Yunanistan, Danimarka, Avusturya, Almanya ve Hollanda'dan oluşan ve 'Beşli Grup' olarak adlandırılan beş Avrupa Birliği ülkesi, reddedilmiş sığınmacıları AB dışında kurulacak 'geri dönüş merkezlerine' göndermek üzere Kopenhag'da bir araya geldi. Danimarka Göç Bakanı Morten Bodskov, AB dışındaki bir ortak ülkeyle yılbaşından önce ortak bir anlayışa varmayı beklediklerini belirterek, 'AB sığınma ve göç politikasını dönüştürüyoruz' dedi. Toplantıda konuşan Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt ise 'Bu yıl geri dönüş merkezlerinin kurulmasını sağlayacak üçüncü ülkelerle bir anlaşmaya varmak istiyoruz' ifadelerini kullandı.
Görüşmelere Göç ve İltica Bakanı Thanos Plevris'in yanı sıra Göç Politikası Genel Sekreteri Nadia Papakosta ve İltica Hizmeti Başkanı Marios Kaleas da katıldı. Bakan Plevris, 'geri dönüş merkezinin 2027 yılına kadar AB dışında bir ülkede faaliyete geçirilmesini' hedeflediklerini ve görüşmelerin 'ileri aşamada' olduğunu kaydetti. Danimarka ise reddedilmiş sığınmacıları 2027 yılı sonuna kadar bu merkezlere göndermeye hazır olduğunu açıklarken, Beşli Grup'un bir sonraki toplantısını Eylül ayı sonunda Almanya'nın Münih kentinde yapacağı belirtildi.
Ortak ülkelerin isimleri henüz açıklanmasa da, Uganda ve Ruanda özellikle olası adaylar olarak öne çıkıyor. Ruanda, Ağustos ayında ismi açıklanmayan Avrupa ülkeleriyle bu konuda 'ön görüşmelere' başladığını doğrulamıştı. Yunanistan'ın bu girişimde, göç akışlarını yönetmede orantısız bir yükü omuzlayan tek Güney Avrupa ülkesi olarak 'Çekirdek Grup'ta yer alması dikkat çekiyor.
Danimarka Göç Bakanı Bodskov, sürecin başlarında bu fikrin gerçekçi bulunmadığını ve kendileriyle alay edildiğini belirterek, 'Bugün ise o noktaya geldik' dedi. Bodskov, 'Yasa dışı kalan yabancıların, onları geri gönderme konusundaki zorluklarımız nedeniyle ödüllendirilmesini kabul etmiyoruz' ifadelerini kullanırken, merkezlerin 'kamp' olmayacağını, kendi ülkelerine dönemeyen düzensiz göçmenler için 'yeni bir şans fırsatı' sunacağını savundu. Beş ülke, modelin göç sistemini 'daha insani' hale getireceğini ve insan kaçakçılarının iş modelini kıracağını iddia etti.
Yunanistan'ın AB'nin dış sınırlarındaki yüküne dikkat çeken Bakan Plevris ise geri dönüş merkezleri projesini 'acil bir ulusal zorunluluk' olarak nitelendirdi. 'Avrupa dayanışmasının ön saflarında yer alırken aynı zamanda caydırıcı önlemler alıyoruz' diyen Plevris, 'Yunanistan'ın uluslararası korunma hakkı olmayan insanların mahsur kaldığı kalıcı bir nokta haline gelmesine izin veremeyiz' şeklinde konuştu. Bakanlar, 2026 sonbaharında yürürlüğe girecek yeni Avrupa Geri Dönüş Tüzüğü'nden tam olarak yararlanılması konusunda mutabık kalırken, Plevris sistemin 'mutlak meşruiyet ve uluslararası hukuka tam uyumu' sağlayacağına söz verdi.
Plan, insan hakları grupları ve bazı Avrupalı liderler tarafından sert şekilde eleştiriliyor. AB dışı bir insan hakları kurumu olan Avrupa Konseyi, Temmuz ayında geri dönüş merkezlerinin 'ciddi insan hakları riskleri' taşıdığı uyarısında bulunmuştu. Danimarka Mülteci Konseyi Genel Sekreteri Charlotte Slente ise geri dönüş merkezlerinin az sayıda iadeyi hedeflediğini, insanları daha tehlikeli rotalara itmeyi durdurmayacağını ve temel insan haklarını ihlal edebileceğini savunarak, bunun yerine daha sıkır sınır taramaları ve hızlı prosedürler öngören AB Göç ve İltica Paktı'nın uygulanmasının daha iyi olacağını vurguladı.
Beş ülke, bir sonraki adımlar için Birleşmiş Milletler Göç Örgütü (IOM) ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ile diyalog halinde olacaklarını belirtse de, UNHCR'den bir sözcü ajansa henüz bir teklifin detayları sunulmadığını ve bu nedenle görüşülen düzenlemeler hakkında yorum yapamayacaklarını açıkladı. Avrupa hükümetleri yıllardır bu sorunu çözmeye çalışırken, geri gönderme sistemleri hukuki, lojistik ve diplomatik engellerle kısıtlanmış durumda. Nitekim İngiltere daha önce göçmenleri Ruanda'ya gönderme planından vazgeçmiş, İtalya'nın Arnavutluk'taki tesisleri ise yasal zorluklar ve yavaş ilerleme süreciyle karşı karşıya kalmıştı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron fikri etkisiz ve Avrupa değerleriyle bağdaşmaz bulurken, Avrupa Parlamentosu'ndan Yeşiller Milletvekili Melissa Camara, Kopenhag'daki toplantıyı 'AB'nin temel değerlerinden vazgeçmenin ve sürgün edilen insanların onurunu ihlal etmenin bir başka adımı' olarak nitelendirdi. Haziran ayında Avrupa Parlamentosu, AB dışında gözaltı merkezleri kurulmasına izin veren daha sert göç kurallarını onaylamıştı. Bu yıl Yunanistan'a çoğu Doğu Libya'dan Girit adasına ulaşan yaklaşık 25 bin kayıtsız göçmen giriş yaptı.