Yunanistan Başbakanı, hükümetin neredeyse her kararının merkezi tasarımcısı, koordinatörü ve garantörü gibi görünüyor. Bu nedenle hükümetin başarısızlıklarından duyulan hoşnutsuzluğun da son muhatabı oluyor. Bir kişiye ne kadar çok başarı atfedilirse, o kişinin başarısızlığın sorumluluğundan kurtulması da o kadar zorlaşıyor.
Ancak bu, Yunan siyasi sisteminin kaçınılmaz bir özelliği değil. Kurumsal dengeler, hükümetin işleyiş biçimi ve vatandaşların beklentileri değiştiğinde değişebilecek bir iktidar modeli söz konusu.
Bir kabine değişikliği ya da iletişim stratejisinde yapılacak değişiklik yetmez; farklı bir yönetim mimarisi gerekiyor. Aşırı merkezileşmiş bir başbakandan, bağımsız bakanlık merkezlerine bölünmüş bir hükümete geçmek de bir çözüm değil. Sorumluluğun dağıtılması da bakanlıkların eski “feodal” yapısına geri dönmesi de sorunu çözmez.
Asıl mesele, siyasi meşruiyet bir kişi etrafında örgütlendiğinde başarının kişisel bir mesele haline gelmesi ve başarısızlığın liderin kişisel sorumluluğu sayılması. Sorun, yetkinin gerçekten dağıtılması ve görevlerin açıkça belirlenmesiyle çözülür. Hesap verebilirlik de Maximos Konağı’nda kimin oturduğundan bağımsız işlediğinde sağlanmış olur.
Bu yüzden asıl soru, hoşnutsuzluğun başbakandan ayrılıp ayrılamayacağı değil. Asıl soru, devletin işleyişinin başbakanın şahsından ayrılıp ayrılamayacağı.