Antik dünyada birkaç yüzyıl boyunca, uzay metaliyle yapılan gösterişli yüzükler Miken ve Minos toplumlarının elitleri arasında oldukça moda olmuş.
Tunç Çağı'nda yükselen bu iki efsanevi uygarlık, demir cevheri eritme teknolojisinin yaygınlaşmasından önce yaşadıkları için göktaşı demirini nadir ve son derece değerli bir malzeme olarak görmüş olabilir.
Klasik Antik Yunan'ın öncülleri olarak kabul edilen bu iki gerçek devlet, halefleri tarafından yoğun bir şekilde mitolojileştirilmiş. Mikenler, Homeros'un Odysseia ve İlyada destanlarının başkahramanları olarak yer alırken, Girit adasında yaşayan Minoslarsa korkunç Minotaur'un bekçileri olarak kurgulanmış.
Gerçekte ise bu son derece önemli gruplar, Antik Mısırlıları da içine alan ikonik bir Akdeniz İmparatorlukları çağının parçasıymış.
Firavunların da göktaşı demirinin hayranı olduğu anlaşılıyor. Bu metalden yapılan bir hançer, Kral Tutankhamun'un mezarına yerleştirilmiş. Nil Nehri boyunca bulunan diğer antik göktaşı eserleriyse deve sürülerini uğursuzluktan koruyan tılsımlar olarak yorumlanmış.
Modaya yön veren Yunanlılar
Ancak bugüne kadar Yunanistan'da uzay taşlarından yapılmış hiçbir arkeolojik eser bulunamamıştı. Yeni bir çalışmanın yazarları, Mikenlerin ve Minosların demir eritme teknolojisi benimsenmeden önce bu dünya dışı metali kullanıp kullanmadığını ortaya çıkarmak için Girit ve Yunan anakarasının dört bir yanından gelen 91 Tunç Çağı demir objesinin kimyasal bileşimini analiz etmiş.
Araştırmacılar toplamda, yüksek nikel konsantrasyonu içeren ve olası bir göktaşı kökenine işaret eden 13 obje tespit etmiş. Daha detaylı incelemeler sonucundaysa bu objelerden dokuzunun göktaşlarında bulunan demirden dövülmüş olabileceğine dair oldukça güçlü kanılara varmış.
Önemli olan bir diğer detay ise bu 13 objenin tamamının, kaşeli yüzükler veya mühür yüzükler gibi büyük ve gösterişli parmak yüzükleri olması. Çoğu gösterişli mezarlerde bulunan ve altın, gümüş veya bronzla karışık halde ortaya çıkan bu yüzükler, Miken ve Minos toplumlarının saray elitleri tarafından sahiplenilip takıldığını gösteriyor.
Araştırmacılara göre, göktaşı malzemesinin göksel doğası bu yüzükleri farklılık arayan tüketiciler için favori bir seçim haline getirmiş olabilir. Bu durum da yüzüklerin yüksek statülü kişilerle olan bağlantısını açıklayabilir.
Antik Yunan'da Göktaşı Kaynakları
Göktaşları Yunanistan'da oldukça nadir bulunuyor. Bunun temel nedeni, ülkenin bu uzay taşlarını oksidasyon ve parçalanmadan koruyabilecek kurak koşullara sahip çöl ortamlarından yoksun olması. Bu nedenle yazarlar, tüm yüzüklerin büyük çöllere sahip olan ve dünya dışı taşlar arayanlar için verimli bir av sahası niteliği taşıyan Mısır'dan ithal edilen göktaşı demirinden yapıldığını öne sürüyor.
Ne var ki bu uzay mücevheri çılgınlığı pek uzun sürmemiş ve göktaşı yüzükler sadece birkaç yüzyılın ardından modası geçmiş. MÖ 1300'den itibaren araştırmacıların analiz ettiği tüm eserlerde nikel bulunmamış. Bu da yüzüklerin yer kabuğundan çıkarılan demirden dövüldüğüne işaret ediyor.
Bu değişim, büyük Miken ve Minos saraylarının çöküşüyle aynı döneme denk geliyor ve bu durum antik Yunanistan'da büyük bir sosyal, siyasi veya ekonomik çalkantıyı temsil ediyor olabilir. Alternatif olarak araştırmacılar, neredeyse tamamen Minos ve Miken Geç Tunç Çağı'na özgü olan göktaşı yüzük modasının tıpkı her moda gibi doğal bir şekilde söndüğünü belirtiyor.
Söz konusu çalışma, Journal of Archaeological Science dergisinde yayımlandı.