Bloomberg'in, Ankara'nın Ege ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarına ilişkin iddialarını yasal zemine oturtmak için yeni bir yasa tasarısı hazırladığı yönündeki haberinin ardından Türk televizyonlarında ve yorumcu çevrelerinde Yunanistan'a yönelik sert bir dil hakim olmaya başladı.
Türk medya kuruluşlarının bir kısmı, her zamanki egemenlik tartışmalarının çok daha ötesine geçerek sınırları zorladı. Bazı yorumcular, önümüzdeki sonbahar aylarında Yunanistan ile yaşanabilecek olası bir “sıcak çatışmayı” açıkça masaya yatırıyor.
Ortaya konan temel mesaj ise son derece net ve tavizsiz: Ankara, kendi karasuyu olarak gördüğü sularda Türkiye'nin onayı olmadan hiçbir Yunan faaliyetine izin vermeyecek. Enerji projeleri ve deniz tabanı altyapısı bu tartışmaların merkezinde yer alıyor. Özellikle Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru'na (IMEC) bağlanacak deniz altı kabloları ve boru hatları dikkat çekiyor. Aynı yorumcular, hukuki ve siyasi argümanları askeri baskı söylemleriyle harmanlayarak dikkat çekici çıkışlar yapıyor.
En çarpıcı ve sert ifadeler ise Haber Global ekranlarında dile getirildi. Yorumcular, bir Yunan karakol gemisinin batırılması senaryosunu en açık haliyle tartışarak, “Eğer bir Yunan karakol gemisinin batırılması gerekiyorsa, batırılır; eğer bir çatışma yaşanması gerekiyorsa, o çatışma da yaşanır” ifadelerini kullandı.
Bu yorumcular, Ege ve Doğu Akdeniz'de gerilimin tırmanabileceği kritik zaman aralığı olarak ise Eylül veya Ekim aylarını işaret etti. Ayrıca Yunanistan'ın, Türkiye'nin kendi yetki alanı olarak gördüğü bölgelerde provokatif eylemlere girişebileceğini öne sürdüler.
Bu sert söylem sadece güncel deniz yetki alanı anlaşmazlıklarıyla sınırlı kalmadı. Aynı haberlerde, Girit ve Doğu Ege adalarına ilişkin tarihsel dayanağı olmayan iddialar da yeniden gündeme getirildi. Yorumcular, eski antlaşmaları kendi lehlerine yorumlayarak ve “Türk haklarının” ihlal edildiğini öne sürerek, “Girit Adası'nın dörtte üçünün aslında Türkiye'ye ait olması gerektiği” yönünde skandal iddialarda bulundu.
Tüm bu gelişmeler, Doğu Akdeniz'de halihazırda oldukça gergin bir dönemde yaşanıyor. Türk medyasındaki bu haberler, Yunan medyasında Ankara'nın “Mavi Vatan” doktrinine ve bu doktrinin yasal bir zemine oturtulması yönündeki adımlarına dair yapılan haberlerle aynı zamana denk geldi.