Türk medyasının bir kısmı bu hafta, Ro adacığındaki altyapı çalışmalarını sözde "askerileştirme" örneği olarak göstererek milliyetçi söylemlere geri döndü ve Yunanistan'ın Türk kıyılarından sadece iki kilometre uzaklıkta "ordu kurduğunu" iddia etti.
Bu sansasyonel haberler, Yunanistan Ulusal Savunma Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dimitrios Houpis'in cumartesi günü Ro'yu ziyaret etmesi ve uzak On İki Ada adacığında görev yapan askeri personel için iki yeni konaklama tesisinin açılışını yapması üzerine yayımlandı.
Yunan ordusuna göre bu tesisler özel bir bağışla inşa edildi.
İnşaatına başlanmasından bir yıl sonra hizmete giren iki bina, Ege'nin en güneydoğu ucunda, Kastellorizo'nun (Megisti) hemen batısında yer alan Ro'da görevli personelin yaşam koşullarını iyileştirmeyi amaçlıyor. Törene çok sayıda askeri personelin katılması, Türk medyasının aksi takdirde rutin bir proje olan bu çalışmayı, Türkiye kıyılarına yakın bir yerde sözde "Yunan askeri yığınakması" kanıtı olarak sunmasına neden oldu.
Bir medya kuruluşu, Yunanistan'ın Doğu Akdeniz'deki "her kayalığa" askeri birlikler yerleştirdiğini iddia ederken, Ro'yu Türk kıyılarına bakan yeni bir "askeri seferberlik" noktası olarak nitelendirdi. Haberde, adacığın Antalya'nın Kaş ilçesine yakınlığı vurgulanarak, Anadolu anakarasından yaklaşık 1.800 metre mesafedeki sözde Yunan askeri varlığı hedef alındı.
Haberlerde ayrıca Ankara'nın Doğu Ege ve On İki Ada'daki Yunan adaları ve adacıklarının askerden arındırılmış statüsüne ilişkin uzun süredir devam eden iddiaları da yeniden gündeme getirildi.
Türk yetkililer ve medya, Yunanistan'ın bu bölgelerde askeri güç bulundurmasının kısıtlandığını iddia ederek defalarca 1923 Lozan Antlaşması'na ve On İki Ada özelinde 1947 Paris Barış Antlaşması'na atıf yaptı. Atina, Ankara'nın ilgili antlaşmalara yönelik bu tek taraflı yorumunu kesin bir dille reddediyor ve uluslararası hukuka uygun olarak egemenlik haklarını kullandığını savunuyor.
Bu son gelişme, daha geniş çaplı diyalog çabalarına rağmen bu yılın başlarında yaşanan ve gergin ilişkileri yeniden gözler önüne seren bir dizi gelişmenin ardından yaşandı.
Ankara, Doğu Ege adalarının statüsü ve deniz yetki alanları konusunda Yunanistan'a itiraz etmeyi de sürdürüyor.
Mayıs ayında Türk Savunma Bakanı Yaşar Güler, askeri statüde olmaması gereken adaların silahlandırılmasını eleştirmiş, Yunan kaynaklar ise bu iddiaları revizyonist olarak reddederek "tartışmalı olanın savunulacağını" hatırlatmıştı. Türkiye ayrıca, Atina'nın hukuksuz bulduğu iddialar da dahil olmak üzere, Ege ve Doğu Akdeniz'deki tartışmalı deniz yetki alanı taleplerini önerilen iç mevzuat yoluyla yasalaştırma yönünde adımlar attığını gösterdi.
Bu arka plan karşısında Türk medyası, Türk kıyılarına yakın Yunan adalarındaki nispeten küçük gelişmeleri giderek daha fazla geniş stratejik anlaşmazlık merceğinden sunmaya başladı. Atina ise savunma duruşunun güvenlik gerekliliklerinden kaynaklandığını ve Türkiye'nin uluslararası hukuka yönelik tek taraflı yorumlarını kabul etmediğini vurguluyor.
Ro ile ilgili haberler, konuyu 7 Ağustos'ta Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'yla da ilişkilendiriyor.
Anlaşma, üç ülkeyi daha yakın savunma işbirliğine bağlıyor ve bir üyeye yönelik silahlı bir saldırının üçüne birden yapılmış sayılacağı bir karşılıklı savunma ilkesi getiriyor. Pakt, Ankara'nın bölgesel gerilimlerin arttığı bir dönemde Suudi Arabistan ve Pakistan ile güvenlik ve savunma bağlarını derinleştirme çabalarının bir parçası.
Ro, Türk kıyılarına yakın ve Kastellorizo'nun güneybatısında yer alan, On İki Ada'nın güneydoğusundaki küçük bir Yunan adacığıdır. Küçük boyutuna ve kalıcı bir sivil nüfusa sahip olmamasına rağmen, Türk anakarasının hemen açıklarındaki konumu nedeniyle önemli bir sembolik ve stratejik değere sahiptir. Ada, özellikle on yıllar boyunca adacıkta yaşayan ve 1982'deki ölümüne kadar düzenli olarak Yunan bayrağını çeken "Ro'nun Hanımı" olarak bilinen Despina Ahladioti ile özdeşleşmiştir.