Yüzlerce akademisyen, bilim insanı, yazar, eğitimci, araştırmacı, yayıncı ve uluslararası entelektüel topluluk üyesi, Amazon'un Kindle Direct Publishing (KDP) hizmetinden Yunanca dilini çıkarması nedeniyle endişelerini dile getirdi. Grup, şirketi mevcut politikasını yeniden gözden geçirmeye çağırdı.
Uluslararası Helen Derneği (IHA) tarafından yürütülen girişim, başta Yunan diasporası akademik camiası olmak üzere birçok kişinin imzasını topladı. İmzacılar mektuplarında Amazon'a 'mevcut politikasını yeniden gözden geçirmesi ve dijital çağda dilsel ve kültürel çeşitliliğin korunmasında liderlik göstermesi' çağrısında bulundu.
İmzacılar ayrıca Amazon'un isminin kökenini Yunan mitolojisinden ve dilinden aldığını belirtti. Küresel entelektüel tarihin temel dillerinden biri olan Yunancanın dışlanmasının yalnızca teknik bir ihmal değil, aynı zamanda Yunan dünyasının çok ötesine uzanan sonuçları olan kültürel bir kayıp olacağını savundular.
Mektupta, Amazon KDP'nin şu anda Yunancadan çok daha az konuşuru olan çok sayıda bölgesel ve azınlık dilinde yayına izin verdiği vurgulandı. Buna Cornish, Manx, Kuzey Frizce ve Romansh dilleri de dahil. Bugün dünya çapında yaklaşık 13 ila 15 milyon kişi tarafından konuşulan Yunanca ise KDP yayın hizmetlerinin dışında tutuluyor. İmzacılar, ticari veya demografik kriterlerin tek başına bu kararı makul bir şekilde açıklayamayacağını ifade etti.
Grup, Yunan dilinin insanlığın kültürel ve entelektüel tarihindeki eşsiz yerine dikkat çekti. 3.400 yılı aşkın kesintisiz yazılı geleneğe sahip olan Yunanca, dünyanın en eski, sürekli yazılıp konuşulan dilleri arasında yer alıyor.
Mektupta Yunanca, Homeros, Platon, Aristo, Hipokrat, Arşimet ve Yeni Ahit'in dili olarak tanımlandı. Dilin felsefe, demokrasi, tıp, matematik, siyasi düşünce, teoloji, edebiyat ve bilimin şekillenmesindeki rolü vurgulandı.
İmzacılar, Yunancanın yaşayan bir dil ve binlerce yıldır insanlık merkezli anlam ve değerlerin kaynağı olarak hizmet veren aktif bir entelektüel gelenek olduğunu savundu.
Demokrasi, hayırseverlik, siyaset, etik, diyalog, felsefe, tarih ve teori gibi kelimelerin yalnızca dilsel miraslar değil, aynı zamanda insan uygarlığının başarıları olduğunu belirttiler. Yunan dilinin, özgürlüğün ilk insan merkezli uygarlıklarından birine dilsel ifade kazandırdığını eklediler.
Mektup ayrıca Yunancanın demokrasi, ifade eşitliği, kanun önünde eşitlik ve yurttaşlık eşitliği gibi kavramlar aracılığıyla demokratik ilkeleri özel bir hassasiyetle ifade ettiğini ve bunların modern toplumların temeli olduğunu savundu.
Aiskhylos'un 'Zincire Vurulmuş Prometheus'una atıfta bulunan imzacılar, Yunan entelektüel geleneğinin insanlığa keyfi otoriteye karşı ahlaki bir direniş dili de sunduğunu söyledi. Bu geleneğin, dile erişimin aynı zamanda hafızaya, eğitime, katılıma ve kültürel onura erişim anlamına geldiği dijital çağda son derece geçerli olduğunu belirttiler.
Mektupta, UNESCO'nun, dilin küresel uygarlığa ve kültürel mirasa kalıcı katkısını takdirle, 9 Şubat'ı resmi olarak Dünya Yunanca Günü ilan ederek Yunan dilinin önemini uluslararası düzeyde tanıdığı ifade edildi.
İmzacılara göre, Yunanca kitap yayıncılığının dünyanın en etkili dijital yayın platformlarından birinden dışlanması, Yunan ve Yunanca konuşan yazarlar, eğitimciler, öğrenciler, araştırmacılar, yayıncılar ve okuyucular için engeller yaratıyor. Bu durum aynı zamanda küresel dijital ortamda dilsel ve kültürel çeşitlilik ilkesini de zayıflatıyor.
Yıllardır Yunan yazarlar ve yayıncıların edebi eserleri, akademik çalışmaları, eğitim materyallerini ve tarihi yayınları uluslararası alanda dağıtmak için Amazon'a güvendiğini vurguladılar. Yunan tüketicilerin ise Amazon'un ürün ve hizmetlerini sürekli olarak desteklediğini belirttiler.
Mektup, Amazon'a şu çağrılarda bulundu: Kindle Direct Publishing hizmetleri aracılığıyla Yunanca yayıncılığı geri getirmek ve sürdürmek, Yunanca kitaplar için güvenilir destek sağlamak, çok dillilik ve kültürel çeşitliliğe olan bağlılığını kamuoyuna yeniden teyit etmek, Yunan akademisyenler ve kurumlarla yapıcı bir şekilde işbirliği yapmak ve büyük tarihi, eğitsel ve kültürel öneme sahip dillerin küresel dijital yayın altyapısının dışında bırakılmaması gerektiğini kabul etmek.