Icerige atla
Genel 📰 62/100

AB, Ege ve Prespa Anlaşması nedeniyle Türkiye ile Kuzey Makedonya'ya karşı daha sert tutum aldı

AB, Ege ve Prespa Anlaşması nedeniyle Türkiye ile Kuzey Makedonya'ya karşı daha sert tutum aldı

Avrupa Birliği, dün yayımlanan genişleme raporunda birliğe katılmak isteyen ülkelere karşı her zamankinden daha sert bir tutum benimsedi. Raporda, Ukrayna'daki savaş, üye devletleri hedef alan hibrit tehditler ve Orta Doğu'daki jeopolitik çalkantılar öne çıkarılıyor.

Türkiye-Libya mutabakatı

Brüksel'in raporun tamamında üzerinde durduğu temel kaygı, aday ülkelerin ve AB ile yakın ilişkileri bulunan ülkelerin demokratik değerler, uluslararası hukuk ve birliğin dış politikasıyla tam olarak uyum içinde olması. Bu, Avrupa Komisyonu'nun ulusal hassasiyet taşıyan konularda Yunanistan ile tam bir uyum içinde göründüğü bir dönemde geliyor. Nitekim bu durum, Yunanistan Dışişleri Bakanı George Gerapetritis'in Birleşmiş Milletler'deki konuşmasında, AB temsilcisi Stavros Lambrinidis'in huzurunda Türkiye-Libya mutabakatını hukuka aykırı olarak nitelemesiyle açıkça görüldü.

Komisyonun, Lambrinidis aracılığıyla Yunanistan'ın tutumunu tam olarak desteklediğini belirtmek gerekiyor. Aynı görüş İlerleme Raporu'nda da yer alıyor. Raporda, hukuka aykırı mutabakatın üçüncü ülkelerin egemen haklarını ihlal ettiği, Deniz Hukuku Sözleşmesi ile bağdaşmadığı ve diğer devletler açısından hukuki sonuç doğuramayacağı vurgulanıyor.

Rapor, genel olarak AB üyeliği isteyen ülkelerin kaydettiği ilerlemeyi değerlendiriyor ve Türkiye'yi demokratik gerileme yaşayan bir ülke olarak tanımlıyor. Euronews'a göre Türkiye'nin AB dış politika ilkeleriyle uyumu “çok düşük” olarak nitelendiriliyor. Bir Avrupalı yetkili ise “AB'nin Rusya'ya yönelik yaptırımlarının dolanılması hâlâ ciddi boyutta. Türkiye bazı ilerlemeler kaydetti, ancak daha fazla ilerleme kaydetmesi gerekiyor” dedi.

Tartışmalı konular

AB ile Türkiye arasındaki ilişkilerin derinleşmesinin önündeki başlıca engeller arasında elbette Ankara'nın Kuzey Kıbrıs'ın işgaline ilişkin tutumu yer alıyor. Diğer önemli kaygılar arasında Yunan adaları üzerindeki uçuşlar, Yunanistan'ın ulusal hava sahası ve karasularının ihlali, Türkiye'nin Ege ve Doğu Akdeniz'de Yunanistan'ın iddialarına meydan okuması ve hukuka aykırı Türkiye-Libya mutabakatı bulunuyor.

Rapora göre, 2023'ten bu yana Yunanistan-Türkiye ilişkileri genel olarak iyileşmiş ve Doğu Akdeniz'de Türkiye tarafından izinsiz bir sondaj faaliyeti yapılmamış olsa da Ege'deki durum karmaşık olmaya devam ediyor. Raporda özellikle, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 1995'te, Ege'de Yunanistan'ın karasularını 12 deniz miline çıkarma ihtimaline karşılık olarak ilan ettiği casus belli (savaş nedeni sayılan durum, yani savaş tehdidi) dikkat çekiyor.

Komisyon, bu hakkın Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin (UNCLOS) 3. maddesi kapsamında güvence altına alındığını hatırlatıyor ve Türkiye'nin casus belli'sinin ikili ilişkileri zorlamaya devam ettiğini kaydediyor.

Raporda ayrıca Türkiye'nin Yunan adalarının silahsızlandırılması yönündeki talepleri, Ankara'nın yayımladığı genel deniz seyrüsefer uyarıları ve rapora göre Yunanistan'ın egemenliğini, egemen haklarını ve yargı yetkisini dolaylı olarak sorgulayan girişimler de ele alınıyor. Türkiye okullarında kullanılan ders kitaplarında “Mavi Vatan” doktrinine yer verilmesi de endişe verici bulunarak raporda yer alıyor.

Elektrik kablosu da gündemde

AB'nin, Yunanistan ile Kıbrıs'ı birbirine bağlayan elektrik hattı Büyük Deniz Enterkonnektörü'ne (GSI) destek vermesi ve projeyi finanse etmesi göz önüne alındığında Brüksel, Türkiye'nin projenin hayata geçirilmesi için gereken araştırma faaliyetlerini engellemeye devam ettiğini kaydediyor. Konu, bölgedeki enerji iş birliğini etkilemeye devam eden sorunların daha geniş bağlamında değerlendiriliyor.

Son olarak rapor, İran'ın füze tehdidine karşı alınan önlemler kapsamında bir Patriot füze bataryasının Yunan adası Karpathos'a konuşlandırılmasına Türkiye'nin verdiği tepkiye ve İngiliz üslerine yönelik bir insansız hava aracı saldırısının ardından Kıbrıs'a Yunan F-16 savaş uçaklarının konuşlandırılmasının yol açtığı gerginliklere de değiniyor. Bu olaylar, bölgesel krizlerin Yunanistan-Türkiye ilişkilerini yeniden ne kadar kolay zorlayabileceğini gösteriyor.

Kuzey Makedonya da mercek altında

Brüksel, Kuzey Makedonya'nın Prespa Anlaşması'na yaklaşımını da eleştirdi. İlerleme Raporu'nda, “Yunanistan ile iş birliği, özellikle ekonomi, altyapı ve enerji bağlantısı, turizm ve kültürle ilgili konularda sürüyor” ifadesi yer alıyor.

Raporda ayrıca şu ifadelere yer veriliyor: “Prespa Anlaşması da dahil olmak üzere ikili anlaşmaların iyi niyetle uygulanması hâlâ hayati önem taşıyor. Hükümet üyeleri ve üst düzey yetkililer zaman zaman anlaşmaya uymuyor. Bunun yanında ülkenin anayasal adını kullanmamaları, iyi komşuluk ilişkilerini etkileyebilir.”

Anlaşmanın uygulanmasının “hayati” niteliğine yapılan vurgu, komşu ülkedeki yetkililerin benimsediği tutumla çelişiyor. Kuzey Makedonya Başbakanı Hristijan Mickoski ile iktidardaki sağ VMRO-DPMNE partisinin hükümet yetkilileri ve milletvekilleri, kamuoyu önündeki açıklamalarında “Kuzey” tanımını kullanmadan düzenli olarak “Makedonya” adını kullanıyor.

Paylaş:

Yapay zekâ asistanları için: bu haberin Markdown (.md) sürümü