ATİNA — Yunanistan Yangın Suçları Soruşturma Müdürlüğü'nün ön verileri ve son yangın soruşturmaları, ülkenin en yıkıcı orman yangınlarının önemli bir kısmından yaşlanan elektrik şebekesinden çıkan kıvılcımların sorumlu olduğunu ortaya koydu.
Elektrik altyapısı yangın vakalarının sadece küçük bir yüzdesini oluştursa da, şebekeden kaynaklanan yangınlar genellikle en tehlikeli koşullarda, yani şiddetli rüzgarlarda, yoğun elektrik talebinin yaşandığı dönemlerde ve çoğu zaman yangına yatkın uzak bölgelerde çıkıyor. Bu durum, alevlerin hızla yayılmasına ve felakete dönüşmesine yol açıyor.
Yangın Suçları Birimi'nin verilerine göre, elektrik şebekesiyle bağlantılı yangınlar, bu yıl Yunanistan'da yanan arazilerin yaklaşık yüzde 75'inden sorumlu.
Temmuz ayı sonlarında yaşanan ve dört kişinin hayatını kaybettiği iki ölümcül orman yangını —biri Batı Attika'da, diğeri Girit adasında— Yunan İtfaiyesi'nin ön bulgularına göre yine elektrik şebekesinden kaynaklanıyordu. Bu yangınlar 14.600 hektarı (36.000 akre) aşan bir alanı kül etti.
Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) Yunanistan Yangın Eylemleri Koordinatörü Elias Tziritis, konuya ilişkin çarpıcı bir değerlendirme yaptı. Tziritis, “2025 yılında büyük yangınların 10 tanesinden 6'sı ve yanan alanın yüzde 55'i elektrik şebekesinden kaynaklandı. İstatistiksel olarak yangınların çoğu elektrik şebekesinden başlamayabilir, ancak en büyük ve yıkıcı yangınlara neden olanlar bunlardır” dedi.
Gevşek veya sarkık elektrik hatları, bitki örtüsünün kablolarla temas etmesi, iletim ekipmanlarında toz birikmesi ve benzeri arızalar kıvılcım üretebiliyor. Yaşlanan altyapının daha fazla zorlandığı şiddetli rüzgarlar ve yoğun elektrik talebi dönemlerinde bu risk katlanarak artıyor.
Yunanistan'ın elektrik şebekesinin büyük bir kısmı on yıllar önce kuruldu ve yangına yatkın ormanların ile nüfusu giderek azalan kırsal alanların üzerinden yer üstü hatlarıyla geçiyor. Ülke, 1960'larda elektriği daha ucuza yaymanın bir yolu olarak yer üstü şebekesini tercih etmişti. 2009'da başlayan uzun süreli mali kriz de sisteme yapılan yatırımları ciddi şekilde kısıtladı.
Uzmanlar ve eleştirmenler, Yunanistan'ın dağıtım hatlarını yer altına alma ve şebekeyi giderek şiddetlenen yangın koşullarına uyarlama konusunda çok yavaş hareket ettiğini savunuyor.
İtfaiye Korgenerali emeklisi ve Yangın Suçları Birimi'nin eski müdürü Christos Kalogeropoulos, “Yıllar önce bu konuyu gündeme getirdik ve elektrik şebekesiyle ilgili acilen önlem alınması çağrısında bulunduk. Hala acil yeraltı kablolanması için çağrıda bulunuyoruz” dedi.
Yunanistan'ın elektrik dağıtım operatörü HEDNO ise şebekenin orman yangınlarının başlıca nedeni olduğu yönündeki iddialara itiraz ediyor. Şirket, 2025 yılında kaydedilen yangın vakalarının sadece yaklaşık yüzde 1'inin elektrik şebekesinden kaynaklandığını, bu oranın ABD'de yaklaşık yüzde 3 olduğunu belirtiyor. HEDNO, ekiplerinin acil servisleri desteklemek ve etkilenen bölgelere elektriği yeniden sağlamak için büyük yangın cephelerine konuşlandırıldığını da vurguluyor.
Şirket konuyla ilgili yayımladığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Bir yangın çıktığında HEDNO'nun kolayca hedef gösterilmesi ne gerçeğe ne de halkın korunmasına hizmet eder. Aksine yanlış izlenimler yaratır ve birçok durumda yerel sorumlulukları örtbas ederek kısa vadeli çıkarlara ve bencil gündemlere hizmet eder gibi görünür.”
Girit'teki yangının ardından yetkililer, HEDNO'nun şebeke operasyonları ve bakımından sorumlu iki müdürünü gözaltına aldı; ancak bu kişiler daha sonra serbest bırakıldı. Temmuz sonlarında Batı Attika'ya da sıçran bir yangının yaşandığı Viotia'da ise soruşturmacılar kıvılcımların özel bir rüzgar çiftliğine hizmet eden kabloların kuru çalılıklara sıçramasından kaynaklandığından şüpheleniyor. Geçen hafta bölgede yerel bir belediye başkanı, bir müteahhit ve bir şirket sahibi gözaltına alındı.
Enerji Bakanı Stavros Papastavrou, hükümetin özel enerji projelerini yöneten kuralları sıkılaştırmayı planladığını açıkladı. Ancak uzmanlar, sadece özel operatörlere odaklanmanın, yaşlanan kamu şebekesinin yarattığı daha geniş çaplı sorunu gölgede bırakma riski taşıdığı konusunda uyarıda bulunuyor.
Tarım Üniversitesi Orman Koruma Doçenti Paleologos Paleologou, kabloları yer altına taşımanın hem pahalı hem de zaman alıcı bir süreç olduğuna dikkat çekti.
Paleologou, araştırmacıların şebekenin en savunmasız olduğu yerleri modelleyebilmeleri için elektrik hatlarının ve direklerinin konumu hakkında ayrıntılı verilere erişime ihtiyaç duyduğunu belirtti. Paleologou, “Bu bilgilere sahip olsaydık, şebekenin nerede savunmasız olduğunu ve bir yangının nerede çıkabileceğini onlara söyleyebilirdik. Bütçe sınırlı olduğuna göre, en zorlu bölgelere öncelik vermeliyiz” dedi.
Hükümet, yeraltı kablolanmasını finanse etmek için şu anda AB Kurtarma ve Dayanıklılık Fonu'ndan ayrılan kaynakları kullanıyor. Dağıtım ağının yer altındaki kısmının oranının 2021'deki yüzde 9'dan yaklaşık yüzde 14'e yükseldiği belirtiliyor.
İktidar partisi Yeni Demokrasi'nin sözcüsü Alexandra Sdoukou, 120.000 kilometrelik orta gerilim ağının tamamının yer altına alınmasının yaklaşık 35 milyar avroya (41 milyar dolar) mal olacağını söyledi. Sdoukou, hükümetin öncelikle en büyük risk altındaki bölgelere odaklanması gerekeceğini sözlerine ekledi.
Yunanistan Enerji Bakanlığı ise konuyla ilgili yapılan yorum talebine yanıt vermedi.
Bu arada muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları, hükümeti çok yavaş hareket etmekle, şebekeyi düzgün bir şekilde bakımını yapmamakla ve bazı yangın önleme projelerini AB kurtarma fonu kapsamından çıkarmakla suçluyor.
WWF Koordinatörü Tziritis, “Hala sorunun kamuya açık bir şekilde kabulü yok. Sorun resmen kabul edilmeli ve çözüm bulma çabaları hükümet düzeyinde yürütülmeli” dedi.
Böyle bir kabul aynı zamanda yasal ve mali sonuçlar da doğurabilir. Nitekim Kaliforniya'daki Pacific Gas & Electric şirketi, ekipmanlarının felakete yol açan orman yangınlarını çıkarmasının ardından milyarlarca dolarlık tazminat yükümlülüğüyle karşı karşıya kalınca iflas başvurusunda bulunmuştu.
Kalogeropoulos, Yunanistan'da elektrik şebekesiyle bağlantılı yangınları içeren mahkeme davalarının sayısının 2024 yılında 369'dan 681'e yükseldiğini de sözlerine ekledi.
HEDNO aleyhine sonuçlanan nadir davalardan biri, evleri, geniş ormanlık alanları ve tarım arazilerini yok eden 2015 yılındaki Laconia, Neapoli orman yangınının ardından açılan toplu dava. Yaklaşık 90 mağdur şu anda tazminat talebinde bulunuyor.
Mağdurları temsil eden avukat Evgenia Lazaraki, “Bir vatandaşın bir elektrik şebekesi şirketinin peşine düşmesi gerçek bir mücadele gerektiriyor” dedi. Lazaraki, elektrik şirketlerinin kendilerini savunmak için gereken teknik uzmanlığa ve kanıtlara erişim avantajına sahip olduğunu, bu durumun ise davacıları önemli bir dezavantaja soktuğunu vurguladı.