Yunan akademisyen ve eski diplomat P. K. Ioakeimidis, Yunanistan'ın Türkiye'nin Avrupa savunma mimarisine katılımına yönelik katı tutumunu değiştirmesi ve Ankara'yı nihayetinde AB savunma çerçevesine dahil edebilecek bir süreci desteklemesi gerektiğini savundu.
Yunan gazetesi Ta Nea'da bir makale kaleme alan Ioakeimidis, Türkiye'nin Yunanistan'a yönelik saldırganlığının nihayetinde iki barışçıl yaklaşımla kontrol altına alınabileceğini öne sürdü: ABD'nin geçici müdahalesi veya Avrupa Birliği aracılığıyla daha kalıcı ve yapısal bir çözüm.
Atina Ulusal ve Kapodistrian Üniversitesi (EKPA) emeritus profesörü, eski büyükelçi ve Yunanistan Dışişleri Bakanlığı danışmanı olan Ioakeimidis, ikinci seçeneğin çok daha sürdürülebilir bir strateji sunduğunu vurguladı.
Türkiye'nin Avrupa Savunmasındaki Rolünün Yeniden Değerlendirilmesi
Ioakeimidis'e göre Türkiye, nihayetinde Avrupa ortak savunmasını düzenleyen kurallar da dahil olmak üzere AB kuralları çerçevesinde faaliyet göstermeli.
Bu nedenle Yunanistan'ı, Türkiye'nin AB'nin SAFE savunma fonu da dahil olmak üzere Avrupa savunma mimarisine katılımına yönelik "esnek olmayan" olarak nitelendirdiği tutumunu terk etmeye çağırdı.
Bunun yerine, üyelik sonrası dönem için gerekli koşullar ve güvencelerin belirlenmesi kaydıyla Türkiye'nin Avrupa savunma çerçevesine entegrasyonuna yönelik bir süreç başlatılmasını önerdi.
Ioakeimidis, böyle bir stratejinin Yunanistan'ın kendi caydırıcılık yeteneklerini korumasına olanak tanırken, Türk saldırganlığını yapısal bir temelde etkisiz hale getirmeye yardımcı olabileceğini savunuyor.
"Aşil Kalkanı" Üzerinde Soru İşaretleri
Eski diplomat, "Aşil Kalkanı" projesini örnek vererek Yunanistan'ın Avrupa savunmasına yönelik yaklaşımı konusundaki endişelerini de dile getirdi.
Sistemin Yunan adalarının ve Ege'nin savunmasını güçlendirebileceğini kabul eden Ioakeimidis, ancak uygulamanın Avrupa savunmasının daha geniş hedefleriyle tam olarak örtüşüp örtüşmediğini sorguluyor.
Programa yönelik 3,5 milyar avroluk yatırıma işaret eden Ioakeimidis, Yunanistan'ın büyük savunma harcamalarını Avrupa dışına ve Avrupa savunma sanayilerinden uzaklaştırarak özellikle İsrail'e yönlendirme riskiyle karşı karşıya olduğunu savunuyor.
Ayrıca bu tür yatırımların AB'nin Avrupa değerleri, hukukun üstünlüğü ve uluslararası hukuka saygı vurgusuyla ne kadar uyumlu olduğunu da sorguluyor.
Makalede, İsrail ve Başbakan Binyamin Netanyahu'yu çevreleyen uluslararası hukuki ve siyasi tartışmalara ve Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından Netanyahu hakkında çıkarılan tutuklama emrine de dikkat çekiliyor.
Ioakeimidis, Yunanistan'ın bu gelişmeler ışığında İsrail ile savunma ilişkisini yeniden değerlendirmesi gerektiğini vurguluyor.
Yunanistan ve Avrupa Stratejik Özerkliği
Ioakeimidis ayrıca AB'nin daha büyük bir stratejik özerklik aradığı bir dönemde, Yunanistan'ın İsrail'e bağımlılığını artırabileceği konusunda uyarıyor.
AB'nin büyük ABD teknoloji şirketlerine olan bağımlılığını azaltmak istediğine dikkat çeken Ioakeimidis, Avrupa savunmasının henüz silah sistemlerinin geliştirilmesi için birleşik bir stratejiden yoksun olduğunu belirtiyor.
Ona göre SAFE fonu, henüz ortak savunma önceliklerini belirleyen ortak bir AB stratejisine dayanmıyor. Yunanistan'ın Avrupa dışındaki "Aşil Kalkanı" yatırımları, daha güçlü bir Avrupa savunma sanayii inşa etme çabalarını daha da karmaşık hale getirebilir.
Daha Güçlü Bir AB Dış Politikası Çağrıları
Makalede ayrıca Ioakeimidis'in Avrupa'nın savunma stratejisindeki bir başka zayıflık olarak gördüğü konuya da dikkat çekiliyor: Etkili bir ortak dış politikanın eksikliği.
Fransa, Almanya ve diğer 11 AB üye devleti, AB'nin dış politika rolünü güçlendirmek amacıyla bloğun Ortak Dış ve Güvenlik Politikası ile Dış Eylem Servisinde değişiklikler önerdi.
Ioakeimidis, Yunanistan'ın bu önerileri destekleyen ülkeler arasında yer almadığını da sözlerine ekledi.
Türkiye'ye Yapısal Bir Yanıt
Ioakeimidis, Avrupa savunmasının, Türkiye'nin AB savunma çerçevesine entegrasyonu ve Yunanistan'ın kendi caydırıcılık yetenekleriyle birleşmesinin, Türk saldırganlığıyla başa çıkmak için uzun vadeli bir strateji sağlayabileceği sonucuna vardı.
Yalnızca geçici ABD müdahalesine güvenmek yerine, Yunanistan'ın Yunanistan, Türkiye ve AB arasındaki temel stratejik ilişkiyi değiştirebilecek bir Avrupa yaklaşımı izlemesi gerektiğini savundu.