Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, 90. Selanik Uluslararası Fuarı kapsamında düzenlenen basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Yunanistan'ın F-16 modernizasyonu, Rafale alımı ve yakında envantere girecek F-35'lerle hava gücünü ciddi şekilde artırdığını belirten Miçotakis, bu durumun Atina'ya sağladığı askeri avantajın “asla kullanmadan bırakılamayacağını” vurguladı. Miçotakis, Türkiye ile yaşanan deniz yetki alanları ve Ankara'nın “Mavi Vatan” doktrini gerilimine de değinerek, Yunanistan'ın “zamanlamayı uygun gördüğü anda” kara sularını 12 deniz miline çıkarma “devredilemez hakkını” saklı tuttuğunu yineledi.
Hava gücündeki artışa değinen Miçotakis, şunları kaydetti: “Bugün Yunanistan, F-16'larını modernlemeyi, Rafale'leri envanterine katmayı başardı ve şimdi de F-35'leri teslim alıyor. Bu bize çok ciddi bir avantaj sağlıyor. Buna üstünlük bile demeye cesaret ederim. Ve bu, asla kullanmadan bırakamayacağımız bir avantajdır.”
Yunanistan'ın savunma harcamalarına da dikkat çeken Başbakan, ülkesinin GSYH'sinin yüzde 3,5'ini savunmaya ayıran beş NATO ülkesinden biri olduğunu hatırlattı. Bu durumun hem tutarlılığın hem de mevcut güvenlik ortamının bir yansıması olduğunu belirten Miçotakis, Yunanistan'ın korunaklı kalması ve güçlü bir caydırıcılık göstermesi gerektiğini ifade etti. Atina'nın savunma politikasını bağımsız olarak belirleyeceğinin altını çizen Miçotakis, “Yunanistan, nasıl silahlanacağı konusunda kimseden izin istemeyecek” diye konuştu.
Ulusal savunma ve güvenliği önceliklendirmenin, Yunan toplumuyla var olan bir anlayışın parçası olduğunu dile getiren Miçotakis, ekonomik kriz yıllarında oluşan savunma açığının büyük ölçüde kapatıldığından gurur duyduğunu söyledi. Donanmanın otuz yıl aradan sonra yeni gemiler edinmesine de atıfta bulundu.
Mişotakis, savunma sanayisindeki değişime de değinerek, “Sürekli gelişen daha küçük ve daha ucuz sistemlere yönelik felsefe değişimi bir gerçekliktir ve Yunanistan bu gerçekliğe uyum sağlamaktadır” dedi. Konuşmasını, Yunanistan'ın en büyük önceliğinin kendi savunması olan “barışçıl bir ülke” olduğunu belirterek tamamladı.
Yunanistan, mevcut F-16 filosunun önemli bir kısmını Lockheed Martin ve Hellenic Aerospace Industry (HAI) işbirliğiyle F-16V Viper standardına yükseltiyor. Bu modernizasyon kapsamında AN/APG-83 AESA radarı, gelişmiş görev bilgisayarı, yeni aviyonik sistemler ve veri bağı altyapısı entegre ediliyor. 5 Eylül 2026 itibarıyla Yunanistan bu program kapsamında 59 adet F-16V teslim aldı. Lockheed Martin, 59. uçağın teslimatının Yunanistan'ın NATO'nun hava gücüne katkısını artıracığını belirtti. Programda toplam 84 F-16'nın Viper standardına yükseltilmesi planlanıyor.
Yunanistan ayrıca 24 adet Fransız yapımı Dassault Rafale F3R savaş uçağı ve Meteor ramjet motorlu havadan havaya füze sistemi satın aldı. 2024 yılında da ABD'den 20 adet F-35A savaş uçağı için sözleşme imzaladı ve 20 uçak daha için opsiyon hakkı tanıdı. Yunanistan'ın ilk F-35'lerinin 2028'in sonlarına doğru teslim edilmesi bekleniyor. Miçotakis, F-35'ler için Yunan pilot eğitimlerinin uçaklar gelmeden önce başlayacağını sözlerine ekledi.
Türkiye'nin Amerikan F-35'lerini edinme konusundaki engelleri aşip aşamayacağı sorulan Miçotakis, Atina'nın Washington'ı silah satışları konusunda yönlendirme gibi bir rolü olmadığını belirtti. Miçotakis, “ABD'ye savunma sistemlerini nereye satacaklarını söylemek bizim işimiz değil. Ancak şu anda Ankara'nın nasıl aşacağını göremediğim büyük yasal engeller var” ifadelerini kullandı.
Mişotakis, Yunanistan'ın “Aşil'in Kalkanı” (Achilles' Shield) hava savunma programını da ülkeyi her türlü tehdide karşı korumak için tasarlanmış bir savunma sistemi olarak nitelendirdi ve bu sistemin “geleceğin tehditlerini” de ele alan bir çerçeve sunduğunu vurguladı.
Türkiye'nin deniz parkları ilanı ve “Mavi Vatan” doktrinini yasalaştırması gibi son gelişmeler ve Yunanistan-Türkiye ilişkileri sorulduğunda Miçotakis, Atina Deklarasyonu'nun son zorluklara rağmen Türkiye ile organize diyalog için işleyen ve kurumsallaşmış bir çerçeve olmaya devam ettiğini söyledi.
İletişim kanallarının açık olduğuna dikkat çeken Başbakan, “Türkiye ile birçok farklı düzeyde açık iletişim kanalları var ve bence bu prensipte olumlu bir durum. Böylece mesajlarımızı Türkiye'ye iletebiliriz ve tam tersi şekilde Türkiye de aynısını yapabilir” dedi.
Yunan dış politikasının son yıllarda önceki hükümetlerin cesaret edemediği girişimlerde bulunduğunu belirten Miçotakis; kara sularının genişletilmesi, İtalya ve Mısır ile münhasır ekonomik bölgelerin (EEZ) sınırlandırılması, deniz alanlarının planlanması ve deniz parklarının ilan edilmesini örnek gösterdi. Bu adımların, Yunanistan'ın egemenlik haklarını sadece iddia etmekle kalmayıp, adalarının çevresindeki kara sularında fiilen egemenlik uyguladığının kanıtı olduğunu savundu.
Mişotakis, ilk kez Korfu'nun batısında ve Girit'in güneyinde sondaj faaliyetleri yürütüleceğini de hatırlatarak, büyük bir Amerikan çok uluslu şirketinin bu tür bir faaliyete girişmeden önce “Yunanistan'ın iznine” ihtiyacı olduğunu kabul ettiğini belirtti.
Türkiye ile iyi ilişkiler arzuladıklarını ancak Ege ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusunda büyük bir anlaşmazlık yaşadıklarını kaydeden Miçotakis, “Yunan devleti için var olmayan meseleler olan ve Türkiye'nin kendi gündeme getirdiği konularda Türkiye ile asla müzakereye girmeyeceğim” diye konuştu.
Kara suları konusunda ise Dışişleri Bakanlığı'nın, Türkiye'nin “yasa dışı” olarak nitelendirdiği deniz parklarına yanıt olarak resmi diplomatik protestolar verdiğini anımsattı. Türk makamlarından birçok detayın hala belirsiz olduğunu belirten Miçotakis, Yunanistan'ın kara sularını 12 deniz miline çıkarma devredilemez hakkını, ne zaman ve nasıl uygun görürse o şekilde saklı tuttuğunu yineledi.
Yunan dış politikasının sadece Türkiye ile ilişkiler üzerinden okunmaması gerektiğini belirten Miçotakis, Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkeleriyle, bölgesel liderlerle kurulan kişisel güven ilişkilerine dayanan “son derece yoğun bir ilişki ağı” oluşturduklarını ifade etti. Bu bağlamda Lübnan ve Ürdün'ü örnek gösterdi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması hakkında sorulan bir soruya Miçotakis, “Birçok detayını bilmediğimiz bu anlaşma, kesinlikle izlenmeye değer bir gelişmedir” yanıtını verdi. Körfez ülkeleriyle stratejik ilişkilerinin istikrarlı kaldığını belirten Başbakan, “bu ilişkileri yeniden teyit etmek üzere” Suudi Arabistan'a resmi bir ziyaret planladığını duyurdu.