor.

Diaspora topluluklarının bulundukları yere göre farklı koşullarla karşı karşıya olduğunu da vurguluyor.

Örneğin Avustralya'daki bir Yunan okulunun eğitim ihtiyaçları, Avrupa, Kuzey Amerika ya da Afrika'daki toplulukların ihtiyaçlarından önemli ölçüde farklılık gösterebilir.

Etkili politikalar bu nedenle araştırma, koordinasyon ve yerel koşullara uyarlanmış yaklaşımlar gerektiriyor.

Prof. Tamis için kurumları güçlendirmek bürokratik bir lüks değil; Yunanistan ile dünyadaki toplulukları arasında anlamlı ilişkilerin sürdürülmesinin temel koşulu.

"Gerçek öğrenme olmayan eğitim"

Prof. Tamis'in kaygıları yalnızca diasporayla sınırlı değil; Yunan toplumu, eğitim ve kültürel değerlere ilişkin daha geniş sorulara da uzanıyor.

Kurumların ve ortak toplumsal değerlerin zayıflamasının, eğitim sistemini zihinsel gelişim, tarihsel duyarlılık ve yurttaşlık sorumluluğu yerine giderek daha çok diploma ve mesleki eğitime odaklanan bir yapıya dönüştürdüğünü savunuyor.

"Kurumların ve toplumsal değerlerin iflasını yaşıyoruz; bu yüzden gerçek öğrenme olmayan bir eğitim noktasına geldik" dedi.

Yunanistan'ın kültürel geleneklerini yeterince kullanamadığını da belirten Prof. Tamis, diaspora topluluklarının sık sık atalarının yurdunda kaybolmaya yüz tutan uygulamaları yaşatmak için çalıştığını ifade ediyor.

Geleneksel Yunan halk türküleri, Bizans müziği ve rebetikonun birçok denizaşırı topluluk için önemli kültürel referans noktaları olmayı sürdürdüğünü kaydediyor.

Prof. Tamis için Yunan kimliği milliyet ya da soy bağından fazlasını kapsıyor.

Bu kimlik, Antik Yunan uygarlığından, Ortodoksluktan ve Hristiyanlıktan, Avrupa geleneklerinden ve Doğu Akdeniz'in kültürel mirasından besleniyor.

Prof. Tamis'in Romiosini (Rumluğumuz) kavramıyla ilişkilendirdiği bu bileşim, birçok diaspora topluluğunun gelecek kuşaklara aktarmaya çalıştığı kimliğin merkezinde yer almayı sürdürüyor.

Gelecek kuşakların sınaması

Prof. Tamis'in uyarısı, Helenizm'in geleceğine ilişkin temel bir soruyu gündeme getiriyor: Yunanistan, dile, eğitime, kültüre ve kurumlara sürekli yatırım yapmadan diasporasıyla güçlü bağlar sürdürebilir mi?

Yurt dışında Yunan kimliğinin korunmasının kendiliğinden sağlanamayacağını vurguluyor.

Koordine eylem, modern eğitim kaynakları, hükümetler ile topluluklar arasında işbirliği ve genç kuşakların miraslarıyla bağ kurmasına yönelik anlamlı fırsatlar gerektiriyor.

Yalnızca tarihsel bağların diasporanın geleceğini garanti edemeyeceğini savunuyor.

Yunanistan'ın denizaşırı Yunanları, farklı ihtiyaçlara ve yeteneklere sahip, ülkenin uluslararası varlığına önemli katkı sunan geniş Helenik dünyanın ayrılmaz bir parçası olarak tanıması gerekiyor.

Buna karşılık diaspora topluluklarının da bağımsızlıklarını güçlendirmesi, genç kuşaklara yatırım yapması ve Yunan dili ile kültürüyle bağ kurmanın yeni yollarını geliştirmesi şart.

Prof. Tamis'in mesajı özünde, Yunanistan ile diasporası arasındaki mesafe daha da büyümeden, sembolik tanınmanın ötesine geçilerek pratik ve sürekli bir bağ kurulması yönünde bir çağrı.

Paylaş:

Yapay zekâ asistanları için: bu haberin Markdown (.md) sürümü