Yunan hükümeti, enerji krizi ağırlaşıp hane halkını ve esnafı sıkıştırırken yine «son dakika» stratejisini uyguluyor. Kriz bir türlü yatışmıyor. Bekleyiş, bu krizi yönetmenin kalıcı bir yöntemine dönüşmüş durumda; piyasa da tüketiciler de işi son ana kadar «bekle» diyerek geçiriyor.
Isınma petrolü, doğal gaz ve elektrik fiyatlarındaki artışlar, kışa girerken aile bütçelerini zorlayan ağır bir tablo çiziyor. Yeni fiyat dalgası hem akaryakıtta hem de enerji faturalarında baskıyı büyütüyor.
Şu an yürürlükte olan geçici sübvansiyon sistemi resmen 31 Ekim'de sona eriyor. Ancak resmi hükümet açıklamaları da tam bu son güne ertelendi. MEGA'ya yaptığı açıklamada Yunanistan hükümet sözcüsü Pavlos Marinakis, uluslararası piyasalardaki eşi görülmemiş belirsizlik nedeniyle kararların son anda kesinleştiğini doğruladı.
Marinakis, «Koşullar var olduğu sürece, durum ne kadar zorsa, elimizden geldiğince destek olmaya devam edeceğiz» dedi. Bu yaklaşım, enerji borsalarındaki dalgalanmalara göre planlamanın her gün yeniden şekillendiği bir yönetim anlayışını yansıtıyor.
Bugünkü enerji krizi sübvansiyonları
Bugün ısınma petrolündeki sübvansiyon 40 sent litre başına ulaşıyor. Maliyet devlet ile rafinericiler arasında eşit olarak paylaşılıyor. Motorin için destek litre başına 20 sent. Bunun 15 sentini devlet bütçesi, 5 sentini ise rafineriler karşılıyor. Normal kurşunsuz benzinde destek litre başına 10 sent ve tamamen devlet tarafından finanse ediliyor.
Şunu belirtmek gerekir: 30 Eylül'e kadar 10 sentlik devlet desteği ve 5 sentlik indirim zaten uygulanıyordu. Benzinli araç sahipleri için durum esasen değişmiyor. Hiçbir devlet desteği yok; yalnızca mevcut rafineri indiriminin yaklaşık 10 sent uzatılması söz konusu.
Bu arada, Kasım 2025 ile Kasım 2026'yı karşılaştıran örnek bir senaryoya göre bir hane, ısınma için ayda 67 euroya kadar fazla ödeyebiliyor. En büyük yük ısınma petrolünde görülüyor. Tüketim ihtiyaçlarındaki fark ise Atina ile Florina arasında çarpıcı boyutta.
Bu koşullarda her on beş gün, milyonlarca sürücü, hane ve küçük işletme için uzun süren bir gerilim filmine dönüşüyor. Harcamalarını planlamaya çalışan bu kesim, akaryakıt fiyatlarının çılgın seviyelerde seyrettiğini ve bir yıl içinde yüzde 40'a varan artışlar kaydettiğini biliyor.

Uluslararası piyasalardaki «yangın» ve Yunanistan gerçeği
Enerji piyasalarındaki tablo hâlâ patlayıcı. Bu durum son dakika hareketliliğini bir ölçüde açıklıyor, ama aynı zamanda Yunan ekonomisinin kırılganlığını da ortaya koyuyor.
Bu ortamda Kalkınma Bakanlığı Fiyat Gözlemevi'nin verileri boğucu bir günlük hayatı gösteriyor. Tüketiciler her akaryakıt istasyonuna yaklaştıklarında cüzdanlarına derinden dokunmak zorunda kalıyor.
Salı günü, 27 Ekim'e ait verilere göre ülke genelinde kurşunsuz benzinin (95 oktan) ortalama fiyatı litre başına 2,143 euro. Motorinin ortalama fiyatı litre başına 2,127 euro, ısınma petrolünün ortalama fiyatı ise litre başına 1,56 euro oldu.

Ülke içindeki mali alan daralırken Atina, umutlarını ve gözlerini Brüksel'e çevirdi.
Önümüzdeki dönem son derece belirleyici. Dört kritik Avrupa tarihi bu dönemi işaretliyor:
29 Ekim'de Enerji Bakanları Konseyi toplanıyor.
9 Kasım'da Eurogroup toplantısı yapılacak.
13 Kasım'da ve 26-27 Kasım'da Avrupalı liderlerin kritik toplantıları gerçekleşecek.
Bu temasların sonucu, hükümetin koruma şemsiyesini genişletmek için gerekli «araçları» bulup bulamayacağını belirleyecek.

Süre dolmak üzereyken
Ancak uluslararası göstergeler titrerken ve jeopolitik gerilimler enerji şokunu sürdürürken, kalıcı kaybedenler vatandaşlar ile meslek sahipleri olmaya devam ediyor. Bunlar, yarınla ilgili kaygı ve süre dolarken gelecek açıklamaların endişesiyle yaşamak zorunda kalıyor.