Türk basını, Libya ile imzalanan tartışmalı deniz mutabakatının onaylanmasını büyük bir başarı olarak sundu. Yayınlarda, anlaşmanın Ankara'nın Doğu Akdeniz'deki konumunu güçlendirdiği ve Türkiye'nin deniz sınırlarını genişlettiği iddia edildi.
Gelişme, Libya'nın doğudaki Temsilciler Meclisi'nin 2019 tarihli Türkiye-Libya deniz mutabakatını onaylamasının ardından yaşandı. Karar, Yunanistan ile Türkiye arasında deniz sınırları ve münhasır ekonomik bölgeler (MEB) konusundaki uyuşmazlığa ilişkin endişeleri yeniden alevlendirdi.
21 Ekim Çarşamba günü yayımlanan haberlerde Türk gazeteleri kararı Ankara için stratejik bir zafer olarak gösterdi. Birkaç yayın organı, kararın Türkiye'nin bölgedeki iddialarını güçlendirdiğini öne sürdü.
Türk Medyası Stratejik Zaferi Kutluyor
Türkiye'nin büyük gazeteleri, Libya meclisinin kararını bölgesel güç dengesinde önemli bir değişim olarak sundu.
Hürriyet, gelişmeyi dengeleri değiştirebilecek bir karar olarak tanımlarken, Yeni Şafak Mavi Vatan doktrininin daha da güçlendiğini yazdı.
Milliyet de doktrinin bir kez daha korunduğunu savundu.
Türkçede Mavi Vatan olarak bilinen bu deniz doktrini, Türkiye'nin Ege ve Doğu Akdeniz'in geniş alanlarına ilişkin iddialarının temelini oluşturuyor.
Türk yayın kuruluşu Haber Global ise bir adım daha ileri giderek anlaşmanın, Türkiye ile Libya'nın iddia ettiği deniz alanlarını fiilen genişlettiğini öne sürdü.
Kanalın yorumcuları, iki ülkenin deniz iddialarını resmen pekiştirerek örtüşen stratejik çıkarlarını güçlendirdiğini savundu.
Yorumculardan biri, Yunanistan'ın Türkiye'nin izni ya da iş birliği olmadan Mısır, İsrail ya da diğer Doğu Akdeniz ülkeleriyle iş birliği yapamayacağını iddia etti.
Bu açıklamalar, uluslararası alanda tanınmış bir deniz sınırı tespitini değil, Türk medyasının yorumlarını yansıtıyor.
Yunanistan ise 2019 anlaşmasını reddediyor. Atina, anlaşmanın Girit dahil Yunan adalarının deniz haklarını göz ardı ettiğini ve uluslararası hukuka göre Yunanistan'ın egemenlik haklarını ihlal ettiğini savunuyor.
Türk Analistler Hukuki Riskleri Kabul Ediyor
Kutlama havasındaki haberciliğe rağmen anlaşma, Türkiye'de de Ankara'nın konumunun hukuki açıdan zayıf noktalarına dair tartışmaları gündeme getirdi.
Türkiye'deki muhalefet partisi İYİ Parti'nin Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Kamil Erozan, uyuşmazlığın uluslararası bir yargı mercisine taşınması halinde Türkiye'nin iddialarının ciddi zorluklarla karşılaşabileceği konusunda uyardı.
Erozan, Libya'nın deniz sınırı uyuşmazlıklarını daha önce uluslararası hukuk süreçleriyle çözmeyi tercih ettiğine dikkat çekti.
Erozan, Libya'nın Tunus ve Malta ile yaşadığı deniz sınırlandırması uyuşmazlıklarına ilişkin Uluslararası Adalet Divanı kararlarını kabul ettiğini belirtti.
Erozan'a göre Türkiye-Libya uyuşmazlığında da benzer bir hukuki yolun izlenmesi, Ankara'nın konumundaki zayıflıkları gözler önüne serebilir.
Erozan, herhangi bir uluslararası mahkeme önündeki sürecin merkezinde Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin (UNCLOS) olacağını savundu.
Türkiye, Yunanistan ve birçok ülkenin aksine UNCLOS'u ne imzalamış ne de onaylamıştır.
Sözleşme; karasuları, münhasır ekonomik bölgeler ve kıta sahanlıkları dahil deniz bölgelerini yöneten bir hukuki çerçeve oluşturuyor.
Erozan, sözleşme hükümlerinin Doğu Akdeniz'deki deniz hakları konusunda Türkiye'nin yorumunu mutlaka desteklemediği uyarısında bulundu.
Ayrıca Erozan, Türk hükümetinin Ege'deki anlaşmazlıklar dahil deniz uyuşmazlıklarında zaman zaman hukuki çözümleri savunmasını eleştirdi. Erozan'a göre bu tutum, Türkiye'nin uzun süredir siyasi müzakereyi tercih ettiği yönündeki genel tutumla çelişiyor.
Erozan'ın yorumları, Ankara'nın yaklaşımındaki olası bir çelişkiye işaret ediyor: Türkiye mutabakatı stratejik bir başarı olarak öne çıkarırken, uluslararası hukuki süreçler iddialarını daha yakından incelemeye açabilir.
Türk İstihbarat Başkanı Trablus'ta
Onay, Ankara ile Trablus'taki uluslararası alanda tanınan Libya yönetimi arasında yeniden canlanan diplomatik temasla aynı döneme denk geldi.
Devlete ait Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Trablus'ta Libya Başbakanı Abdulhamid Dbeybe ile görüştü.
Görüşmelerde Libya'da istikrarın korunması ile ülkedeki rakip yönetimlerin ve askeri güçlerin tek bir otorite altında birleştirilmesinin ele alındığı bildirildi.
Dbeybe, Türkiye'nin Libya'nın güvenliğini desteklemedeki rolünü takdirle karşıladı. Kalın ise deniz mutabakatına ilişkin mesajları Libyalı üst düzey isimlere iletti.
Bildirildiğine göre bu isimler arasında Libya Temsilciler Meclisi'nin yeni seçilen başkanı Salahaddin el-Namruş ile doğudaki Libya Ulusal Ordusu ile bağlantılı üst düzey isim Saddam Hafter yer aldı.
Libya'nın rakip siyasi ve askeri güç merkezleri arasında bölünmüş olması nedeniyle bu temaslar önemli görülüyor.
Ankara tarihsel olarak batı Libya'daki yönetimlerle yakın ilişkiler sürdürürken, doğudaki Temsilciler Meclisi bağımsız hareket etti ve Halife Hafter'in liderliğindeki güçlerle bağlantılı olarak görülüyor.
Doğu meclisinin mutabakatı onaylaması, Türkiye için önemli bir siyasi gelişme olarak öne çıkıyor; Ankara'nın uzun süredir ilerletmek istediği bir anlaşmaya verilen desteği genişletebilir.
Ancak parlamento onayı, tek başına anlaşmanın geçerliliği ya da üçüncü ülkelerin deniz hakları üzerindeki etkisine dair uluslararası hukuki uyuşmazlığı çözmüş olmuyor.
Yunanistan Anlaşmayı Reddediyor
Yunanistan, Türkiye-Libya deniz mutabakatına baştan beri karşı çıkıyor. Atina, mutabakatın uluslararası hukuka göre Yunan adalarının haklarını yok sayan bir deniz sınırı oluşturmaya çalıştığını savunuyor.
Atina, adaların uygulanabilir uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde deniz bölgeleri oluşturabileceğini savunuyor; bu ilke Yunanistan'ın anlaşmaya itirazlarının merkezinde yer alıyor.
Uyuşmazlığın bölgesel enerji aramaları, deniz güvenliği ve Yunanistan, Kıbrıs, Mısır ile İsrail arasındaki iş birliği üzerinde daha geniş etkileri de var.
Son gelişmeler, rakip deniz iddiaları ve Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki faaliyetleri üzerindeki gerilimin sürdüğü bir dönemde yaşanıyor.
Atina açısından onay, uzun süredir devam eden bir ihtilafa yeni bir siyasi boyut ekliyor. Ankara için ise mutabakatı Libya'da daha geniş bir destek gören bir anlaşma olarak sunma fırsatı anlamına geliyor.
Asıl soru, anlaşmanın uluslararası hukuki incelemeye dayanıp dayanamayacağı ve onayın bölgenin deniz sınırlarında somut bir değişikliğe yol açıp açmayacağı.
Şimdilik rakip yorumlar, Yunanistan ile Türkiye arasındaki deniz hakları, stratejik etki ve Doğu Akdeniz kaynaklarına erişim konusundaki sürtüşmenin sürdüğünü gösteriyor.