Kıbrıs'taki sokak kedisi nüfusu 2 milyonu aştı. Bu rakam, adanın 1 milyonun altındaki insan nüfusunun iki katından fazla. Yeni bir bilimsel araştırma, derinleşen bir hayvan refahı ve nüfus yönetimi krizine işaret ediyor.
Jamie L. DeLeeuw ve Harry Eckman tarafından yapılan ve Frontiers in Animal Science dergisinde yayımlanan araştırma, Kıbrıs, Yunanistan ve Portekiz'deki 44 profesyonel ve gönüllüyle yapılan kapsamlı görüşmelere dayanıyor. Araştırma, merkezi bir planlamanın olmadığı, sorumluluğun sessizce tükenmiş gönüllülere yüklendiği ve mevcut önlemlerin sokak kedisi sayısındaki hızlı artışı durduramadığı kasvetli bir tablo çiziyor.
Bu rakamlar, Kıbrıs'ı sokak kedilerinin bölge sakinlerine oranında dünya genelinde ilk sıraya yerleştiriyor.
Sorun neden devam ediyor?
Araştırmacılar, Güney Avrupa'da sokak kedisi popülasyonlarının kontrol altına alınamamasının teknik bilgi eksikliğinden kaynaklanmadığını söylüyor. Bunun yerine kurumsal zayıflıklar, yetersiz finansman ve zayıf koordinasyona işaret ediyorlar.
Sıcak Doğu Akdeniz iklimi, yaz aylarında gelen ziyaretçilerin geçici beslemeleriyle birleşince, kontrolsüz üreme için ideal koşullar yaratıyor.
Hayvanlar için gerçeklik ise acımasız. Profesyoneller, yönetilmeyen kolonilerde yeni doğan ölüm oranının %50-75 arasında olduğunu, her sonbaharda binlerce kedinin açlık, hastalık veya zehirli yemlerden öldüğünü bildiriyor.
Çalışma, "sembolik yönetişim" kavramını ortaya atıyor. Bu, kağıt üzerindeki yasalar ile uygulamadaki denetim arasındaki uçurumu ifade ediyor.
Kıbrıs'ta devlet, yönetimi fiilen gönüllülere, STK'lara ve ilgili vatandaşlara bırakmış durumda. Bunların çoğu, veteriner masraflarını kendi ceplerinden karşılıyor. Kısırlaştırmalar için ayrılan yıllık 100 bin Euro'luk devlet ödeneği, uzmanlar tarafından "denizde damla" olarak tanımlanıyor. Bu miktar, yılda yalnızca yaklaşık 2 bin 200 operasyona yetiyor ki bu, sorunun büyüklüğü karşısında yok denecek kadar az.
Hükümet 2026 yılı için fonu 300 bin Euro'ya çıkarma kararı alsa da, Veteriner Hizmetleri şap hastalığı salgını nedeniyle bu artışı uygulamaya koyamadı.
Yunanistan'da ise 4830/2021 sayılı Kanun kapsamındaki ARGOS programı, katılımcılar tarafından yaygın olarak bir "hayalet" sistem olarak tanımlandı. Zorunlu mikroçip takılması ve kısırlaştırma sırasında sahipsiz kedilerin kaydedilmesi gibi iddialı hükümler genellikle uygulanmıyor.
Araştırma ne öneriyor?
Araştırmacılar şunları talep ediyor:
- Tek seferlik ödenekler yerine çok yıllı, önemli ölçüde artırılmış devlet finansmanı
- CBS koloni haritalaması ile büyük ölçekli, bilimsel olarak planlanmış Yakala-Kısırlaştır-Sal (TNR) programları
- Bakıcılara kurumsal destek ve veterinerlik hizmetlerine ücretsiz erişim
- Halk eğitimi ve erken/yavru kısırlaştırmanın teşviki
Coğrafi olarak hedeflenmiş, belirli bir bölgedeki kedilerin en az %80'ini kapsayan yoğun kısırlaştırma olmadan, fonlar büyük ölçüde boşa gidiyor.
Ada genelinde yeni plan
Artan baskı altında, Veteriner Hizmetleri Haziran ayında 2026 yılı için Ada Geneli Sokak Kedisi Kısırlaştırma Planı'nı başlattı. Bu plan, Hayvanların Korunması ve Refahı için Entegre Çerçeve'nin bir parçası.
Bölge Veteriner Ofisleri, planı Bölge Hayvan Refahı Komiteleri, yerel yönetimler ve kayıtlı hayvan refahı örgütleriyle işbirliği içinde uyguluyor. Kayıtlı olmayan gönüllü gruplar, yalnızca bu resmi kanallar aracılığıyla katılabiliyor.
Devlet, uygun donanıma sahip klinikleri olan özel veteriner hekimlerden ilgi beyanı davet etti. Amaç, kısırlaştırmaların eşit bir şekilde dağıtılması.
Hem hayvan refahı örgütleri hem de araştırmanın yazarları, kalıcı ilerleme için finansmanda köklü bir artış ve en az yedi yıllık sürekli bir planlama gerektiğini vurguluyor. Ancak bu şekilde Kıbrıs bu olumsuz rekorundan kurtulabilir.