Icerige atla
Politika ⭐ 85/100

Yunanistan'dan İsrail'le Dev Savunma Anlaşması ve BM'de Suriye Hamlesi

Yunanistan'dan İsrail'le Dev Savunma Anlaşması ve BM'de Suriye Hamlesi

Hızla değişen jeopolitik dengelerde Yunanistan iki cephede birden cesur adımlar atıyor: Atina, Suriye'nin kimyasal silahları dosyasında Birleşmiş Milletler ile işbirliğini derinleştirirken, İsrail ile dev bir yeni savunma ortaklığına girişiyor. Eylül 2026'nın ilk günlerinde yaşanan bu iki gelişme, Yunanistan'ın bölgesel güvenlik duruşunu yeniden tanımlama çabasını gözler önüne seriyor. Ancak bu hamleler, egemenlik, stratejik özerklik ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenme riski gibi konularda da soru işaretleri yaratıyor.

3 Eylül 2026'da Yunanistan'ın BM Daimi Temsilcisi Aglaia Balta, Güvenlik Konseyi'nde Orta Doğu, özellikle Suriye ve kimyasal silahlar tehdidi odaklı bir oturuma hitap etti. BM resmi kayıtlarına yansıyan konuşmasında diplomatik nezaket kurallarını yerine getiren Balta, Fransa'yı eylül ayı Konsey başkanlığı nedeniyle tebrik ederken, bir önceki ayki görevi için Danimarka'ya teşekkür etti. Ancak konuşmasının asıl odağı, Suriye'deki gelişmeler ve uluslararası toplumun bu sürece verdiği yanıttı.

Balta, BM Genel Sekreteri'nin Suriye'ye yaptığı son ziyareti, ülkede yeni bir dönemin başlayabileceğine işaret eden "önemli bir dönüm noktası" olarak nitelendirdi. Temennisi, Suriye'deki siyasi geçiş sürecinde kaydedilecek ilerlemenin, iç savaşın başlangıcından bu yana yasaklı maddelerin kullanımıyla gündemde olan kimyasal silahlar dosyasının kesin olarak çözülmesinin önünü açmasıydı.

Konuşmasının merkezinde, Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) Yürütme Konseyi'nin Suriye'nin Kimyasal Silahlar Sözleşmesi kapsamındaki hak ve ayrıcalıklarını yeniden tesis etme kararı yer alıyordu. Balta, bu adımın Suriye'nin kimyasal silahlar programını çözme konusundaki "kayda değer ilerlemesinin" bir tescili olduğunu vurguladı. Yunanistan'ın Sözleşme'ye ve kimyasal silahların kesin olarak yasaklanmasına olan sarsılmaz bağlılığını yineleyen Balta, bu silahların kullanımını "uluslararası hukukun ağır bir ihlali" olarak tanımladı ve bunun savaş suçları ile insanlığa karşı suçlar teşkil edebileceğini sözlerine ekledi.

Balta'ya göre Yunanistan, Esad rejiminin kimyasal cephaneliğiyle ilgili çözülmemiş meselelerde Suriye'ye aktif destek veriyor, yardım ve kapasite geliştirme imkanı sunuyor. Haziran 2026'dan bu yana kaydedilen olumlu gelişmelere dikkat çeken Balta, yeni Suriye hükümetinin kimyasal silah kalıntılarını ortaya çıkarma, tehlikeli malzeme ve teçhizatı güvence altına alma ve sivillere yönelik tehditleri önleme çabalarını övdü. Yine de "çözülmemiş meseleler bulunduğunu" kabul ederek, bunların bir an önce hallolması çağrısında bulundu.

Atılan adımlar arasında Suriye'nin Kimyasal Silahlar Sözleşmesi kapsamındaki ilk beyanına sunduğu değişiklikler de yer alıyor. Bu değişiklikler arasında ek bir üretim tesisi, sinir gazı yapımında kullanılan yeni keşfedilen bir kimyasal madde, iki kimyasal silah depolama alanı ve boş kimyasal mühimmat detayları bulunuyor. Suriye ile OPCW arasındaki anlaşmalar, beyan edilen kimyasal silahların Sekreterya denetiminde imha edilmesine olanak tanırken, OPCW ekipleri ilk teftişler için sahaya konuşlandırıldı. Bu teftişlere ilişkin raporların yakında açıklanması bekleniyor.

Ancak süreç henüz tamamlanmış değil. Balta, Suriye'nin ilk beyanıyla ilgili 19 meselenin hala çözülmediğini vurguladı. OPCW Teknik Sekreterliği'ne göre bu meseleler, muhtemelen büyük miktarlarda beyan edilmemiş veya doğrulanmamış kimyasal savaş ajanı ve mühimmatını içeriyor. Balta, Suriye makamlarına OPCW ile işbirliğini sürdürmeleri, saha ziyaretlerini hızlandırmaları ve imha operasyonlarına devam etmeleri çağrısında bulundu.

Konuşmasını toparlarken Balta, Yunanistan'ın Suriye'nin egemenliğini, birliğini ve toprak bütünlüğünü desteklediğini; ayrıca BM Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı kararı doğrultusunda tamamen kapsayıcı, Suriye liderliğinde bir siyasi geçişi savunduğunu yeniden teyit etti. Konsey içinde 2118 (2013) sayılı kararı ve kimyasal silah kullanımına karşı küresel normu koruma konusunda birlik çağrısı da yaptı.

Yunanistan'ın BM'deki diplomatik çabaları yapıcı bir işbirliği imajı çizerken, kendi coğrafyasındaki hamleler stratejik bir yeniden yapılanma hikayesi anlatıyor. 31 Ağustos 2026'da Yunanistan, İsrail ile "Achilles Shield" (Aşil Kalkanı) olarak bilinen tarihi bir savunma paktı imzaladı. Yaklaşık 3 milyar dolar değerindeki anlaşma, gelişmiş İsrail silah sistemlerinin önümüzdeki 35 ay içinde Yunanistan'a devrini öngörüyor. Murat Aslan'ın 8 Eylül'de yayımlanan analizine göre bu paket; 300 kilometre menzilli David’s Sling hava savunma sistemi, 150 kilometre menzilli BARAK MX füze platformu, orta menzilli Spyder karadan havaya füzeler, MMR radar sistemleri ve gelişmiş bir insansız hava aracı savunma mimarisini içeriyor.

Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias, girişimi başlatırken bazı gözlemcilerin "tehditkar" olarak nitelendirdiği bir retorik kullandı ve paktın asıl amacını ortaya koydu: Özellikle hassas Ege Denizi ve Batı Trakya bölgelerinde Türk uçaklarına ve insansız sistemlerine karşı koymak. Yunan askeri planlamacılar, David’s Sling sistemini mevcut Patriot sistemlerinin angajman menzilini ikiye katlayacak ve algılanan Türk tehditlerine karşı daha geniş bir tampon bölge sağlayacak bir araç olarak görüyor.

Paktın adı olan "Aşil Kalkanı"nın sembolizmi analistlerin dikkatinden kaçmadı. Homeros efsanelerine atıfta bulunarak en güçlü Yunan savaşçısının imgesini canlandırsa da, Aslan'ın analizi daha ironik bir okuma öneriyor. Aslan, İsrail ile yapılan anlaşmanın ardından Yunanistan'ın kaderinin kontrolünü kaybederek İbranice'de kurbanlık koç anlamına gelen "Ayil" olma riski taşıdığı uyarısında bulunuyor. Ona göre bu alım, Yunanistan'ı doğrudan İsrail'in stratejik yörüngesine yerleştiriyor ve özerklik ile Yunanistan'ın kendi seçmediği çatışmalara sürüklenme potansiyeli konusunda rahatsız edici sorular gündeme getiriyor.

"Bu silah alımı Yunanistan'ı İsrail'in stratejik yörüngesine yerleştiriyor" diyen Aslan, bu alımın teknik askeri zorunluluğun ötesine geçtiğini ve belirgin siyasi boyutlar kazandığını savunuyor. Bu sistemlerin sürdürülebilir veya koordineli bir Türk tehdidine karşı savunma yeterliliğinin belirsiz olduğunu iddia eden Aslan, geçmişte benzer savunma sistemlerine rağmen İran füzelerinin İsrail hava sahasını deldiği örnekleri hatırlatıyor.

Analiz ayrıca, yayılmacı hırslar ve dış güçlere (İngiliz, Amerikan, Fransız veya şimdi İsrail) bağımlılıkla şekillenen Yunan stratejik psikolojisinin tarihsel bağlamına da giriyor. Yunanistan her ne zaman arkasında bir güç olduğunu hissetse, iddialaşmaya hız vermiş, ancak destek veren güçlerin çıkarlarının her zaman kendi çıkarlarıyla örtüşmediğini görmek zorunda kalmıştır.

İsrail için denklem çok net: Türkiye bölgesel bir güç olarak konumunu sağlamlaştırırken, İsrail Yunanistan'ı ve Kıbrıs Rum kesimini silahlandırarak Ankara'nın etkisini sınırlamayı hedefliyor. Aslan'a göre bu üçlü ittifak, Soğuk Savaş'taki çevreleme stratejilerini yansıtıyor ve Türkiye'nin stratejik planlamasını karmaşıklaştırmak için tasarlanmış durumda. Ancak bu gelişmiş sistemlere gömülü İsrail yazılımları ve kontrol mekanizmaları, Yunanistan için bir kırılganlık yaratıyor ve operasyonel özerkliğini sınırlayabiliyor.

Tüm bu sert söylemlere ve silahlanmaya rağmen Aslan, Türkiye'nin kendi karmaşık bölgesel zorlukları nedeniyle şu anda Yunanistan'ı bir güvenlik tehdidi olarak önceliklendirmediğini belirtiyor. Aslan, gerilimi azaltmak için diplomatik bir çözüm olarak Yunanistan ve Türkiye arasında bağlayıcı bir saldırmazlık paktının önerilebileceğini ve Türkiye'nin bu yönde zaten açık olduğunu sinyal verdiğini iddia ediyor.

Toparlamak gerekirse, Yunanistan'ın Suriye'nin kimyasal silahları konusunda BM'de eşzamanlı olarak yürüttüğü diplomasi ve İsrail ile derinleşen savunma bağları, uluslararası sahada kendini kanıtlamaya çalışan ancak bu hamlelerin getirdiği risk ve sorumluluklarla da boğuşan bir ülkeyi ortaya koyuyor. Bu stratejilerin Yunanistan'ın güvenliğini artırıp artırmayacağı veya bölgedeki rekabetlere daha da sürükleyip sürüklemeyeceği ise hala büyük bir soru işareti; ancak masadaki bahisler hiç olmadığı kadar yüksek.

Paylaş:

Yapay zekâ asistanları için: bu haberin Markdown (.md) sürümü