Icerige atla
Politika ⭐ 85/100

Yunanistan Neden İsrail'in 'Aşil'in Kalkanı' Projesine Büyük Yatırım Yapıyor?

Yunanistan Neden İsrail'in 'Aşil'in Kalkanı' Projesine Büyük Yatırım Yapıyor?
Deniz, Kum, Güneş... ve İngilizce

Yunanistan ve İsrail, Pazartesi günü Tel Aviv'deki Savunma Bakanlığı'nda Yunan topraklarını İran ve Türkiye gibi ülkelerden gelebilecek hava saldırılarına karşı korumak amacıyla 'Aşil'in Kalkanı' (Achilles Shield) adını taşıyan entegre ve çok katmanlı bir hava savunma ağı kurmak üzere 3,5 milyar dolarlık (yaklaşık 3 milyar Euro) devasa bir anlaşmayı resmen imzaladı. Üç yıl süren müzakerelerin ardından resmileşen ve tam operasyonel kapasiteye 35 ay içinde ulaşması hedeflenen anlaşma, İsrail tarihindeki en büyük savunma ihracatı olma özelliği taşıyor. Sürecin, ABD-İsrail'in Şubat ayındaki İran operasyonlarından önce başlaması ve savaşın yarattığı risklerle hız kazanması dikkat çekti. Anlaşma, İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii (IAI) iştiraki ELTA tarafından üretilen çok amaçlı radarları ve farklı hava savunma katmanlarını tek bir operasyonel ağda birleştirecek ulusal bir komuta-kontrol sistemini de içeriyor.

Anlaşmanın detaylarına göre; David's Sling orta ve uzun menzilli tehditleri bertaraf etmeyi hedeflerken, Spyder alçak irtifa önlemeleri, Barak MX ise seyir füzelerinden insansız hava araçlarına kadar geniş bir yelpazede koruma sağlayacak. Stratejik bölgeleri İHA'lara karşı koruyacak Rafael üretimi Drone Dome sistemleri için ise ayrı bir 26 milyon Euro'luk sözleşme imzalanacak. İsrail'in David's Sling sistemi, ABD'nin Körfez'deki tüketimi nedeniyle Patriot stoklarının kritik seviyeye düşmesi ve İsviçre gibi ülkelere teslimatların gecikmesi üzerine, Amerikan Patriot sistemlerine güçlü bir alternatif olarak NATO pazarında konumlanıyor. Sürece Yunan şirketlerin de alt yüklenici olarak dahil olması ve teknoloji transferi gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Anlaşma, İsrail Savunma Bakanlığı Genel Direktörü Tümgeneral Amir Baram ve Yunan mevkidaşı Tümgeneral Ioannis Bouras tarafından kaleme alındı. İmza töreninin ardından açıklamada bulunan İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, “Ortak stratejik çıkarları paylaşan ve bölgesel zorluklarla yüzleşen iki ülke, bölgede hegemonik emelleri olan aktörler etkisini genişletip istikrarı baltalamaya çalışırken, savunma ve stratejik iş birliğini derinleştirmeye devam edecek” dedi.

Diğer Avrupa hükümetleri Gazze'deki durum nedeniyle İsrail'e mesafe koyup silah satışlarını kısıtlarken veya sessizce geri çekerken, Yunanistan'ın Tel Aviv'de halka açık ve rekor kıran bu anlaşmayı imzalaması Avrupa siyasetinde bir kırılma olarak değerlendiriliyor. Yunanistan'ın eski Maliye Bakanı Yanis Varoufakis, durumu “Yunanistan'ın şaşırtıcı bir hızla İsrail'in bir uydusuna dönüştürülmesi” olarak nitelendirdi.

Bu adım, İsrail'in küresel itibarının on yılların en düşük seviyelerinde olduğu bir dönemde gelmesiyle de dikkat çekiyor. Pew Research Centre'ın Haziran ayında yaptığı bir ankete göre, Yunanların yüzde 76'sı Netanyahu'nun dünya meselelerinde sorumlu davranacağına güvenmiyor. Mitsotakis hükümeti, kamuoyundaki bu yoğun hassasiyete ve Gazze'deki çatışmalara rağmen stratejik tehdit değerlendirmesinin iç siyasi maliyetten daha ağır bastığına karar vererek İsrail ile bağlarını derinleştirmeyi seçti.

Satın almayı tetikleyen en büyük unsurlardan biri İran tehdidi. Avusturya'nın eski Atina savunma ataşesi Wolfgang Pusztai, Yunanistan'ın Amerikan deniz üslerine ev sahipliği yaptığını ve bu durumun son altı ayda diplomatik bir nottan stratejik bir yükümlülüğe dönüştüğünü belirtti. Pusztai'ye göre Atina savaşın bir tarafı değil, ancak coğrafi konumu ve ittifak üyeliği nedeniyle İran'ın olası misillemelerine karşı hedef haline gelmiş durumda. Mart ayı başlarında Kıbrıs'a düzenlenen İran İHA saldırısı, bu riskin ne kadar gerçekçi olduğunu gözler önüne sermişti.

Ancak asıl ve daha yakın tehdit olarak Türkiye görülüyor. Yunanistan ve Türkiye on yıllardır Ege ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları üzerinde çatışırken, Ankara'nın İHA kapasiteleri bölgedeki en hızlı büyüyen güçlerden biri haline geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Yunanistan'ın kendi egemenliği olarak gördüğü tartışmalı deniz alanlarında Türk egemenliğini savunan 'Mavi Vatan' doktrini, Atina'nın güvenlik hesaplamalarında merkezi bir yere sahip. Analistlere göre, 'Aşil'in Kalkanı'nın ilk konuşlandırma alanının İran'a karşı değil, Ege'de olması bekleniyor. Bu durum, Atina'nın hangi tehdidi daha acil gördüğünün en net göstergesi. Aralık ayında Kıbrıs'ın İsrail'in Barak sistemini alması ve ardından Türk savunma yorumcuları tarafından adanın bir ABD-İsrail vekiline dönüştüğü suçlamalarıyla karşı karşıya kalması, Yunanistan'ın 3,5 kat daha büyük olan bu hamlesinin Ankara'da yaratacağı tepkinin de habercisi.

Anlaşmanın bir diğer kritik boyutu ise İsrail askeri teknolojisinin doğrudan NATO'nun Doğu Akdeniz'deki hava savunma mimarisine entegre olması. Bu, ticari bir işlemden çok daha derin bir entegrasyon anlamına geliyor. İsrail radar verilerinin, komuta sistemlerinin ve yazılımlarının bir NATO üyesinin savunma ağı içinde çalışacağı bu yapı, İsrail ve NATO çıkarlarının kesişim noktalarına dair yeni bir jeopolitik dinamik yaratıyor.

Bu gelişmeler, Doğu Akdeniz'deki güvenlik dinamiklerini ve askeri dengeleri de doğrudan etkiliyor. Türkiye, yabancı askeri teçhizata olan bağımlılığını azaltmak için yerli savunma sanayisini genişletirken, uçak, İHA ve füze tehditlerine karşı çok katmanlı bir ağ olan milyarlarca dolarlık 'Çelik Kubbe' programını geliştirdi. Ancak Hindistan'ın 'Sindoor Operasyonu' sırasında Pakistan'a tedarik edilen Türk yapımı insansız hava araçlarının etkisiz hale getirilmesi, Türk savunma ekipmanlarının sahadaki performansı konusunda soru işaretleri yarattı.

Bölgedeki ittifakların yeniden şekillenmesinde bir diğer kritik başlık ise 7 Ağustos 2026'da imzalanan 'Mekke Ortak Savunma Anlaşması'. Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ı bir araya getiren ve birine yapılacak silahlı saldırının hepsine yapılmış sayılacağı kolektif savunma hükmünü içeren bu çerçeve, gayriresmi olarak 'Sünni NATO' olarak da adlandırılıyor. 9 Ağustos'ta Husilerin Suudi Arabistan'ın Jazan rafinerisine düzenlediği İHA saldırısı, ittifakın ilk sınavı olarak görüldü; ancak Pakistan ve Türkiye'den Suudi Arabistan'ı savunmaya yönelik kamuya açık bir askeri müdahale gelmedi.

Tüm bu gelişmeler, Doğu Akdeniz ve Batı Asya'da iki farklı güvenlik mimarisinin şekillendiğini gözler önüne seriyor. Bir yanda İsrail ve Yunanistan, Aşil'in Kalkanı ile ikili savunma ortaklığını derinleştirip NATO altyapısını İsrail teknolojisiyle harmanlarken; diğer yanda Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan, Mekke merkezli çok taraflı kolektif savunma çerçevesini kurumsallaştırarak bölgesel güvenlik haritasını yeniden çiziyor.

Malta'da Eğlen, İngilizce Öğren
Paylaş: