Ta Nea gazetesinden Dionysis Nasopoulos'un analizine göre, Yunanistan'daki eski ABD Büyükelçisi Kimberly Guilfoyle hakkındaki tartışma Yunan iç siyasetine de sıçrayabilir. ABD'deki gelişmeler, Yunan yetkililerinin Guilfoyle'un faaliyetleri hakkında ne bildiği sorusunu gündeme getiriyor.
ABD'de önemli ara seçimler yaklaşırken Guilfoyle meselesi Washington'da büyük bir siyasi konu haline geliyor. Atina'da ise yetkililer, skandalın Yunanistan'a ulaşıp ulaşmayacağını ve hükümet yetkililerinin ABD Kongresi komiteleri ya da diğer Amerikan makamları önünde soruları yanıtlamak zorunda kalıp kalmayacağını değerlendiriyor.
Hükümetin tutumuyla büyük ölçüde örtüşen bir görüşe göre, mesele yalnızca Amerika Birleşik Devletleri'ni ilgilendiriyor ve Atina'nın yorum yapmadan gelişmeleri izlemesi yeterli. Başka bir görüşe göre ise Guilfoyle faaliyetlerinin en azından bir kısmını Yunanistan'da yürüttü. Tartışma büyürse bu durum yerel isimleri de incelemenin altına sokabilir.
Skandalda ortaya çıkacak olumsuz bir gelişme, ABD makamlarının Atina'dan kişileri ifade vermeye ya da neyi bildiklerini veya neyi şüphelendiklerini açıklamaya çağırmasına yol açabilir. Böyle bir senaryo, Yunan hükümetini olaylardan ne kadar haberdar olduğunu açıklamaya zorlayabilir.
Tartışma ayrıca diplomasinin ne kadar öngörülemez olabileceğini de gözler önüne seriyor. Atina, ABD Büyükelçiliği'ne gelecek olan Guilfoyle'un halefini beklerken hükümet, skandalın yeni karmaşalar yaratmamasını ve diplomatik kaygılarının Türkiye ile ilişkilere odaklı kalmasını umuyor.
Nasopoulos, Kasım sonuna kadar olan altı haftalık süreçte yaşanacak gelişmelerin, Atina'nın kabul edilemez bulduğu adımları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın atması halinde siyasi gündemi değiştirebileceği ve karşılıklı güvensizliği derinleştirebileceği uyarısında bulunuyor.
Yunanistan ve Türkiye, Ege'de kritik bir dönemden geçiyor
Başbakan Kyriakos Miçotakis, son dönemde Ege'deki durumu 'hafif bir kabarma' olarak tanımladı. Analize göre bu sözleri, gerilimlerin kontrol altında kalacağına dair bir güvenden çok, Türkiye'nin diplomasiye bağlı kalmaya devam edeceği umudunu yansıtıyor. Durumun kötüleşmesi ise iki ülkeyi bilinmeyen sulara sürükleyebilir ve öngörülemez gelişmelere yol açabilir.
Yunanistan'ı Kıbrıs'a ve sonunda İsrail'e bağlayacak elektrik enterkonnektörünün döşenmesi çalışmalarının yeniden başlatılması için hazırlıklar sürüyor. Proje bir sonraki aşamaya doğru ilerlerken planlar önümüzdeki haftalarda pratik sınavlarla karşılaşacak.
Bu arada Ankara, 'Mavi Vatan doktrini' olarak bilinen yasa üzerinde çalışıyor. Makaleye göre önerilen yasa, Mavi Vatan doktrini çerçevesinde Erdoğan'a Türkiye'nin Yunanistan ile anlaşmazlıklara nasıl karşılık vereceğine dair geniş yetkiler verecek ve Ankara'nın sahada yeni fiili durumlar yaratmasının önünü açabilecek.
Ankara'dan gelen kaynaklar, yetkililerin kanun teklifini şimdiden hazırladığını belirtiyor. Teklifin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulması ise Erdoğan'ın bunu yapıp yapmayacağına ve ne zaman yapacağına dair kararına bağlı.
Türk Cumhurbaşkanı son dönemde ülkelerin farklılıklarını diyalog ve diplomasi yoluyla çözmesi gerektiğini söyledi. Erdoğan ayrıca Türkiye'nin ilkesi olarak ulusal egemenliğe ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygıyı vurguladı.
Atina, bu sözleri Ankara'nın kontrollü davranmaya ve yeni bir çatışmadan kaçınmaya niyetli olduğuna dair bir sinyal olarak yorumlayabilir.
Elektrik kablosu Ege'de yeni bir gerginliğe yol açabilir
Ankara, Yunanistan ile Büyük Deniz Enterkonnektörü (GSI) projesinin diğer katılımcılarının Türkiye'nin kaygılarını görmezden gelmediğini iç kamuoyuna göstermek için proje hakkında gayriresmi bir bilgilendirmeyi kabul edebilir. Böyle bir adım, anlaşmazlığın yönetiminde diplomasiye daha büyük bir rol verebilir.
Ancak makale, Türkiye'nin yalnızca diplomatik açıklamalarla yetineceğini varsaymaya karşı uyarıyor. Ankara'nın geçmiş eylem ve tutumlarına dikkat çekiyor: 1974 Kıbrıs çıkarması, Yunan karasularının genişletilmesi nedeniyle ileri sürülen savaş gerekçesi (casus belli) tehdidi, Ege'deki 'gri bölgeler' üzerindeki anlaşmazlıklar ve Türkiye-Libya deniz mutabakatı.
Bu geçmişe bakıldığında, elektrik kablosu projesi ilerledikçe önümüzdeki haftalarda fırkateyn ve denizaltı konuşlandırılmasının Kasos'un güneydoğusundaki deniz sahasında görülebileceği belirtiliyor.
Nasopoulos, taraflardan biri iç siyasi açıdan avantaj görse bile güya kontrol altında tutulan bir gerginlik senaryosunu çok az kişinin olumlu karşılayacağını belirtiyor. Çünkü askeri karşılaşmalar her zaman kazalara ve tırmanmaya yol açma riski taşıyor.
Fransa, Avrupa ve ABD'nin tepki vermesi için baskı artabilir
Analize göre gerilim tırmanırsa Fransa'nın ve daha geniş Avrupa Birliği'nin vereceği tepki belirleyici bir faktör olacak. GSI projesi Avrupa desteği taşıdığından Avrupa başkentlerinin tepkisi özellikle önemli.
Washington'un tepkisi de dikkat çekecek; özellikle Guilfoyle tartışması ABD'de henüz tam kapsamlı bir siyasi krize dönüşmediyse.
Önümüzdeki haftalar bu nedenle Yunanistan'ın diplomatik duruşunu iki cephede test edebilir: eski ABD Büyükelçisi'nin faaliyetlerinden doğabilecek siyasi sonuçlar ve elektrik enterkonnektörü yüzünden Türkiye ile yeniden yaşanabilecek çatışma riski.