Avrupa Komisyonu, Türkiye'nin Ege ve Doğu Akdeniz'deki eylemleri nedeniyle Ankara'yı art arda uyardı. Komisyon, Türkiye'nin Yunanistan-Kıbrıs elektrik bağlantı hattına müdahalesi, Türkiye-Libya deniz anlaşması ve Yunanistan'a yönelik uzun süredir sürdürdüğü savaş tehdidi konusunda endişesini dile getirdi.
Çarşamba günü (4 Kasım) yayımlanan son genişleme raporunda Komisyon, 2023'ten bu yana Yunanistan-Türkiye ilişkilerinde genel bir iyileşme olduğunu kabul ediyor. Ancak yeniden başlayan askeri hareketliliğin, çözülmemiş deniz anlaşmazlıklarının ve AB üye devletlerinin egemenliğine yönelik itirazların bölgesel istikrarı zayıflatmaya devam ettiğini belirtiyor.
Brüksel, Ankara'yı uluslararası hukuka uymaya, tehdit ve provokasyonlardan kaçınmaya ve anlaşmazlıkları barışçıl yollarla çözme konusunda net bir irade göstermeye çağırıyor. Gerekirse bu çözümün Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı üzerinden yapılabileceği de belirtiliyor.
Yeniden artan hava sahası ihlalleri ve Türkiye'nin savaş tehdidi
Rapor, Atina ile Ankara arasındaki diplomatik temasların sürdüğünü ve raporlama döneminde Doğu Akdeniz'de yetkisiz bir Türk sondaj faaliyetinin yapılmadığını kabul ediyor.
Buna karşın Komisyon, birkaç alanda gerilemeye dikkat çekiyor. Bunların başında Türk askeri uçaklarının Yunan adaları üzerinde yeniden uçuşlar yapması ve Yunanistan'ın ulusal hava sahası ile karasularına yönelik ihlallerin belirgin biçimde artması geliyor.
Bildirilen uçuşların bir kısmı yerleşim olan adalar üzerinde gerçekleşti. Bu olaylar en son 2026 Eylül ayında kaydedildi.
Komisyon, Türkiye'nin uzun süredir sürdürdüğü casus belli (savaş gerekçesi) ilanına özellikle dikkat çekiyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 1995'te kabul ettiği bu bildiri, Yunanistan'ın Ege'de karasularını 12 deniz miline çıkarması hâlinde savaş tehdidinde bulunuyor.
Komisyon, BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin (UNCLOS) 3. maddesinin karasularını 12 deniz miline kadar genişletmeyi öngördüğünü hatırlatıyor. Ankara'nın bu tehdidinin, iki ülke ilişkilerinin iyileşmesinin önündeki engel olmayı sürdürdüğünü belirtiyor.
Rapor ayrıca Türkiye'nin Yunan adalarının silahsızlandırılmasına yönelik taleplerine, deniz seyrüsefer ihbarlarına ve Yunanistan'ın egemenliği, egemen hakları ve yargı yetkisine yönelik daha geniş itirazlarına değiniyor.
Türkiye'deki ders kitaplarında Mavi Vatan doktrinine yer verilmesi de benzer şekilde bir endişe kaynağı olarak öne çıkarılıyor.
Türkiye-Libya deniz anlaşmasına itiraz
Komisyon, Akdeniz'deki deniz yetki alanlarını belirleyen 2019 tarihli Türkiye-Libya mutabakatına karşı çıkışını yineliyor.
Anlaşma, Ekim 2026'da Bingazi merkezli Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylandı. Anlaşmanın statüsü uzun yıllar belirsiz kalmıştı.
Brüksel, mutabakatın üçüncü ülkelerin egemen haklarını ihlal ettiğini, deniz hukukuna aykırı olduğunu ve diğer devletler açısından hukuki bir sonuç doğuramayacağını savunuyor.
AB'nin tutumu, Libya'daki son gelişmelere rağmen değişmedi. Anlaşma, Yunanistan, Türkiye ve Libya'yı ilgilendiren önemli bir gerilim kaynağı olmaya devam ediyor.
Türkiye, Yunanistan-Kıbrıs elektrik bağlantısını engellemekle suçlanıyor
Yunanistan ile Kıbrıs arasında planlanan denizaltı elektrik bağlantısı olan Büyük Deniz Enterkonnektörü (GSI), bir diğer önemli anlaşmazlık noktası.
Komisyon raporunda, Türkiye'nin AB'nin Ortak İlgi Projesi olarak belirlenen bu proje kapsamındaki etüt faaliyetlerini engellemeyi sürdürdüğü belirtiliyor.
Bu müdahale, Doğu Akdeniz'de enerji iş birliğini ve deniz faaliyetlerini etkileyen daha geniş bir anlaşmazlık tablosunun parçası olarak sunuluyor.
Rapor ayrıca Türkiye'nin, İran füze tehdidine karşılık Yunanistan'ın Karpathos adasına bir Patriot hava savunma bataryası yerleştirmesine yönelik itirazlarına da değiniyor.
Ardından, adadaki İngiliz askeri üslerine yönelik bir insansız hava aracı saldırısının ardından Yunanistan'ın Kıbrıs'a F-16 savaş uçakları konuşlandırması yeni gerginliklere yol açtı.
Komisyonun değerlendirmesine göre bu tür olaylar, daha geniş bölgesel güvenlik krizlerinin Atina ile Ankara arasındaki ilişkileri ne kadar hızlı etkileyebildiğini gösteriyor.
Kıbrıs sorunu ve Türkiye'nin iki devletli çözüm tutumu
Komisyon ayrıca Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki tutumunu eleştirel biçimde değerlendiriyor.
Ankara, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımayı reddetmeyi ve iki devletli çözümü desteklemeyi sürdürüyor. Bu tutum, BM Güvenlik Konseyi'nin ilgili kararlarına aykırı.
Brüksel, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin adadaki tek uluslararası tanınan devlet olduğunu yineliyor. Türkiye'yi, BM çerçevesinde adil, kapsamlı ve kalıcı bir çözümü desteklemeye çağırıyor.
Rapor, Ankara'yı gerilimi artırabilecek ya da müzakerelerin yeniden başlamasını zorlaştırabilecek tek taraflı adımlardan kaçınmaya çağırıyor.
Komisyon özellikle Maraş (Varosha) konusuna dikkat çekiyor. Komisyon, 2021 Temmuzu'nda duyurulan tek taraflı önlemlerin ve 2020 Ekim'inden bu yana atılan adımların geri alınmasını talep ediyor. Bu talep, BM Güvenlik Konseyi'nin 550 ve 789 sayılı kararlarına dayanıyor.
Rapor ayrıca Türkiye ile uluslararası alanda tanınmayan Kuzey Kıbrıs yönetimi arasında 2026 Temmuzu'nda imzalanan, denizaltı doğal gaz boru hattına ilişkin bir iş birliği mutabakatını da kaydediyor.
Anlaşma, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin onayı alınmadan yapıldı.
Ek endişeler arasında Türkiye'nin adadaki askeri varlığının artması, insansız hava aracı uçuşları ve Kıbrıs'ın deniz alanlarında yapılan askeri tatbikatlar yer alıyor.

Diyalog sürüyor ama temel anlaşmazlıklar duruyor
Bu endişelere rağmen Komisyon, Yunanistan ve Türkiye'nin 2023'ten bu yana ilişkileri iyileştirmek için gösterdiği çabaları kabul ediyor.
Bu çabalar arasında dışişleri bakanları görüşmeleri, siyasi diyalogun yeniden başlaması, güven artırıcı önlemler ve Şubat 2026'da yapılan altıncı Yüksek Düzeyli İş Birliği Konseyi toplantısı yer alıyor.
Ancak diplomatik yakınlaşma, iki ülke arasındaki temel anlaşmazlıkları çözmedi.
Kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgelerin sınırlandırılması hâlâ çözülmüş değil. Türkiye'nin Ege ve Doğu Akdeniz'deki tutumu ise endişe yaratmaya devam ediyor.
Bu nedenle Komisyon, Türkiye'den iyi komşuluk ilişkilerine, uluslararası anlaşmalara uyuma ve barışçıl anlaşmazlık çözümüne açık bir bağlılık göstermesini istiyor.
Komisyon, gerektiğinde Uluslararası Adalet Divanı'na başvurulmasını açıkça bir seçenek olarak gösteriyor.
Ankara'dan ayrıca AB üye devletleriyle ilişkilere zarar veren tehdit ve eylemlerden kaçınması isteniyor. Komisyon, Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti ile ilişkilerini normalleştirmesini ve deniz kaynakları ile aramayla ilgili haklar dahil olmak üzere her üye devletin egemenliğine ve egemen haklarına saygı göstermesini talep ediyor.
Rapor sonuçta diplomatik ilişkilerin iyileşmesi ile kalıcı bir çözüm arasında ayrım yapıyor.
Brüksel, Atina ile Ankara arasındaki diyaloğun sürmesini memnuniyetle karşılasa da diplomatik temasın tek başına yeterli olmadığını açıkça belirtiyor. Uluslararası hukuka ve Yunanistan ile Kıbrıs'ın egemen haklarına somut saygı gösterilmesi gerektiğini vurguluyor.
Komisyonun mesajına göre bölgesel istikrar yalnızca iletişimin sürdürülmesine değil, Ege ve Doğu Akdeniz'de yeniden çatışmayı tetikleyebilecek adımlardan kaçınılmasına da bağlı.