Icerige atla
Politika ⭐ 70/100

F-35'ler Trump'ın Erdoğan'a Hediyesi Değil

F-35'ler Trump'ın Erdoğan'a Hediyesi Değil
Dil okuluna gel, çalışarak ödediğin parayı geri kazan! Nasıl? →

F-35 savaş uçaklarının Türkiye'ye satışı ihtimali her manşete çıktığında tartışma hızla jeopolitiğe dönüyor. Böyle bir adım NATO'yu güçlendirir mi? Ankara'yı Batı kampında tutar mı? ABD-Türkiye ilişkilerini iyileştirir mi?

Bunlar meşru sorular. Ama asıl noktayı gözden kaçırıyorlar.

Bu sadece siyasi bir karar değil. Aynı zamanda teknik ve yasal bir mesele.

ABD, Türkiye'yi F-35 programından çıkardı çünkü Ankara Rusya'nın S-400 hava savunma sistemini satın almayı tercih etti. Bu karar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı cezalandırmak için alınmadı. Amerika'nın en karmaşık askeri teknolojilerinden birini korumak için alındı.

Endişe hiç değişmedi. Rus S-400 sistemlerini beşinci nesil F-35 savaş uçaklarıyla birlikte kullanmak, uçağın gizlilik kabiliyetleri, sensörleri ve elektronik sistemleri hakkında hassas bilgilerin açığa çıkmasına yol açabilir. Bu risk sadece Türkiye'yi değil, F-35'i kullanan her ülkenin güvenliğini ve nihayetinde NATO'nun teknolojik üstünlüğünün bütünlüğünü ilgilendiriyor.

Daha da önemlisi, Türkiye'nin programdan çıkarılması sadece politikaya dayanmıyor — yasaya dayanıyor.

Kongre, ABD'nin Hasımlarına Yönelik Yaptırımlar Yasası'nı (CAATSA) tam da Rusya ile stratejik savunma işbirliğini caydırmak için çıkardı. Türkiye'nin S-400 alımı bu hükümleri tetikledi ve doğrudan F-35 programından çıkarılmasına yol açtı. Altta yatan yasal koşullar değişmediği sürece, bir başkanın bunu görmezden gelmesiyle sorun ortadan kalkmaz.

Başkan Donald Trump elbette Başkan Erdoğan'la farklı bir ilişki kurmak isteyebilir. Kişisel diplomasi her başkanlığın parçasıdır. Ancak kişisel diplomasi Amerikan yasalarını geçersiz kılamaz.

F-35 diplomatik bir iyilik değildir. Bir pazarlık kozu değildir. Ve kesinlikle herhangi bir başkanın yabancı bir lidere verebileceği kişisel bir hediye değildir.

Beyaz Saray, Türkiye'nin bu uçakları almaya yeniden uygun hale gelmesi gerektiğini düşünüyorsa, önce Kongre'nin belirlediği yasal koşulları yerine getirmelidir. Anayasal yönetim böyle işler. Yürütme organı yasayı uygular; onu görmezden gelmez.

Burada tehlikede olan sadece ABD-Türkiye ilişkilerinin geleceği değil. Amerika'nın kurumlarının güvenilirliği de söz konusu. Washington, siyasi rahatlık veya kişisel ilişkiler gerektirdiğinde kendi yasalarını bir kenara bırakırsa, bu sadece müttefiklere ve hasımlara değil, Amerikan halkına da zararlı bir mesaj gönderir.

Dolayısıyla soru, Başkan Trump'ın Başkan Erdoğan'a güvenip güvenmediği değil.

Asıl soru şu: ABD hâlâ hiç kimsenin —başkan dahil— yasanın üzerinde olmadığına inanıyor mu?

Deniz, kum, güneş ve İngilizce — Malta'da bir dil tatili! Programı gör →
Paylaş: