Birçok sürücü için elektrikli araçla yolculuk sessiz ve düşük yakıt maliyetli bir deneyim vaat ediyor. Ancak Romanya'nın ortasından Selanik'e ve ardından Yunanistan'ın Taşoz adasına yapılan 1.600 kilometrelik bir yolculuk, şarj istasyonlarının yarattığı engellerle dolu bir labirente nasıl dönüşebileceğini gözler önüne serdi.
Reddit'te bir kullanıcı, Ford Puma Gen-E model araçla yaptığı bu yolculuğun deneyimini paylaştı. Sürücü, Romanya ve Bulgaristan etabının yeterli sayıda şarj istasyonu ve "A Better Routeplanner" (ABRP) uygulamasının da yardımıyla idare edilebilir olduğunu belirtti.
İlk can sıkıcı sorun ödemelerde yaşandı. Sürücü, "Her istasyonun kendi uygulaması var ve çoğu hesap oluşturmadan ödeme yapmanıza izin vermiyor. Bu durum sinir bozucu olsa da başa çıkılabilir düzeydeydi," ifadelerini kullandı.
Yolculuk Yunanistan sınırına gelindiğinde iyice karmaşıklaştı. Sürücü Selanik'te gece boyunca aracını şarj edip yüzde 94 batarya seviyesiyle yola çıkmış olsa da, feribot politikası nedeniyle batarya seviyesinin yüzde 40'ın altında olması gerekiyordu. Kullanmaya çalıştıkları ilk şarj cihazı arızalıydı, çalışan tek ünitenin önünde uzun bir kuyruk oluşmuştu ve ABRP uygulaması sürekli farklı bilgiler veriyordu.
Taşoz adasında seçenek eksikliği asıl büyük sorun haline geldi. Sürücü, adada "tek bir tane hızlı şarj cihazı" bulunduğunu ve sıcakta bir buçuk saatten fazla beklemek zorunda kaldıklarını anlattı. Ayrıca kullandıkları uygulamanın Romanya telefon numarasını doğrulamaması üzerine, çareyi otelin Tip 2 prizinden gece boyunca şarj etmekte buldu.
Elektrikli araçlar günlük kullanım için uygun fiyatlı ve pratik olabilir, ancak şarj ağının parçalı ve güvenilmez olduğu durumlarda uzun mesafe yolculukları hala ciddi bir stres kaynağı olabiliyor. Bu durum özellikle küçük bataryalı araçlar için geçerli; 300 kilometre menzile sahip bir araç günlük işe gidip gelme için yeterli olsa da, yüksek hız, hava koşulları, güzergah sapmaları veya şarj gecikmeleri bu menzili hızla tüketebiliyor.
Feribot kısıtlaması da farklı bir sürüş stratejisi gerektirdi. Sürücü, istenen batarya seviyesine ulaşmak için saatte 130 kilometre hız sınırı olan otoyolda hızını saatte 100 kilometreye düşürmek zorunda kaldığını söyledi. "Rotamı şarj cihazları belirliyor, ben değil," diye yakındı.
Yorum yapan diğer kullanıcılar da Balkanlar ve Yunanistan'dan benzer deneyimler paylaşarak, uygulama karmaşasını ve yoğun seyahat sezonunda düşük menzilli bir araçla yola çıkmanın getirdiği ek stresi anlattı.
Peki ne yapılabilir? Aracın menzilinden daha fazla pay bırakmak yardımcı olabilir. Feribotlar, adalar, sıcak hava ve tatil trafiği, kağıt üzerinde kolay görünen bir rotayı pratikte çok daha zor hale getirebiliyor. Evden çıkmadan önce şarj uygulamalarını indirip hesap oluşturmak, telefon numarası doğrulamasının uluslararası çalışıp çalışmadığını kontrol etmek ve tek bir hızlı şarj cihazına güvenmek yerine yedek şarj noktalarını araştırmak oldukça faydalı. Otelde veya kiralık evde yavaş gece şarjı, halka açık hızlı bir şarj cihazı aramaktan genellikle daha az streslidir ve EV kullanıcıları için en büyük avantajlardan birini, yani benzinli bir araca göre daha düşük enerji maliyetini korur.
Daha iyi bir altyapı, hem yerel halk hem de ziyaretçiler için EV seyahatini kolaylaştıracaktır. Daha güvenilir şarj cihazları, temassız ödeme sistemleri ve turistik bölgelerde daha fazla kapsama alanı bu konuda yardımcı olacaktır.
Sürücü sözlerini şöyle noktaladı: "Bir bozuk şarj cihazı, bir kuyruk, bir uygulama hatası ve aniden mahsur kalıyorsunuz. Bu bir araba sorunu değil, bir coğrafya sorunu."