Yunanistan'da fiyat artışları gelirlerdeki her türlü artışı emerken ve büyüme uluslararası çalkantılara açık kalmaya devam ederken, Yunan ekonomisi ABD'deki ara seçimleri izliyor. Ekonominin bu seçimde Wall Street'in seyrinden çok daha fazlasını riske atacağı belirtiliyor. Kongre'nin yeni bileşimi, Donald Trump'ın manevra alanını, ABD'deki mali tartışmaları ve uluslararası piyasaların havasını etkileyebilir.
Yunan ekonomisi açısından bağlantı ağırlıklı olarak dolaylı ilerliyor. Bu bağlantı enerji fiyatları, finansman koşulları ve yatırım kararlarındaki belirsizlik üzerinden geçiyor. Ancak Washington'da çoğunluğun değişmesi, ABD politikalarının köklü biçimde değişeceği anlamına gelmiyor. Yorgos Lagarias, Oikonomikos Taxydromos (OT) gazetesindeki son analizinde, güçlenen kongre denetiminin Beyaz Saray'ın esnekliğini sınırlayabileceğini, ancak ekonomi ve dış politikayı kökten değiştirmeyebileceğini belirtiyor.
Enerji hâlâ birinci tehdit
Uluslararası gelişmelerin Yunanlıların gündelik hayatıyla en doğrudan temas ettiği nokta enerji maliyeti.
Orta Doğu'daki çalkantılar enerji ürünlerinin fiyatlarını yukarı çekiyor ve bu artış üretim zincirlerine yayılıyor. Sonuçta hem işletmelerin işletme maliyetlerinde hem de hanehalklarının satın alma gücünde baskı oluşuyor.
Bu tabloyu Yunan araştırma kuruluşu IOBE'nin son tahminleri de gösteriyor. Tahminlere göre enflasyon 2026'da yüzde 4, 2027'de yüzde 3 olacak. Büyüme ise bu yıl yüzde 1,8, gelecek yıl yüzde 1,9 olarak öngörülüyor. Kuruluş, fiyatlardaki daha sert yükselişi enerjiye ve bunun üretim üzerindeki ikincil etkilerine bağlıyor.
Amerikan seçiminin ekonomik önemi de bu noktada ortaya çıkıyor. Washington'ın uluslararası çatışmalara yaklaşımındaki olası değişiklikler enerji ortamını etkileyebilir. Ancak bu olası bir etki kanalı. Seçimlerden sonra fiyatlarda kesin bir gerilemenin yaşanacağı anlamına gelmiyor.
Tüketim baskı altında
Fiyat artışlarının sürmesi ikinci bir sorun yaratıyor. Bu sorun, gelir artışlarının gerçek etkisini sınırlıyor ve tüketimi sürdürmeyi zorlaştırıyor.
Yunan bankası Eurobank'ın son analizine göre hükümet senaryosu diğerlerinin yanı sıra enflasyonun gerilemesine, ücret artışlarına ve vergi indirimlerine dayanıyor. Fiyatlar daha uzun süre yüksek kalırsa beklenen satın alma gücü iyileşmesi sınırlı kalacak.
Ekonomi politikası için sorun bu yüzden iki yönlü. Bir yandan kullanılabilir geliri korumak, öte yandan olası yeni şoklara karşı gerekli mali alanı muhafaza etmek gerekiyor.
Tahvil piyasalarındaki risk
Bir başka etki kanalı finansman. Kongre'deki denge değişikliği bütçe konusundaki tartışmaları ve ardından ABD borç tavanı konusundaki anlaşmazlıkları keskinleştirebilir.
Lagarias, OT'deki analizinde uzun süren bir borç kavgasının risk primlerini yükseltebileceğini ve uluslararası çalkantılara yol açabileceğini belirtiyor. Bununla birlikte bu riski, federal kurumların kısa süreli faaliyet durdurmasından ayırıyor. Bu tür bir durdurmanın sonuçlarının genellikle yönetilebilir kaldığını söylüyor.
Yunanistan açısından olası etki, kamu sektörünün ve işletmelerin sermaye toplama maliyetini kapsıyor. Ancak bir seçim sonucundan Yunan tahvil getirilerinde otomatik bir artış çıkmıyor. Yine de ülke daha değişken bir uluslararası ortamla karşı karşıya kalıyor.
Toparlanma Fonu sonrasında yatırım bahsi
Uluslararası belirsizlik, Yunan ekonomisinin kritik bir geçiş dönemine denk geliyor. Bu dönemde ekonomi, Toparlanma Fonu tamamlandıktan sonra yatırım dinamiğini korumaya çalışıyor.
Eurobank'ın tespitine göre Toparlanma Fonu hariç Kamu Yatırım Bütçesi, 2026'da 9,8 milyar euro iken 2027'de 11 milyar euroya yükselmesi bekleniyor. Ancak tahminler gerçekleşse bile yatırımların GSYH'nın yüzde 18,6'sına ulaşması öngörülüyor. Bu oran Avro Bölgesi ortalamasının altında kalıyor. Bu arada ithalatın ihracattan daha hızlı artması bekleniyor.
Zorluk, yatırımların bileşimiyle de ilgili. Asıl soru, bu yatırımların yurt içi üretimi, verimliliği ve ihracat kapasitesini güçlendirip güçlendirmeyeceği. Bu sayede ülkenin dış şoklara duyarlılığını azaltıp azaltmayacağı da ayrıca önem taşıyor.
Tarifelerde garanti yok
Bu arada ticaret cephesinde beklentilerin ölçülü olması gerekiyor. Rothschild & Co'nun analizi, tarife politikasının önemli bir kısmının Kongre'de farklı bir çoğunluk olsa bile yürütme erkince belirlenmeye devam ettiğini vurguluyor.
Yunan işletmeleri için bu, ihracat ve yatırım planlamasının Amerikan seçimiyle ticari öngörülebilirliğin hızla sağlanacağı varsayımına dayanamayacağı anlamına geliyor. Enerji bağımlılığı, yatırım açığı ve zayıf üretim tabanı ülkenin kendi iç sorunları olarak kalmaya devam ediyor. Kötü bir uluslararası gelişme bu sorunları daha pahalı hale getirebilir.