31 Temmuz Cuma sabahı Yunanistan'ın en büyük cezaevi kompleksi olan Korydallos'ta olaylar çıktı. Görevliler, bir mahkumu Türkiye'ye iade edilmek üzere Atina havaalanına götürmek için geldiğinde mahkum direnç gösterdi. Yunan medyasının haberine göre, aynı koğuştaki diğer mahkumlar da buna tepki olarak yatakları ateşe verdi.
Yangın, yatak ve diğer eşyaların tutuşturulduğu 5. Koğuş'ta başladı ve blok kısa sürede dumanla doldu. Polis ekipleri ve cezaevi görevlileri kompleksin içinde ve çevresinde konuşlandırılırken, itfaiye ekipleri de olay yerine sevk edildi. Yetkililer, yangının söndürüldüğünü ve cezaevi içindeki koşulların birkaç saat içinde normale döndüğünü açıkladı. Yunan kaynakları, nakil işleminin aynı gün içinde tamamlandığını ve iade emrinin yerine getirildiğini belirtti. Yetkililer, olay nedeniyle prosedürün durdurulmayacağını ifade etti.
Olayın ardından bazı mecralarda ölü ve yaralı sayılarına ilişkin rakamlar dolaştı. Ancak Yunan resmi kaynakları ve olayı haberleştiren Yunan gazeteleri, herhangi bir can kaybı olmadığını bildirdi. Bu tür olaylarda erken dönemde ortaya atılan ölü sayılarının sık sık birbiriyle çeliştiği ve kaynağı belirsiz rakamların ihtiyatla karşılanması gerektiği vurgulanıyor. İade talebinin, Türkiye'deki bir cinayet soruşturmasıyla ilgili olduğu belirtiliyor. Dava Türkiye'de görüleceği için şu aşamada kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmuyor ve bu nedenle kişinin adı açıklanmıyor.
Atina'nın batısındaki Pire bölgesinde bulunan Korydallos, ülkenin ana yüksek güvenlikli cezaevine ev sahipliği yapıyor. Erkekler cezaevi yaklaşık 1.200 kişilik kapasiteye sahip olmasına rağmen yıllardır bu rakamın çok üzerinde mahkum barındırıyor. Raporlara göre, 2021 sonunda yaklaşık 1.885 olan mahkum sayısı, 2025 ortası itibarıyla 1.945'e yaklaşmış durumda. Bu da yaklaşık yüzde 150 ila 160 arasında bir doluluk oranına tekabül ediyor.
Kompleks, koşulları nedeniyle defalarca eleştirildi. Raporlar, Avrupa standardı olan kişi başı en az dört metrekareye karşılık, mahkum başına yaklaşık iki ila üç metrekare düşen çok kişilik hücrelerin yanı sıra personel eksikliği ve kötü hijyen koşullarını da gözler önüne seriyor. Yunanistan, Korydallos'un da aralarında bulunduğu birkaç eski cezaevinin kapatılıp yenileriyle değiştirileceği bir cezaevi inşa programı açıkladı. Bu gerçekleşene kadar kompleks, ülkenin en yüksek güvenlikli mahkumlarını barındırmaya devam ediyor ve bu nedenle buradaki olaylar ulusal çapta yankı uyandırıyor.
Yunanistan ile Türkiye arasındaki iade süreci, 13 Aralık 1957'de Paris'te imzalanan ve Yunanistan tarafından 1961'de onaylanan Avrupa İade Sözleşmesi'ne dayanıyor. Her iki ülke de sözleşmeye taraf olduğu için ayrı bir ikili anlaşma gerekmiyor. Prosedür iki aşamalı. Talep diplomatik kanallardan geliyor, Dışişleri Bakanlığı'ndan Adalet Bakanlığı'na geçiyor ve ardından yetkili yargı makamına gönderiliyor. Bir istinaf mahkemesi hakimler kurulu, iadenin yasal olup olmadığına karar veriyor ve bu karara Yargıtay nezdinde itiraz edilebiliyor. Yargı aşaması tamamlandıktan sonra idari adım atılıyor ve nakil gerçekleştiriliyor.
Sözleşme ve Yunan yasaları, iadeye birkaç engel öngörüyor: siyasi nitelikteki suçlar, siyasi amaçlı olduğu değerlendirilen talepler, talep edilen kişinin vatandaşlığı, zamanaşımı ve aynı fiilden iki kez yargılanmama ilkesi. İnsan hakları gerekçeleri ayrı bir test oluşturuyor ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında kötü muamele riski değerlendiriliyor. Uluslararası koruma başvurusu genellikle iade dosyasını durduruyor çünkü koruma talebi kendi prosedürünü izliyor. Bu da bu tür davaların aylarca, hatta bazı dosyalarda yıllarca sürmesinin nedenlerinden biri.
Bu olayda iki konu bir araya geldi. Bunlardan biri, sürekli bir düzenlemeden ziyade vaka bazında gündeme gelen Yunanistan-Türkiye arasındaki iade ilişkisi. Diğeri ise, on yılı aşkın süredir belgelenen aşırı kalabalık sorununun artık ulusal bir yenileme programının temelini oluşturduğu Yunan cezaevi sisteminin durumu.