PASOK'un parlamento sözcüsü ve Dışişleri alanından sorumlu milletvekili Dimitris Mantzos, hükümeti sert biçimde eleştirdi. Mantzos, hükümetin 2019'dan dün gününe kadar Libya meselesinde “uzun süreli başarısızlık” gösterdiğini savundu. Ona göre “yıllardır süren, çelişkilerle ve geri dönüşlerle dolu başarısız bir yönetim” söz konusu.
Mantzos, ERT News'e verdiği demeçte şunları söyledi: “Ülke, jeopolitik, enerji ve göç açısından kritik bir bölge olan Kuzey Afrika'da yer almadı. Oysa bu bölge Türkiye'nin yayılmacı varlığına karşı bir set görevi görmeliydi. Şimdi stratejisiz, hedefsiz ve yön göstericisiz, yalnızca iletişim yönetimine indirgenmiş bir politikanın sonuçlarını yaşıyoruz.”
Mantzos ayrıca şu soruyu sordu: “Hükümet, bir iç savaşın iki karşıt tarafını yalnızca Türkiye ile yakınlaşmak konusunda hemfikir hale getirmeyi nasıl başardı? Bunun hesabını kim verecek, kim açıklama yapacak?”
PASOK'un parlamento sözcüsü, Yunanistan'ın Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis'in bugün radyoda verdiği bir röportajda, mutabakat muhtırasının onaylanmasını engellemenin Yunanistan'ın elinde olmadığını söylemesine de tepki gösterdi.
Mantzos, bu iddiayı sorgulayarak şöyle konuştu: “Yaz aylarında Hafter neden Atina'ya geldi ve başbakanla görüştü? Dışişleri Bakanı neden Libya'ya beş kez gitti? Dışişleri Bakanlığı'ndan daimi Bakan Yardımcısı Papadopulu, Libya ile MEB sınırlandırması için neden keşif görüşmeleri yürüttü? Bunların hepsi, hükümetin bugün iddia ettiği gibi ‘elimizde değildi’ diyorsa neden yapıldı?” Mantzos, “Tam bir hesap verilebilirlik, sorumluluk üstlenme ve Meclis'e ve Yunan toplumuna gerekli tüm açıklamaların yapılması gerekiyor. Bu çok ciddi başarısızlık için bunlar şart” dedi.
PASOK milletvekili ayrıca Avrupa Birliği'nin harekete geçmesi gerektiğini vurguladı. Mantzos'a göre destek açıklamaları yetmez. “Somut adımlara ve yaptırımlara geçmek zorundayız. Avrupa Parlamentosu'ndaki grubumuz, bu yasa dışı anlaşmanın tüm taraflarına yaptırım uygulanmasını talep ediyor. Anlaşma, Deniz Hukuku'na tamamen aykırı ve Girit ile Onikiada adalarını haritadan tamamen silmekte, ulusal egemenlik haklarımızı zedelemektedir” dedi.
Mantzos, enerji ve jeopolitik açıdan önemli projelere de dikkat çekti. Girit'in güneyindeki hidrokarbon araştırmaları ve sondajlarının yanı sıra Yunanistan-Kıbrıs elektrik ara bağlantı kablosunun akıbetinin ne olacağını sordu. Mantzos, kablo döşemesinin hukuki durumuna ilişkin de şunları söyledi:
“Elektrik ara bağlantı kablolarının döşenmesi, kıyı devletinin bildirimini veya iznini gerektirmez. BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne göre serbestçe yapılır. Bu nedenle hükümet, Avrupa'nın ortak ilgi alanındaki ve Avrupa finansmanıyla desteklenen bu projenin takvimini ve nasıl tamamlanacağını bize açıklamak zorundadır. Uluslararası hukuka göre bu proje hukuken tamamen uygulanabilir.”
Mantzos, Türk Dışişleri Bakanı Fidan'ın bugünkü röportajını ve Yorgos Yerapetritis'in kablo döşemesi için Türkiye'den “bildirim” yapıldığına dair açıklamasını da yorumladı. Mantzos, “Türkiye'nin Ege ve Doğu Akdeniz'deki revizyonist iddialarını öne sürerken izni bildirim olarak adlandırması ve bunu da yazılı olarak, belirli koordinatlarla yapması, konumunu niteliksel olarak değiştirmiyor. Bu, hâlâ yasa dışı, provokatif ve revizyonist bir tutumdur ve Deniz Hukuku'na tamamen aykırıdır” dedi.
Mantzos sözlerini şöyle tamamladı: “Yunanistan, neyse ki Ege ve Doğu Akdeniz konularında onlarca yıldır onayladığı uluslararası bir sözleşmeye dayanıyor. Türkiye ise bu sözleşmeyi onaylamadı, Deniz Hukuku'nu tanımıyor ve maalesef kendi hükümlerini, kendi hukukunu uyduruyor. Bu hukukun hiçbir dayanağı yok. Bu yüzden ülkemizin, dış politikasının ilkelerinden hareketle, sadece hesaplara dayanarak değil, Uluslararası Hukuk'a ve onun uygulanmasına çekinceler ve şartlar olmaksızın bağlı kalması büyük önem taşıyor.”