Icerige atla
Kültür 📰 65/100

Olimpos Dağı ve D-Day Çıkarma Bölgeleri UNESCO Listesine Girdi

Olimpos Dağı ve D-Day Çıkarma Bölgeleri UNESCO Listesine Girdi
Havuz Partisi + İngilizce

UNESCO, Dünya Mirası Listesi'ne bu yıl 25 yeni kültürel alan ekledi. Yunanistan'ın en yüksek dağı Olimpos Dağı ile Fransa'nın Normandiya kıyılarındaki D-Day çıkarma bölgeleri, bu prestijli listeye dahil edilen yerler arasında yer aldı. Karar, 28 Temmuz 2026'da Güney Kore'nin Busan kentinde düzenlenen Dünya Mirası Komitesi toplantısında alındı.

Olimpos Dağı, Yunan mitolojisinde tanrıların evi olarak bilinirken, UNESCO tarafından 'insanlık için olağanüstü değere sahip' alanlar arasında gösterildi. Dağ, oybirliğiyle 'Karma Varlık' (Mixed Property) olarak listeye alındı; bu statü, hem kültürel hem de doğal miras açısından üstün evrensel değer taşıdığı anlamına geliyor. Bu yılki komite oturumunda incelenen tek karma varlık adayı olan Olimpos Dağı, Yunanistan'ın 21. Dünya Mirası alanı oldu ve Meteora ile Aynoroz'dan sonra ülkenin üçüncü karma varlığı olarak kayıtlara geçti. Denize yakınlığı ve ani yükseltisi sayesinde eşsiz bir arazi, iklim ve bitki örtüsü çeşitliliği sunan dağ; kireçtaşı uçurumlar, karstik çukurlar ve buzul aşınmasıyla oluşmuş amfitiyatro şeklindeki sirk vadileri gibi çarpıcı yer şekillerine ev sahipliği yapıyor. 2.918 metre yüksekliğe ulaşan dağda bilim insanları 1.983 takson (bitki türü) kaydetti; bu, Yunanistan'ın toplam florasının dörtte birinden fazlasını oluşturuyor. Özellikle dar endemik türler, yani dünyada yalnızca burada bulunan bitkiler, Olimpos'a küresel ekolojik önem kazandırıyor. Zengin yaban hayatı arasında kahverengi ayılar ve Balkan dağ keçisinin Yunanistan'daki en büyük alt popülasyonu da yer alıyor. Yunanistan'ın bu kültürel ve doğal miras alanını listeye dahil ettirmek için 12 yıl süren bir çaba harcadığı belirtiliyor. Dağın eteklerindeki Dion-Olympus belediye başkanı Evangelos Geroliolios, listenin koruma yükümlülüklerini artırdığını ve artan turizmin potansiyel etkisine dikkat çekti. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, kararı 'en yüksek öneme sahip ulusal bir başarı' olarak nitelendirerek, 'Bugünden itibaren efsanevi Olimpos Dağı tüm insanlığa ait bir dağ haline geliyor' dedi ve bu uluslararası tanınmanın bölge için yeni kalkınma fırsatları yaratabileceğini vurguladı. Kültür Bakanı Lina Mendoni ise tescilin, Yunanistan'ın kültürel ve doğal mirasını koruma ve sürdürülebilir şekilde yönetme konusundaki uzun süreli kararlılığını teyit ettiğini belirterek, Olimpos'un Homeros destanları ve antik Yunan edebiyatı aracılığıyla yüzyıllardır dünyadaki insanlara ilham veren bir sembol olduğunu söyledi. Yunanistan'ın UNESCO delegesi Georgios Koumoutsakos ise 'Yunan mitolojisinin bize akıllıca hatırlattığı gibi, tanrılarla iyi geçinmek her zaman en iyisidir' diyerek dağın korunmasına olan bağlılıklarını yineledi. Adaylık dosyası, Kültür Bakanlığı, Çevre ve Enerji Bakanlığı, Doğal Çevre ve İklim Değişikliği Ajansı (OFYPEKA) ile ilgili arkeoloji yetkililerinin iş birliğiyle, bilim camiası ve yerel yönetimin katkılarıyla hazırlandı. Dağın eteklerindeki Dion arkeolojik alanı, Olimpos tanrılarına tapınmanın önemli bir maddi ifadesi olarak bu eşsiz kültürel ve doğal peyzajı tamamlıyor.

Fransa'daki D-Day çıkarma bölgeleri ise II. Dünya Savaşı'nın dönüm noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Beş plaj (Omaha, Utah, Sword, Gold ve Juno) ve Point du Hoc'u kapsayan yaklaşık 80 kilometrelik kıyı şeridi, 6 Haziran 1944'te 150 binden fazla Müttefik askerinin Normandiya çıkarmasına sahne oldu. Tarihçi David Edgerton, bunu 'şimdiye kadarki en büyük amfibi çıkarma' olarak nitelendirdi. UNESCO, bölgede Alman Atlantik Duvarı'nın önemli kalıntılarının, savaş alanı izlerinin, orijinal savaş ekipmanlarının ve Colleville-sur-Mer'deki Amerikan Mezarlığı gibi anma alanlarının korunduğunu belirtti. Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi (ICOMOS), turizm, iklim değişikliği, yükselen deniz seviyeleri ve bölgedeki rüzgar çiftliği gelişmelerinin oluşturduğu potansiyel tehditlere karşı daha güçlü izleme ve koruma çabaları çağrısında bulundu. Fransa'nın UNESCO daimi delegesi Ahlem Gharbi, Normandiya çıkarmalarının küresel çatışmadan barış ve güvenlik üzerine kurulu savaş sonrası düzene geçişte bir dönüm noktası olduğunu ve bu alanların tescillenmesinin, uluslararası krizlerin ve savaşların tırmandığı bir dönemde ek bir önem taşıdığını söyledi.

Listeye ilk kez üç Afrika ülkesi (Komorlar, São Tomé ve Príncipe ile Güney Sudan) da dahil oldu. Güney Sudan'ın Boma-Badingilo Göç Manzarası, dünyanın en büyük kara memelisi göçlerinden birine ev sahipliği yapıyor; yaklaşık 6 milyon ak-kulakli kob, tiang ve Mongalla ceylanı mevsimsel yağış ve sel dinamiklerine yanıt olarak bu alanda hareket ediyor. Bölge ayrıca filler, aslanlar, çitalar ve diğer yaban hayatına yaşam alanı sağlarken, yüzyıllardır hayvancılık, tarım ve balıkçılıkla geçinen çeşitli etnik toplulukları da destekliyor. Ayrıca Brezilya'nın Amazon bölgesindeki Belém'de bulunan Theatro da Paz ve Manaus'taki Teatro Amazonas da Dünya Mirası Listesi'ne eklendi. 1879-1912 yılları arasındaki Kauçuk Döngüsü'nün ekonomik refahıyla inşa edilen bu tiyatrolar, Avrupa mimarisinden esinlenmiş ve Amazon motifleriyle süslenmiş yapılar olarak dikkat çekiyor.

Japonya'nın batıdaki Nara eyaletinde yer alan Asuka ve Fujiwara antik başkentleri de listeye eklendi. 6. ve 8. yüzyıllar arasına tarihlenen 19 arkeolojik alan, Japonya'nın Çin sistemlerini örnek alarak ilk merkezi devletini kurduğu dönemi yansıtıyor. Kraliyet sarayları, hükümet binaları, Budist tapınakları ve mezarların kalıntılarını barındıran bu alanlar, daha sonraki Nara ve Kyoto başkentlerini etkiledi. Japonya Kültür Bakan Yardımcısı Shigeki Kobayashi, komiteye teşekkür ederek bu değerli mirası gelecek nesillere aktarma taahhüdünü yineledi. Nara Üniversitesi arkeoloji profesörü Yoshiyuki Aihara ise alanların, Japonya'nın antik devletinin Çin ve Kore Yarımadası'ndan gelen etkilerle nasıl şekillendiğini gösterdiği için önemli olduğunu belirtti.

Malta'da Eğlen, İngilizce Öğren
Paylaş: