Nestor'un Kupası Mezarı olarak bilinen ve en eski Yunan yazıtlarından birini içeren bu defin alanında, yakılmış kalıntıların en az üç kişiye ait olduğu ortaya çıktı. Yeni bir çalışma, neredeyse 2.800 yıl öncesine tarihlenen bu gizemli mezar hakkında bazı bilgiler sunuyor. Ancak mezarda tam olarak kimin yattığı ya da neden Homeros'un İlyada ve Odysseia destanlarını hicveden müstehcen bir limerick ile anıldıkları hâlâ bilinmiyor.
Araştırmacılar Nestor'un Kupası Antik Yunan Mezarının Gizemini Çözüyorİlk kez 1950'lerde gün yüzüne çıkarılan mezar, antik Yunanların ilk denizaşırı kolonilerinden biri olan Pithekoussai nekropolündeki binlerce mezardan biriydi. Burası, Napoli'nin hemen açıklarındaki pitoresk Ischia adasında yer alıyor.
Mezarda gümüş bir broş ve iki düzine kırık çanak çömlek parçası da dahil olmak üzere zengin bir mezar hediyesi seti bulunuyordu. Ancak arkeologların dikkatini asıl çeken, MÖ 8. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen küçük bir seramik şarap kadehi oldu.
Mezarın içinde bulunan kadehin üzerinde, Homeros'un anlattığı Nestor'un kadehine atıfta bulunan bir şiir yazılıydı. Klasikçi John Boardman'ın çevirisine göre, Pithekoussai'deki kadehin üzerindeki dizeler kabaca şu anlama geliyor: "Ben Nestor'un kadehiyim, içmesi güzel. Bu kadehi son damlasına kadar içenin, hemen güzel taçlı Afrodit'e karşı bir arzu sarar." Bu nedenle kadeh bazen Nestor'un Kupası olarak anılıyor, ancak 19. yüzyılda Miken'de bulunan altın 'Nestor'un Kupası' ile karıştırılmamalı.
Kadehi bulan ilk arkeologlardan Giorgio Buchner, 1966'da yazdığı bir makalede "yazıtın, bilinen en eski Yunan yazısı belgelerinden biri olduğunu ve Homeros dönemine ait çağdaş yazıyla korunmuş ilk şiir parçasını temsil ettiğini" belirtmişti.

Ekibin yorumlama çalışmaları, mezar höyüğünün daha sonraki definlere yer açmak için tahrip edilmiş olması nedeniyle zorlaştı. Buchner, 1950'lerde mezarı kazdığında (Nestor'un Kupası'nı toprağa dağılmış halde bulduğu kazılarda), mezar binlerce yıl öncesinden bozulmuş durumdaydı. O dönemde yakılmış kalıntılar üzerinde yapılan bir inceleme, yalnızca bir kişinin gömülü olduğunu ve ölüm anındaki yaşının 10 ila 14 arasında olduğunu tahmin ediyordu.
Ancak mezara gömülen eşyaların sayısı, ölen kişinin son derece önemli biri olduğunu gösteriyordu. Bu nedenle ekip, yakılmış kalıntıları yeniden inceledi ve gerçekten de farklı bir sonuca ulaştı.
Gigante, "Yakılmış kalıntıların morfolojik analizi, hayvan parçalarını insan parçalarından ayırmamızı sağladı" dedi. Bunun ötesinde, histolojik analizin yanmış kemik parçalarının bir kişiye değil, üç kişiye ait olduğunu ve hiçbirinin çocuk olmadığını gösterdiğini ekledi.
Araştırmacılar, kişilerin yaşları ya da neden kadehlerle gömüldükleri gibi daha fazla ayrıntı belirleyemedi. Ekip, hayvanların öteki dünya için yiyecek ya da arkadaş olarak dahil edildiğini düşünüyor (hayvan kemiklerinin koyun, boğa, domuz, köpek ve kuşlara ait olduğu görüldü, ancak her hayvandan tam olarak kaç tane olduğu belirlenemedi).
Mezara kimin gömüldüğü hâlâ net değil, ancak arkeologlar artık ölenlerden en azından çoğul olarak söz edebilecek.