Bölgemiz çok hızlı bir değişim sürecinden geçiyor ve bu süreçte Yunanistan'ın kendisini gelişmelerin tam merkezinde bulması oldukça muhtemel. Türk-Yunan ilişkilerindeki kronik sorunlar ve Türkiye ile İsrail arasındaki yükselen gerilim, yeni ittifakların eski ittifaklarla iç içe geçtiği kaygan bir jeopolitik zeminde, İsrail ile daha yakın bağlar kurulmasına yol açıyor.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ile askeri bir pakt imzalarken; İsrail de Birleşik Arap Emirlikleri ve Hindistan ile yakın işbirliği içinde. İsrail ve Türkiye, Suriye'de nüfuz mücadelesi veriyor. Tel Aviv, Ankara'ya net ve sert bir mesaj vererek, Türkiye'nin buraya güç konuşlandırmaya hazırlandığı iddiasıyla bir Suriye hava üssünü bombaladı. Yunanistan'ın Körfez diplomasisi, onu Suudi Arabistan'dan ziyade BAE'ye yaklaştırıyor ve bu durum İsrail'in girişimlerine daha da sıkı bağlıyor. Ancak hem İsrail hem de Türkiye'nin ana müttefiki Amerika Birleşik Devletleri. Yunanistan ve Türkiye NATO'da müttefik ve Yunanistan 2021 yılından bu yana Suudi Arabistan'ın savunmasına bir Patriot füze bataryası ile katkıda bulunuyor. ABD-İsrail'in İran'a yönelik savaşı, güç ve ittifaklardaki bu yeniden yapılanmayı tetikledi ve öngörülemez sonuçlar doğuracak daha büyük gerilimlere neden oluyor.
Türkiye ile ilişkiler bizim en büyük endişe kaynağımız. İki ülkenin yaklaşık üç yıl önce imzaladığı dostluk ve iyi komşuluk ilişkilerine dair Atina Deklarasyonu'nun getirdiği nispi sükunetin ardından şimdi yeniden bulutlar toplanıyor. Ankara, Ege ve Doğu Akdeniz'de Yunan egemenliği ve ulusal çıkarları pahasına agresif "Mavi Vatan" doktrinini devreye sokuyor. Buna ek olarak, Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail arasındaki bağlar güçlendikçe, İsrail-Türkiye anlaşmazlığı da daha da şiddetleniyor. Bu durum sadece her iki ülkenin Suriye'ye müdahalesinden değil, aynı zamanda iç siyasi nedenlerden de kaynaklanıyor: Recep Tayyip Erdoğan, tüm Müslümanların lideri ve Filistinlilerin koruyucusu olarak görünmek istiyor; hatta İsrail başbakanı için uluslararası tutuklama emri çıkarılması çağrısında bulunacak kadar ileri gidiyor. Binyamin Netanyahu ise ekim ayında yapılması planlanan genel seçimler göz önüne alındığında dış düşmanlara ihtiyaç duyuyor.
Bu bağlamda, Türk yetkililer ve analistler İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki askeri işbirliğinden duydukları endişeyi dile getiriyor ve Türkiye'nin İsrail silah sistemleri tarafından kuşatıldığı bir senaryoyu gözler önüne seriyor. İsrail'in elbette Kıbrıs ve Yunanistan ile işbirliğinden sağladığı stratejik derinliğe ihtiyacı var. Tüm bunlara, Orta Doğu'ya da sıçrayan Pakistan-Hindistan rekabetini ve İran savaşı öngörülemezliğini eklediğimizde, "oyuncular"dan birinin zincirleme bir reaksiyonu tetikleyecek bir hamle yapma tehlikesi her zaman mevcut. Türkiye'nin şu anda Yunanistan ile bir çatışma istemesi pek olası görünmese de, Türkiye ile İsrail arasında bir çatışma çıkması durumunda hiçbir şey kesin olarak reddedilemez.
İşte NATO'nun uyumu bu noktada sınanacak ki bu hem Türkiye hem de Yunanistan için büyük önem taşıyan bir konu. Bölgedeki askeri güçlerin konumlanması, Yunanistan ve Kıbrıs'ın İsrail ile yakın bağlar kurmasını zorunlu kılıyor ve bu durum üç ülkenin de stratejik kaldıracını artırıyor. Ancak bu aynı zamanda, herhangi bir nedenle bir çatışma çıkması durumunda, Yunanların ve Kıbrıslıların konumlarını güçlendirebilecek veya zayıflatabilecek bir anlaşmazlığın içinde bulacakları anlamına da geliyor. Ortada olan kesin bir şey var: Bugün, dünden çok farklı.