20 Temmuz 1974'teki Türk işgali, Kıbrıs'ın tarihini geri dönülmez biçimde değiştirdi ve 50 yılı aşkın süredir çözülemeyen yaralar bıraktı.
Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa, 52 yıl önce bölünmesinin ardından hâlâ bir tampon bölgeyle ikiye ayrılmış durumda. Kaynak: Marco Fieber, CC BY-NC-ND 2.0/FlickrKıbrıslılar için sevgili ülkelerinin Türk işgali altında olması, her yıl dönümünde ilk günkü tazeliğini koruyor.
O gün, hiçbir Kıbrıslının ve hiçbir Yunan'ın asla unutamayacağı bir gündü. İki ülkede de o Temmuz gününün sakin sıcağını yırtan siren sesleri, bir dönemin sonunu haber veriyordu.
Ama asıl dehşeti yaşayan Kıbrıs oldu. İstilacı Türk askerleri, habersiz halkın —çoğunlukla kadın, çocuk ve yaşlıların— üzerine korku saldı.
Saat sabah 5:30'du. Savaş sirenleri, güzel Kıbrıs adasına cehennemin indiğini duyuruyordu.
Kıbrıs'ın Türk işgali
Yunan cuntasının adada gerçekleştirdiği darbeden sadece beş gün sonraydı. Bu darbe, Türklere adanın kuzeyini işgal etmek için bahane vermişti.
Yaklaşık 40.000 Türk askeri, "Attila Harekâtı" kod adıyla adaya çıktı. Bu isim, masum sivillere yönelik barbar saldırıya fazlasıyla uygun düşüyordu. Saldırı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Sözleşmesi'ni açıkça ihlal ediyordu.
Kıbrıs'ın masmavi yaz gökyüzü, Türk savaş uçaklarının Girne'den Lefkoşa'ya kadar bölgeyi bombalamasıyla karardı. Yüzlerce sivil hayatını kaybetti, ardından kara birlikleri katliamı tamamladı.