New York'ta konuşan Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Türkiye-Libya mutabakatını ele aldı. Mutabakatı yasadışı ve keyfi olarak nitelendirdi ve bunun coğrafyanın kendisiyle de çeliştiğini vurguladı.
Başbakan, Yunanistan'ın başkanlığında yürütülen Güvenlik Konseyi üst düzey toplantısına başkanlık etmek için BM genel merkezinde bulunuyor. Toplantının konusu “Uluslararası barış ve güvenliğin sürdürülmesi: Yeni ortaya çıkan teknolojiler ve deniz güvenliği” olarak belirlendi.
Miçotakis ayrıca bir İHA saldırısıyla Bulgaristan açıklarında Yunan yönetimindeki konteyner gemisi Contship Jet'in batırılmasının ardından küresel bir deniz ateşkesi çağrısında bulundu. Bu olay, bu ay Batı Karadeniz'de gemilere yönelik bir dizi saldırının en son örneği. Miçotakis, ticari gemilerin çatışma dönemlerinde bile güvenli ve özgürce seyredebilmesi gerektiğini söyledi. “Sivil ticari gemiciliği hedef almak tamamen kabul edilemez. Bu, küresel bir deniz ateşkesinin acil ihtiyacını bir kez daha hatırlatıyor” dedi. Seyrüsefer özgürlüğündeki aksamaların nakliye ve sigorta maliyetlerini, sonuçta da tüketici fiyatlarını artırdığını ekledi. “Denizlerimizin bir orman haline gelmesine izin veremeyiz” diye uyardı.
“Uluslararası hukuk seçici biçimde uygulanamaz. Denizlerimizi yöneten kurallar, bireysel devletlerin hırslarına hizmet etmek için yeniden yazılamaz” diyen Miçotakis, şunları kaydetti: “Sözde Türkiye-Libya deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat, deniz hukukunun temel ilkelerinin açık bir ihlalidir. Yasadışıdır, keyfidir ve coğrafyanın kendisiyle çelişir.” Mutabakat Yunanistan, Kıbrıs ve üç Arap devleti tarafından kınandı.
Miçotakis, mutabakatın ne kadar makul olmadığını göstermek için hayali bir örnek verdi. Buna göre Yunanistan ile Tunus arasında yapılacak bir deniz yetki alanı anlaşması Sicilya ve Malta'yı görmezden gelebilirdi. Başbakan, böyle bir anlaşmanın kabul edilemeyeceğini çünkü İtalya ve Malta'nın haklarını ihlal edeceğini açıkladı.
Ankara-Trablus Deniz Sınırı Yapay ve Saçma
Başbakan ayrıca “Yunanistan ve Libya, zıt kıyılara sahip doğal deniz komşularıdır ve deniz yetki alanlarını bir anlaşma yoluyla sınırlandırma hakkına uluslararası hukuk kapsamında sahiptir” dedi.
“Buna karşılık Türkiye ve Libya'nın ne karşılıklı ne de bitişik kıyıları var. Yine de aralarında yapay bir deniz sınırı kurmaya çalıştılar. Bu saçmalık. Böyle çapraz bir sınırlandırmanın hiçbir emsali yok” diye ekledi.
Adalarımız Issız Kayalar Değil
Miçotakis, “Türkiye ve Libya, aralarındaki kıyılar arasında yer alan Yunan adaları yokmuş gibi aralarında bir deniz sınırı çizmeye çalıştı. Bunlar denizin ortasındaki issız kayalar değil. Yüzyıllara dayanan tarihe ve dinamik ekonomilere sahip, yüz binlerce insanın yaşadığı gelişen topluluklar. Coğrafya yeniden yazılamaz. Egemen haklar da haritaya keyfi çizgiler çizilerek silinemez” dedi.
Miçotakis, “Uluslararası hukuk kesinlikle açık: Adalar, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi uyarınca kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge dahil deniz bölgelerine hak sahiptir. İlgili hükümler, bir kez daha söylüyorum, tüm devletler için bağlayıcı olan teamül hukukunu yansıtır. İki devlet arasındaki hiçbir anlaşma üçüncü bir devletin egemen haklarını elinden alamaz. Hiçbir ikili anlaşma da uluslararası hukuku geçersiz kılamaz” diye vurguladı.
Konuşmasını bitiren Miçotakis, denizin bizi birleştirebileceği gibi ayırabileceğini belirtti. Hangi yolu seçeceğimizin bizim kendi tercihimiz olduğunu ve bunun uluslararası hukuka bakışımıza bağlı olduğunu kaydetti.