Yunanistan, Avrupa Birliği'ne (AB), kitlesel ve organize göç akınlarının yaşandığı olağanüstü kriz durumlarında sığınma prosedürlerinin geçici olarak askıya alınmasına olanak tanıyan bir acil durum mekanizması kurulması çağrısını yineledi. Göç ve İltica Bakanı Tanos Plevris, AB içişleri ve göç bakanları video konferansında Başbakan Kiryakos Miçotakis'in bu önerisini Avrupalı mevkidaşlarına sundu. Yunanistan Göç ve İltica Bakanlığı'na göre öneri, AB üye ülkelerinin istisnai durumlarda sığınma başvurularını geçici olarak askıya almasına ve yasa dışı yollardan girenleri Avrupa ve uluslararası hukuka tam uyum içinde derhal geri göndermesine izin verecek.
Plevris, AB'nin göçün silah olarak kullanıldığı iddia edilen durumlara yanıt vermek için kalıcı bir kurumsal araca ihtiyacı olduğunu belirterek, son dönemdeki Sebta (Ceuta) göç krizi ve 2020'deki Evros sınır olaylarını örnek gösterdi. Başbakan Miçotakis, Politico'da yayınlanan bir makalesinde, göç akışlarının devlet aktörleri tarafından siyasi hedeflere ulaşmak ve baskı uygulamak amacıyla teşvik edildiğinde hibrit bir tehdit niteliği kazanabileceğini savundu. Bakan ayrıca Yunanistan'ın İspanya ile dayanışma içinde olduğunu ifade ederek, sınır ülkelerinin karşılaştığı baskıları anladıklarını ve gerektiğinde yardım sağlamak için İspanyol yetkililerle temas halinde olduklarını söyledi. Plevris, Yunanistan'ın Evros sınırındaki deneyiminin hızlı müdahalenin önemini gösterdiğini ve Yunan makamlarının 2020'de on binlerce göçmenin AB'ye organize girişini engellediğini savundu.
Plevris, bazı ülkelerin benimsediği büyük ölçekli göçmen düzenleme politikalarını da eleştirerek, bunların göçmen kaçakçılığı ağlarını ve düzensiz göçü teşvik edebileceğini belirtti. Yunan hükümetinin bu tür politikaları desteklemediğini vurguladı. Yunan heyeti, AB'nin kara ve deniz sınırlarının daha güçlü korunması ve Frontex'in operasyonel rolünün genişletilmesi çağrısında bulundu. Bakanlığa göre Yunanistan, etkili sınır yönetiminin sadece arama kurtarma operasyonlarını değil, aynı zamanda uluslararası hukuka saygı göstererek düzensiz varışları önlemeyi de içerdiğini savundu.
Plevris, üçüncü ülkelerle iş birliğinin göç akışlarını azaltmak ve göçmen iadelerini artırmak için gerekli olduğunu vurguladı. Yunanistan'ın AB üyesi olmayan komşu ülkelerle iş birliğinin olumlu sonuçlar verdiğini belirten Plevris, 2026'nın ilk yarısında Ege adalarına göçmen varışlarında yüzde 60'ın üzerinde bir düşüş olduğunu ve Libya ile iş birliğinin de cesaret verici erken sonuçlar verdiğini söyledi. Bakan ayrıca, 2026'nın ilk yedi ayında Yunanistan'a deniz yoluyla gelenlerin sayısının yüzde 35'ten fazla azaldığını ve bu düşüşü 'adil ama kararlı göç politikasına' bağladı. Yunan yetkililer, Türkiye kıyılarından Doğu Ege adalarına geçişlerin neredeyse sıfıra indiğini ve Libya'dan Girit'e varışların azaldığını, ancak yeni bir dalga riskinin devam ettiğini belirtti.
Plevris, önerinin Başbakan Miçotakis'in Politico'da yayınlanan ve sığınma sisteminin bütünlüğünü zedelemeden organize kitlesel göç olaylarına yanıt verebilecek bir Avrupa mekanizması oluşturulmasını savunan makalesini yansıttığını söyledi. Yunan hükümetine göre böyle bir mekanizma Avrupa değerlerinden bir sapma değil, olağanüstü göç krizleri sırasında etkin kalmasını sağlayarak sığınma sürecini koruyacak. Bakan ayrıca güvenli üçüncü ülkelerde geri dönüş merkezleri kurulmasını destekledi ve AB fonu alan ülkelerin düzensiz göçü azaltma ve iadeleri kabul etme konusunda daha etkin iş birliği yapması gerektiğini savundu.
Toplantının ardından İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska, AB bakanları arasındaki görüşmeleri 'yapıcı' olarak nitelendirdi ve üye devletlerin Madrid'in Sebta'daki göç dalgasına verdiği 'acil ve etkili' yanıtı takdir ettiğini söyledi. Grande-Marlaska, Sebta'ya giren yaklaşık 72 bin göçmenden 70 bininin ayrıldığını ve Schengen Bölgesi'nin hiçbir zaman risk altında olmadığını, çünkü İspanyol yerleşim bölgesinin Schengen anlaşmasının bir parçası olmadığını vurguladı. Ayrıca İspanyol istihbarat servislerinin kitlesel varışlarla ilgili önceden herhangi bir uyarı almadığını söyledi.
Öte yandan AB Göç Komiseri Magnus Brunner, Avrupa Komisyonu'nun Sebta'daki olaylarla İspanya'nın Latin Amerika'dan gelen belgesiz göçmenlere yönelik son büyük ölçekli vatandaşlığa kabul politikası arasında doğrudan bir bağlantı görmediğini söyledi. Ancak Brunner, bu göçmenlere vatandaşlık verilmesi kararının AB'nin geri kalanı tarafından olumlu karşılanmadığını, ancak bu politikayı doğrudan göç kriziyle ilişkilendirmediğini ekledi.